Egemen Hukuk Bürosu
Konkordato mühleti verildiğinde devam eden icra takiplerinin durumu

Konkordato İlan Edilince Devam Eden İcra Takipleri Ne Olur?

Konkordato başvurusu yapan bir şirket hakkında daha önceden onlarca, hatta yüzlerce icra dosyası bulunabilir. Bazı dosyalarda yalnız ödeme emri gönderilmiş, bazılarında banka hesaplarına veya araçlara haciz konulmuş, bazılarında ise satış aşamasına yaklaşılmış olabilir. Mahkemenin konkordato mühleti vermesi bu dosyaları görmezden gelmez; devam eden takiplerin hukuki işleyişini doğrudan etkiler.

İcra ve İflas Kanunu'ndaki temel düzenlemeye göre, mühlet içinde borçlu aleyhine kanundaki istisnalar dışında yeni takip yapılamadığı gibi mühletten önce başlamış takipler de devam edemez.

Buradaki önemli nokta, icra dosyasının fiziksel veya elektronik olarak tamamen ortadan kalkmamasıdır. Takibin devam edememesi ile dosyanın silinmesi veya alacağın sona ermesi aynı şey değildir.

Örneğin alacaklı konkordato kararından iki ay önce şirket hakkında ilamsız takip başlatmış ve ödeme emri kesinleşmiş olabilir. Konkordato mühleti verildiğinde alacaklının sırf takibi daha önce kesinleşti diye haciz aşamasına geçebilmesi kural olarak mümkün değildir.

Takibin kesinleşmiş olması alacaklının varlığını ve takipteki hukuki durumunu etkileyebilir; fakat konkordato mühletinin takipleri durdurucu sonucunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Daha önce haciz konulmuş mallar bakımından da benzer bir ayrım gerekir. Bir araca, taşınmaza veya banka hesabına mühlet öncesinde haciz konulmuş olması, konkordato kararından sonra cebri icra işlemlerinin hiçbir sınırlama olmaksızın sürdürülebileceği anlamına gelmez.

Haciz ile satış birbirinden farklı aşamalardır. Alacaklının mühlet öncesinde haciz koydurmuş olması, hacizli malı mühlet içinde sattırma yetkisini otomatik olarak sağlamaz.

Örneğin şirketin bir aracı haczedilmiş fakat henüz satış gerçekleştirilmemişse, mühletin takipler üzerindeki etkisi nedeniyle satış işleminin devam edip edemeyeceği konkordato hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.

Daha karmaşık durum, satışın konkordato mühletinden önce gerçekleştirilmiş olmasıdır. Mal satılmış fakat satış bedeli henüz alacaklıya ödenmemiş olabilir. Böyle bir durumda yalnız “haciz daha önce konulmuştu” bilgisi yeterli değildir. Satış tarihi, paranın icra dosyasına girip girmediği ve bedelin alacaklıya ödenip ödenmediği önem kazanır.

Bu nedenle devam eden icra dosyalarında konkordato kararı öğrenildiğinde dosyanın hangi aşamada bulunduğunun tespit edilmesi gerekir. Ödeme emri, kesinleşme, haciz, satış talebi, ihale ve paranın paylaştırılması aynı hukuki aşamalar değildir.

Banka hesaplarına daha önce gönderilmiş haciz ihbarnameleri ve haciz müzekkereleri bakımından da mühlet tarihinin önemi vardır. Konkordato kararı öncesinde hesaptaki bir paranın haczedilmiş olmasıyla mühlet sonrasında hesaba yeni giren paranın durumu aynı şekilde değerlendirilmeyebilir.

Aynı mesele şirketin üçüncü kişilerde bulunan alacaklarında da ortaya çıkabilir. Borçlunun müşterisinden olan alacağı daha önce icra dosyasında haczedilmişse, konkordato mühletinin bu haciz ve tahsil süreci üzerindeki etkisi dosyanın mevcut aşamasına göre incelenmelidir.

Maaş hacizleri bakımından da konkordato borçlusunun kim olduğu önemlidir. Konkordato talep eden bir gerçek kişinin ücretine daha önce haciz konulmuş olması ile konkordato ilan eden şirketin çalışanının ücretindeki haciz birbirinden tamamen farklıdır.

Şirketin konkordato ilan etmesi, çalışanının kişisel borcu nedeniyle maaşından yapılan kesintiyi çalışanın kendi borcu bakımından konkordato korumasına dönüştürmez. Burada borçlu şirket değil, çalışandır. Şirket yalnız üçüncü kişi işveren konumundadır.

Bu ayrım, konkordato mühletinin etkisinin kime ait borç için doğduğunu göstermesi açısından önemlidir.

Konkordato mühleti devam eden takiplerde satış isteme ve cebri icra işlemlerinin ilerletilmesi bakımından da sonuç doğurur. Alacaklının konkordato öncesinde satış talebinde bulunmuş olması, satışın mühlet içinde mutlaka gerçekleştirileceği anlamına gelmez.

Bununla birlikte bütün icra takiplerinin aynı kurala tabi olduğunu söylemek de doğru değildir. Kanunun açıkça istisna tuttuğu takipler bulunmaktadır.

Özellikle rehinle temin edilmiş alacaklar bakımından rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılması veya başlamış takibe devam edilmesi mümkündür. Ancak mühlet içinde rehinli mal hakkında muhafaza tedbiri alınması ve satış yapılması bakımından kanuni sınırlamalar vardır.

Dolayısıyla banka konkordato öncesinde şirket taşınmazının ipoteğine dayanarak takip başlatmışsa bu dosya, teminatsız bir tedarikçinin genel haciz yoluyla yürüttüğü dosyayla aynı kurallara tabi değildir.

Kanunun belirli imtiyazlı alacaklar için tanıdığı istisnalar da ayrıca dikkate alınmalıdır. Takibin yalnız tarihine değil, alacağın niteliğine de bakılması gerekir.

Konkordato mühleti sırasında takiplerin durması alacaklı açısından süre kaybına yol açmaması için zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bakımından da özel sonuçlar doğurur. Kanunun mühlet nedeniyle takip yapılamayan alacakları koruyan hükümleri bulunmaktadır.

Alacaklının devam eden icra dosyasının durması üzerine alacağını artık takip etmesine gerek olmadığı düşüncesine kapılması ise ciddi bir hata olabilir. Bireysel icra işlemleri ilerlemese bile konkordato dosyasında alacaklıların haklarını kullanacağı ayrı bir süreç devam eder.

Alacağın konkordato kapsamında doğru miktarla dikkate alınması, komiser tarafından yapılan ilanların takip edilmesi ve gerektiğinde alacağın bildirilmesi önem taşır.

İcra dosyasında borç 2 milyon TL görünürken konkordato kayıtlarında 1,2 milyon TL yer alabilir. Şirket alacağın bir kısmının ödendiğini veya tartışmalı olduğunu ileri sürebilir. Takibin konkordato nedeniyle ilerlememesi bu uyuşmazlığı çözmez.

Alacaklı açısından bir diğer önemli konu konkordatonun nasıl sonuçlanacağıdır. Konkordatonun tasdik edilmesi, reddedilmesi, mühletin kaldırılması veya borçlu hakkında iflas kararı verilmesi, duran icra takiplerinin geleceğini farklı şekillerde etkileyebilir.

Bu nedenle konkordato kararının ardından mevcut icra dosyası yalnız “durdu” şeklinde işaretlenip unutulmamalıdır. Dosyanın geleceği konkordato sürecinin sonucuyla bağlantılıdır.

Konkordato mühleti verilmesiyle alacaklının hukuki odağı değişir. Mühlet öncesinde önemli olan haczin ne zaman konulacağı ve malın ne zaman satılacağı iken, mühlet sonrasında şirketin konkordato projesi, alacak miktarı, alacaklının oylamadaki konumu ve projenin tasdik edilip edilmeyeceği daha fazla önem kazanır.

Devam eden icra takibinin konkordatodan etkilenip etkilenmediğini anlamak için dört tarih özellikle önemlidir: takibin başlangıcı, haczin tarihi, varsa satışın gerçekleştiği tarih ve konkordato mühletinin başladığı tarih. Dosyanın hukuki konumu çoğu zaman bu zaman çizgisi üzerinden anlaşılır.

Konkordato, geçmişte açılmış icra dosyalarını yok saymaz; fakat onların bireysel tahsil gücünü mühlet boyunca önemli ölçüde sınırlar. Alacaklı için artık mesele yalnız “icra dosyam ne olacak?” değildir. Asıl mesele, duran takipteki alacağın konkordato sürecinde hangi hukuki konumda ve hangi miktarla korunacağıdır.