Egemen Hukuk Bürosu
Konkordato sürecinde şirket mallarının satılması ve mahkeme izni

Konkordato Sürecinde Şirketin Malları Satılabilir mi?

Konkordato sürecindeki bir şirketin bütün mallarının hukuken dondurulduğunu düşünmek doğru değildir. Ticari faaliyetini sürdüren bir işletme mal alır, üretir ve satar. Bir tekstil şirketinin ürettiği kıyafetleri, otomotiv şirketinin ticaretini yaptığı araçları veya toptancının deposundaki ürünleri satamaması hâlinde işletmenin gelir üretmesi mümkün olmaz.

Fakat şirketin ticari faaliyet kapsamında mal satabilmesi, malvarlığındaki her şeyi istediği kişiye ve istediği şartlarla devredebileceği anlamına da gelmez. Konkordato hukukunda olağan ticari faaliyet ile şirketin ekonomik bütünlüğünü etkileyen malvarlığı tasarrufları arasında önemli bir ayrım vardır.

Bir şirketin hangi malları neden sattığı bu ayrımın başlangıç noktasıdır.

Market işletmesinin rafındaki ürün, mobilya üreticisinin satış için ürettiği masa veya otomobil bayisinin satış stokundaki araç işletmenin faaliyet konusu içinde el değiştirmek üzere bulunan mallardır. Bunların müşterilere satılması, kural olarak işletmenin olağan ticari döngüsünün parçasıdır.

Şirket merkezinin bulunduğu taşınmazın, fabrikanın üretim hattının veya işletmenin faaliyeti için vazgeçilmez bir makinenin satılması ise farklı sonuçlar doğurabilir. Böyle bir işlem yalnız satış geliri yaratmaz; şirketin gelecekte faaliyet gösterebilme kapasitesini de değiştirebilir.

İcra ve İflas Kanunu, konkordato mühleti içinde borçlunun bazı tasarruflarını açık biçimde sınırlandırmıştır. Borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz, taşınmazını veya işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi devredemez ve ivazsız tasarrufta bulunamaz.

Dolayısıyla konkordato mühleti verilmiş bir şirketin sahip olduğu taşınmazı sıradan bir yönetim kararıyla satması mümkün değildir. Kanunun aradığı hâllerde mahkeme izni gerekir.

Mahkemenin izin değerlendirmesi de yalnız “şirket satmak istiyor” şeklindeki talebe dayanmaz. İşlemin konkordato projesiyle ilişkisi, şirketin faaliyetlerine etkisi ve alacaklıların menfaatleri önem taşır. Kanunda öngörülen usul çerçevesinde komiserin ve alacaklılar kurulunun görüşünün alınması da gündeme gelir.

Örneğin şirketin yıllardır kullanmadığı bir taşınmazının satılarak elde edilecek paranın konkordato ödemelerinde kullanılması, işletmenin tek üretim tesisinin piyasa değerinin çok altında bir bedelle ilişkili kişiye devredilmesinden tamamen farklı değerlendirilir.

Burada satış bedeli kadar satışın ekonomik gerekçesi önemlidir.

Konkordato, şirket malvarlığını korurken bütün varlıkların sonsuza kadar elde tutulmasını amaçlamaz. Bazen bir varlığın satılması şirketin kurtarılmasının parçası olabilir. Atıl bir taşınmazın, ihtiyaç fazlası makinenin veya faaliyet dışı bir yatırımın nakde çevrilmesi şirketin işletme sermayesini güçlendirebilir.

Hatta konkordato ön projesi baştan belirli varlıkların satılması ve elde edilecek kaynağın alacaklılara ödeme yapılmasında kullanılması üzerine kurulmuş olabilir. Böyle bir durumda satış, konkordatonun amacıyla çelişmek yerine projenin finansman yöntemlerinden birini oluşturabilir.

Ancak şirketin değerli mallarının konkordato mühleti sırasında kontrolsüz biçimde elden çıkarılması alacaklıların tahsil imkânını azaltabilir. Özellikle piyasa değerinin altında satışlar, ilişkili kişilerle gerçekleştirilen işlemler veya satış bedelinin şirkete gerçek anlamda girmediği işlemler çok daha dikkatli değerlendirilmelidir.

Komiser denetiminin önemi burada ortaya çıkar. Şirketin malvarlığında önemli bir değişiklik meydana getiren işlemler, konkordato projesinin uygulanabilirliğini doğrudan etkileyebilir.

Bir makinenin bilanço değeri 10 milyon TL görünürken gerçek piyasa değeri 25 milyon TL olabilir. Şirketin bu makineyi 12 milyon TL'ye satması muhasebe kayıtlarında zarar görünmemesine rağmen ekonomik açıdan ciddi değer kaybı yaratabilir.

Tersi de mümkündür. Defterlerde yüksek değerle bulunan ancak teknolojik olarak eskimiş bir makinenin piyasadaki gerçek değeri çok daha düşük olabilir. Konkordato dosyasında yalnız muhasebe rakamlarıyla hareket edilmemesi bu yüzden önemlidir.

Şirketin mallarının satılması bakımından stoklarla duran varlıkların ayrılması da pratik açıdan önem taşır. Satılmak üzere edinilmiş veya üretilmiş stokların ticari faaliyet içinde devri ile işletmenin uzun süre kullanmak amacıyla sahip olduğu taşınmaz, makine veya tesislerin elden çıkarılması aynı hukuki ve ekonomik işlevi taşımaz.

Bununla birlikte “stok” olarak kayıtlı olmak her durumda işlemi tartışmasız hâle getirmez. Şirketin faaliyetinin olağan ölçeğini aşan toplu satışlar, çok düşük fiyatlı devirler veya işletmenin faaliyetini fiilen durduracak nitelikteki işlemler konkordato sürecinde ayrıca incelenebilir.

Konkordato döneminde şirket yöneticilerinin şirket mallarını ortaklara veya yöneticilerle bağlantılı kişilere devretmesi de özellikle hassas bir konudur. Bir işlemin hukuken satış şeklinde kurulmuş olması, ekonomik olarak şirket malvarlığını koruduğunu tek başına göstermez.

Gerçek satış bedelinin bulunması, bedelin şirkete ödenmesi, işlemin ticari gerekçesinin açıklanabilmesi ve şirketin ekonomik menfaatine uygun olması değerlendirmede önem taşıyabilir.

Satıştan elde edilen paranın ne olduğu da en az malın satışı kadar önemlidir. Konkordato projesinde belirli bir taşınmazın satış bedelinin alacaklılara ödeme için kullanılacağı belirtilmişse, satış gerçekleştikten sonra paranın şirket ortaklarına aktarılması projenin mantığıyla bağdaşmaz.

Şirket malının satılması ile alacaklının o malı icra yoluyla sattırması ise birbirinden tamamen farklı konulardır. İlkinde borçlunun kendi malvarlığı üzerinde gerçekleştirdiği tasarruf, ikincisinde alacaklının cebri icra yoluyla tahsil girişimi söz konusudur.

Konkordato mühletinin icra takipleri ve satış işlemleri üzerindeki etkileri nedeniyle bir alacaklının hacizli malı sattırıp sattıramayacağı ayrıca değerlendirilir. Rehinli alacaklar bakımından da kanunda özel hükümler bulunmaktadır.

Bu ayrım özellikle araçlar ve makineler açısından önemlidir. Şirketin kendi ticari kararıyla bir aracı satmasıyla, haciz koyduran alacaklının aynı aracı icra dosyasından satışa çıkarması aynı hukuki kurallara tabi değildir.

Konkordato mühleti şirket mallarının üzerine görünmez bir “satılamaz” etiketi koymaz. Fakat şirket malvarlığı artık yalnız şirket ortaklarının ekonomik menfaatini ilgilendiren bir alan da değildir. Konkordato korumasının karşılığında alacaklıların ortak tahsil menfaati gözetilir.

Bu yüzden şirketin bir malı satıp satamayacağını değerlendirirken malın yalnız adına bakmak yeterli değildir. Mal işletmenin olağan ticaret konusu mu, şirket faaliyetinin devamı için gerekli mi, satış konkordato projesinin parçası mı, hangi bedelle ve kime yapılıyor, kanunen mahkeme izni gerekiyor mu ve satış bedeli nerede kullanılacak?

Bu soruların cevapları aynı satış işlemini konkordato bakımından olağan bir ticari faaliyet, şirketin yeniden yapılandırılmasına hizmet eden gerekli bir işlem veya alacaklıların menfaatini tehlikeye düşüren bir tasarruf hâline getirebilir. Konkordato döneminde şirket mallarının satışı açısından belirleyici olan, malın el değiştirmesinden çok şirket değerinin ve konkordato projesinin bu işlemden sonra nasıl etkilendiğidir.