Egemen Hukuk Bürosu
Konkordato sürecinde borçlunun yeni borç ve finansman sağlaması

Konkordato Sürecinde Borçlu Yeni Borçlanabilir mi?

Konkordato başvurusunun temelinde borçlunun mevcut borçlarını vadelerinde ödeyememesi veya ödeyememe tehlikesi bulunur. Bu tablo ilk bakışta “Konkordato ilan eden bir şirket artık yeni borçlanamaz” düşüncesini doğurabilir. Oysa ticari faaliyetine devam eden bir işletmenin hiç yeni borç doğurmadan çalışması çoğu zaman mümkün değildir.

Hammadde alınması, elektrik ve doğalgaz kullanılması, işyeri kirası, taşıma hizmetleri, personel giderleri veya yeni siparişlerin üretimi için yapılan alımlar şirket açısından yeni ödeme yükümlülükleri yaratır. Konkordato hukuku, işletmenin faaliyetini sürdürmesine izin verirken bu ekonomik gerçeği de dikkate alır.

Burada asıl ayrım konkordato öncesinden gelen borçlarla mühlet içinde doğan yeni borçlar arasında yapılmalıdır.

Konkordato projesinin konusu esas olarak borçlunun mevcut mali yükümlülüklerinin yeniden yapılandırılmasıdır. Mühlet verildikten sonra şirketin faaliyetini devam ettirmek amacıyla yaptığı yeni işlemler ise farklı bir hukuki ve ekonomik çerçevede değerlendirilir.

Örneğin üretici şirket konkordato mühleti içindeyken müşterisinden yeni sipariş almış olabilir. Siparişin üretilebilmesi için 2 milyon TL tutarında hammadde satın alması gerekiyorsa bu alışveriş yeni bir borç doğurur. Şirketin sırf konkordato sürecinde bulunması, böyle bir ticari işlemi kendiliğinden yasaklamaz.

Ancak yeni borçlanmanın şirketin olağan faaliyeti ve konkordato projesiyle uyumlu olması önemlidir. İşletmenin yaşamasını sağlayacak bir hammadde alımıyla, şirketin mali kapasitesiyle ilgisi bulunmayan yüksek riskli yeni bir yatırım için borç altına girmesi aynı şekilde değerlendirilemez.

Mahkeme konkordato mühleti sırasında borçlunun bazı işlemlerini komiser iznine bağlayabilir. Borçlu kural olarak komiserin nezareti altında faaliyet gösterdiğinden, önemli miktardaki yeni yükümlülüklerin şirketin mali yapısına ve konkordato projesine etkisi komiser denetiminin konusu olabilir.

Kredi kullanılması bakımından da “konkordatodaki şirket hiçbir şekilde kredi alamaz” şeklinde genel bir yasaktan söz etmek doğru değildir. Fakat kredi işleminin nasıl yapılandırıldığı önemlidir.

Bankanın yeni kredi karşılığında şirket malvarlığı üzerinde rehin veya başka bir teminat talep etmesi hâlinde konkordato hukukundaki tasarruf sınırlamaları devreye girebilir. Özellikle mühlet kararından sonra rehin tesis edilmesi, kanunun özel olarak düzenlediği işlemler arasındadır ve gerekli mahkeme izni bulunmadan gerçekleştirilemez.

Yeni finansman ile yeni teminat bu nedenle birbirinden ayrılmalıdır. Borçlanmanın mümkün olması, şirketin alacaklıya istediği malvarlığı üzerinde serbestçe rehin verebileceği anlamına gelmez.

Kefalet bakımından da benzer bir sınırlama vardır. Konkordato sürecindeki borçlunun başka bir kişinin borcuna kefil olması, işletmenin olağan finansman ihtiyacından farklıdır ve kanunun izin sistemine tabi tuttuğu tasarruflar arasındadır.

Yeni borçlanmanın ekonomik tarafı ise hukuki izinlerden daha geniştir. Konkordato projesi şirketin mevcut borç yükünü azaltmayı veya vadeye yaymayı amaçlarken şirketin mühlet boyunca kontrolsüz biçimde yeni borç üretmesi projenin başarı ihtimalini zayıflatabilir.

Bir şirket ayda 10 milyon TL faaliyet geliri elde ederken her ay 13 milyon TL yeni yükümlülük doğuruyorsa eski borçlarının yapılandırılması tek başına işletmeyi sağlıklı hâle getirmeyebilir. Konkordato sürecinin sonunda şirket daha büyük bir borç yüküyle karşı karşıya kalabilir.

Bu nedenle yeni borçların yalnız miktarı değil, hangi amaçla doğduğu ve nasıl ödeneceği de önemlidir.

Yeni alınan hammadde kısa süre içinde ürüne dönüşecek ve satış geliri yaratacaksa borçlanma işletme döngüsünün doğal bir parçası olabilir. Buna karşılık gelir yaratma ihtimali belirsiz bir yatırım için uzun vadeli ve yüksek maliyetli finansman kullanılması konkordato projesinin sürdürülebilirliğini tartışmalı hâle getirebilir.

Tedarikçiler açısından mesele başka bir yönden önem taşır. Konkordato mühleti içindeki bir şirkete vadeli mal veren kişi, geçmişte doğmuş konkordato alacaklısıyla aynı ekonomik konumda olduğunu varsaymamalıdır.

Mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların konkordato ve muhtemel sonraki iflas bakımından hukuki durumu İcra ve İflas Kanunu'nda özel olarak düzenlenmiştir. Özellikle komiser izniyle kurulan işlemlerin sonraki hukuki sonuçları, yeni finansman sağlayacak kişi bakımından sözleşme kurulmadan önce değerlendirilmelidir.

Bu düzenlemelerin arkasında önemli bir ekonomik ihtiyaç vardır. Yeni mal ve hizmet sağlayan herkes eski alacaklılarla tamamen aynı risk altında olsaydı konkordato sürecindeki şirkete hiç kimse hammadde, finansman veya hizmet vermek istemeyebilirdi. Böyle bir durumda işletmenin yaşaması ve konkordatonun başarıya ulaşması güçleşirdi.

Buna karşılık bu yaklaşım, konkordato şirketine sınırsız bir “yeni borçlanma hakkı” vermez. Komiser ve mahkeme denetiminin yanında şirket yönetiminin de yeni borçların işletmeye sağlayacağı faydayı ve ödeme kapasitesini değerlendirmesi gerekir.

Konkordato mühleti, yöneticilerin şirketin mali durumuna ilişkin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. İşletmenin ödeyemeyeceği açık olan yeni yükümlülüklerin sürekli biçimde üstlenilmesi hem konkordatonun başarısını hem de şirketin geleceğini tehlikeye sokabilir.

Yeni borçların muhasebe ve nakit akışı bakımından eski borçlardan ayrı takip edilmesi de önemlidir. Şirket yönetiminin “konkordato borçları” ile mühlet dönemindeki faaliyetlerden kaynaklanan cari yükümlülükleri birbirine karıştırması, gerçek ödeme kapasitesinin görülmesini zorlaştırır.

Özellikle çalışan ücretleri, kira, enerji, vergi, yeni tedarik ve lojistik giderleri gibi faaliyet döneminde doğan yükümlülüklerin düzenli izlenmesi gerekir. Eski borçlarını ödemek için zaman kazanan fakat güncel giderlerini karşılayamayan bir şirketin konkordato projesi uzun süre ayakta kalamayabilir.

Şirketin yeni finansman ihtiyacı başvuru yapılmadan önce de hesaplanmalıdır. Konkordato projesi yalnız geçmiş borçların hangi vadede ödeneceğini değil, işletmenin mühlet boyunca hangi işletme sermayesiyle yaşayacağını da gerçekçi biçimde ortaya koymalıdır.

Konkordato sürecindeki yeni borçlanmayı doğru okumak için “borçlanmak yasak mı?” sorusu tek başına yeterli değildir. Borcun işletmenin faaliyeti için gerekli olup olmadığı, komiser veya mahkeme izni gerektirip gerektirmediği, teminat içerip içermediği, şirketin bunu hangi kaynaktan ödeyeceği ve konkordato projesini güçlendirip güçlendirmediği birlikte değerlendirilmelidir.

Konkordato, eski borçları yeniden yapılandırırken şirketin ekonomik hayatını durdurmaz. Fakat yeni borcun anlamı değişir: işletmeyi ayakta tutan kontrollü finansman konkordatonun başarısına hizmet edebilirken, kaynağı ve geri ödeme planı bulunmayan yeni borçlanma aynı şirketi konkordato koruması içinde yeniden ödeme güçlüğüne sürükleyebilir.