Konkordato Sürecinde İhtiyati Haciz Uygulanabilir mi?
İhtiyati haciz, alacaklının henüz kesin haciz aşamasına gelmeden borçlunun malvarlığı üzerinde geçici bir güvence elde etmesini sağlayan önemli bir hukuki korumadır. Alacaklı, borçlunun mallarını devretmesinden veya tahsil imkânının ortadan kalkmasından endişe ediyorsa şartları bulunduğunda mahkemeden ihtiyati haciz talep edebilir. Borçlu hakkında konkordato mühleti verilmesi ise bu mekanizmanın uygulanmasını önemli ölçüde değiştirir.
Konkordato mühletinin amaçlarından biri, borçlunun malvarlığının alacaklılar tarafından ayrı ayrı haczedilmesini önleyerek yeniden yapılandırma sürecinin kolektif biçimde yürütülmesini sağlamaktır. Bu koruma yalnız kesin hacizlerle sınırlı tutulmuş olsaydı alacaklıların ihtiyati haciz yoluyla aynı sonucu dolaylı biçimde elde etmeleri mümkün olabilirdi.
İcra ve İflas Kanunu'ndaki mühlet hükümleri bu nedenle ihtiyati haciz kararlarının uygulanmasını da kapsayan bir koruma sistemi oluşturur.
Burada “ihtiyati haciz kararı verilmesi” ile “verilmiş kararın icra edilerek borçlunun malına ihtiyati haciz konulması” kavramlarının birbirinden ayrılması önemlidir. İhtiyati haciz mahkeme kararıyla doğan bir hukuki koruma olmakla birlikte, kararın borçlunun malvarlığı üzerinde fiilen sonuç doğurabilmesi için icra aşaması bulunmaktadır.
Konkordato bakımından belirleyici mesele de mühletin cebri icra işlemleri üzerindeki etkisidir.
Örneğin bir tedarikçi şirket, 5 milyon TL tutarındaki vadesi gelmiş alacağı için borçlu hakkında ihtiyati haciz kararı almış olabilir. Karar henüz uygulanmadan borçlu hakkında geçici mühlet verilirse, alacaklının elinde mahkeme kararı bulunması mühletin takip ve haciz üzerindeki koruyucu etkisini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Başka bir ihtimalde ihtiyati haciz, konkordato mühletinden önce uygulanmış olabilir. Borçlunun araçlarına veya banka hesabına ihtiyati haciz konulmuş olması, alacaklıyı konkordato sürecinden tamamen bağımsız bir konuma getirmez.
İhtiyati haciz zaten niteliği gereği kesin tahsil anlamına gelmez. Alacaklının ileride alacağını tahsil edebilmesi için geçici bir güvence sağlar. Konkordato mühleti başladığında daha önce uygulanmış ihtiyati haczin bundan sonraki etkisi, takip yasağı ve konkordato hükümleriyle birlikte değerlendirilir.
Bu noktada zamanlama büyük önem taşır. İhtiyati haciz kararının tarihi, kararın ne zaman uygulandığı, esas icra takibinin başlatılıp başlatılmadığı ve konkordato mühletinin başlangıç tarihi aynı dosyada farklı hukuki sonuçlar yaratabilir.
Konkordato mühletinin geçici veya kesin olması da korumanın varlığı açısından gözden kaçırılmamalıdır. Takiplere ilişkin koruyucu sonuçlar yalnız kesin mühlet aşamasında başlamaz. Geçici mühlet de kesin mühletin sonuçlarını doğurduğundan, borçlu henüz konkordatonun ilk inceleme aşamasındayken takip korumasından yararlanabilir.
Alacaklının “Henüz kesin mühlet verilmedi, o hâlde ihtiyati haczi uygulatabilirim” düşüncesi bu nedenle her durumda doğru değildir.
Bununla birlikte konkordato hukukundaki takip yasağı mutlak değildir. Kanunun mühlet sırasında takibe izin verdiği bazı alacak ve takip türleri vardır. İhtiyati haciz bakımından da alacağın bu istisnalardan birine girip girmediği ayrıca incelenmelidir.
Özellikle İcra ve İflas Kanunu'nun 206. maddesinin birinci sırasında sayılan imtiyazlı alacaklar bakımından kanunun tanıdığı takip imkânları önem taşır. İşçi alacaklarının belirli bölümleri gibi kanunen özel koruma sağlanan alacaklar, sıradan ticari alacaklarla aynı değerlendirmeye tabi tutulmaz.
Rehinli alacaklarda ise mesele farklıdır. Rehinli alacaklıların mühlet içindeki takip hakları özel olarak düzenlenmiştir. Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilmesi veya devam ettirilebilmesi mümkün olmakla birlikte, mühlet döneminde muhafaza ve satış işlemleri bakımından sınırlamalar bulunmaktadır.
Zaten belirli bir mal üzerinde rehin hakkı bulunan alacaklının durumu ile hiçbir teminatı bulunmayan alacaklının ihtiyati haciz yoluyla güvence yaratmaya çalışması aynı değildir.
İhtiyati haciz ile ihtiyati tedbir de birbirine karıştırılmamalıdır. İhtiyati haciz esas olarak para alacaklarının güvence altına alınmasına yönelik özel bir geçici hukuki korumadır. İhtiyati tedbir ise uyuşmazlığın konusu ve korunmak istenen hakka göre farklı bir işlev görebilir.
Bir mahkeme kararında kullanılan “tedbir” kelimesinin bulunması, işlemin konkordato bakımından ihtiyati hacizle aynı sonuca tabi olduğu anlamına gelmez. Kararın içeriği ve hangi hakkı koruduğu incelenmelidir.
Örneğin mülkiyetinin kendisine ait olduğunu ileri süren üçüncü kişinin belirli bir malın devrinin önlenmesini istemesi ile para alacaklısının borçlunun herhangi bir malına ihtiyati haciz koydurmak istemesi hukuken farklı amaçlara sahiptir.
Konkordato mühletinin ihtiyati haczi sınırlaması, alacaklının alacağını kaybettiği anlamına gelmez. Alacaklı, konkordato dosyasındaki haklarını kullanmaya devam eder. Alacağın bildirilmesi, miktarının doğru biçimde kayda geçirilmesi ve konkordato projesinin değerlendirilmesi ihtiyati hacizden ayrı bir süreçtir.
Alacaklı açısından burada strateji değişir. Konkordato öncesinde “mal kaçırılmadan ihtiyati haciz koydurmalıyım” düşüncesi ön plandayken mühlet sonrasında bireysel güvence mekanizmalarının yerini büyük ölçüde konkordatonun kolektif koruma sistemi alır.
Bu durum borçluya malvarlığını istediği gibi azaltma imkânı vermez. Konkordato komiserinin gözetimi, mahkemenin tedbirleri ve borçlunun bazı tasarruflarının izne tabi tutulması, alacaklıların ortak menfaatinin korunmasına hizmet eder.
Alacaklı açısından da mühlet kararının tarihi mutlaka kontrol edilmelidir. İhtiyati haciz talebinin veya kararının mühlet öncesine ait olması tek başına yeterli değildir; kararın uygulanıp uygulanmadığı ve hangi tarihte uygulandığı ayrıca önem taşır.
Konkordato sürecinde ihtiyati haciz meselesini yalnız “karar var mı?” üzerinden değerlendirmek bu yüzden eksik kalır. İhtiyati haczin hangi alacak için istendiği, alacağın kanuni istisnalardan birine girip girmediği, kararın ve uygulamanın tarihleri ile konkordato mühletinin başlangıcı birlikte okunmalıdır.
Konkordato mühleti, alacaklılar arasındaki tahsil yarışını geçici olarak durdurmayı hedefler. İhtiyati haczin bu dönemdeki sınırı da tam burada ortaya çıkar: bireysel alacaklının malvarlığı üzerinde kendisine özel bir tahsil avantajı yaratması yerine, borçlunun malvarlığının bütün alacaklıları ilgilendiren konkordato süreci içinde korunması esas alınır.