Konkordato İlan Eden Şirketin Çekleri ve Senetleri Ne Olur?
Ticari hayatta çek ve bono çoğu zaman şirketlerin günlük finansmanının bir parçasıdır. Bir şirket konkordato başvurusu yaptığında piyasada henüz vadesi gelmemiş çok sayıda çeki veya bonosu bulunabilir. Konkordato mühleti verilmesi bu kıymetli evrakı ortadan kaldırmaz, vadelerini kendiliğinden değiştirmez ve çek veya senet üzerindeki imzaları hükümsüz hâle getirmez.
İlk ayrım burada yapılmalıdır: Konkordato, çek veya senedin varlığını değil, bu belgelerden kaynaklanan alacağın borçlu şirketten hangi yöntemle tahsil edilebileceğini etkiler.
Örneğin şirketin üç ay önce düzenlediği ve mühlet döneminde vadesi gelecek 2 milyon TL'lik bir bonosu varsa, mahkemenin konkordato kararı bononun üzerindeki vade tarihini silmez. Senet vadesinde muaccel olur. Fakat alacaklının konkordato borçlusu şirkete karşı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapabilmesi, mühletin takip yasağına ilişkin hükümleriyle karşılaşır.
Aynı durum daha önce başlatılmış kambiyo takipleri bakımından da önemlidir. Alacaklı mühlet kararından önce şirket hakkında çek veya bonoya dayanarak icra takibi başlatmış olabilir. Takibin kambiyo senedine dayanması, onu konkordato mühletinin genel takip yasağından kendiliğinden çıkarmaz.
Başka bir ifadeyle, alacağın adi bir faturadan değil de bonodan doğması tek başına alacaklıya konkordato mühleti içinde haciz yoluyla tahsil imkânı sağlamaz.
Çeklerde ise mesele ödeme için ibraz nedeniyle daha görünür hâle gelir. Şirketin konkordato sürecinde bulunması, çekin bankaya ibraz edilmesine ilişkin çek hukuku kurallarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Çekin süresinde ibraz edilmesi, çekten doğan hakların korunması bakımından önemini koruyabilir.
Konkordato kararı ile çekin bankaya hiç sunulmaması gerektiği düşüncesi bu yüzden doğru değildir.
Şirket hesabında yeterli karşılık bulunup bulunmadığı ve bankanın çek karşılığını hangi şartlarda ödeyeceği ise konkordato mühletinden ayrı olarak çek ve bankacılık mevzuatı çerçevesinde değerlendirilir.
Çekin karşılığının bulunmaması hâlinde bankaca yapılan işlemler de önem taşır. Konkordato, çekin üzerinde “ödenmedi” veya ilgili mevzuat uyarınca karşılıksızlığa ilişkin işlemin yapılmasını hukuken anlamsız hâle getirmez.
Bununla birlikte karşılıksız çekin hukuki ve cezai sonuçları ile konkordato mühletinin etkisi, yalnız “şirket konkordato ilan etti” cümlesi üzerinden değerlendirilemez. Çekin düzenlenme tarihi, ibraz tarihi, konkordato kararının tarihi, şirketi temsilen çek hesabı üzerinde işlem yapan kişi ve ilgili özel düzenlemeler birlikte incelenmelidir.
Özellikle çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına ilişkin cezai süreçler, kambiyo alacağının icra yoluyla tahsilinden farklı bir hukuki alandır. Konkordato mühletinin icra takiplerini sınırlandırması, bütün cezai sonuçların kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Bono bakımından da senedin şeklen geçerli olup olmadığı ayrı bir konudur. Konkordato, geçersiz bir bonoyu geçerli hâle getirmediği gibi geçerli bir bonoyu da hükümsüzleştirmez. Vade, imza, bedel ve diğer kambiyo unsurları kendi hukukuna göre incelenmeye devam eder.
Konkordato sürecinde çek ve senetler açısından en önemli konulardan biri avalistin durumudur.
Şirket tarafından düzenlenen bonoda şirket borcuna aval veren gerçek kişi veya başka bir şirket bulunabilir. Benzer biçimde kambiyo senedinde birden fazla borçlu yer alabilir. Konkordato mühleti ise kural olarak konkordato talep eden borçlu bakımından sonuç doğurur.
Şirketin konkordato koruması, senette aval veren üçüncü kişiyi otomatik olarak aynı korumanın içine almaz.
Örneğin A Ltd. Şti. tarafından düzenlenen 3 milyon TL'lik bonoya şirket ortağı şahsen aval vermiş ve yalnız A Ltd. Şti. hakkında konkordato mühleti verilmişse, şirketin takip koruması avalistin kişisel malvarlığına kendiliğinden yayılmaz.
Bu ayrım alacaklı açısından son derece önemlidir. Aynı kıymetli evrakta birden fazla sorumlu bulunabilir ve bunların her birinin konkordato karşısındaki hukuki konumu ayrı ayrı belirlenmelidir.
Kefalet ile avalin birbirine karıştırılmaması da gerekir. Aval kambiyo senedine özgü bir teminat kurumudur ve avalistin sorumluluğu kambiyo hukuku hükümlerine göre şekillenir. Şirket borcuna genel kredi sözleşmesi kapsamında kefil olan kişiyle bonoya aval veren kişinin hukuki sorumluluğu aynı temele dayanmaz.
Çekte de şirket dışında sorumlu olabilecek kişilerin bulunması mümkündür. Cirantalar, avalistler veya diğer kambiyo borçlularının konumu, konkordato talep eden şirketin durumundan ayrı değerlendirilmelidir.
Konkordato mühletinin üçüncü kişilere otomatik olarak yayılmamasının pratik sonucu şudur: alacaklı konkordato borçlusu şirkete karşı bireysel takip yapamazken aynı çek veya senetten sorumlu olan ve konkordato koruması altında bulunmayan başka bir kişiye karşı haklarını kullanabilir.
Ancak üçüncü kişiden yapılan tahsilat, şirketten talep edilebilecek toplam alacak hesabında elbette dikkate alınmalıdır. Alacaklının aynı borcu iki kez tahsil etmesi mümkün değildir.
Çek veya bononun konkordato dosyasındaki alacak bildirimi bakımından kullanılması da önemlidir. Kıymetli evrak, alacağın varlığını ve hukuki temelini gösteren belgelerden biri olabilir. Alacaklı senedi elinde bulunduruyor diye konkordato dosyasını takip etmeme lüksüne sahip değildir.
Alacağın komiserliğe bildirilmesi sırasında senedin bedeli, vadesi, varsa yapılan kısmi ödemeler ve diğer kambiyo borçlularından elde edilen tahsilatlar doğru biçimde ortaya konulmalıdır.
Faiz konusu da ayrıca değerlendirilmelidir. Rehinle temin edilmemiş alacaklarda mühlet tarihinden sonraki faiz bakımından konkordatonun özel hükümleri bulunduğundan, senette faiz veya temerrüt faizi öngörülmüş olması tek başına mühlet boyunca aynı hesabın devam edeceği anlamına gelmez.
Şirketin konkordato mühleti sırasında yeni çek veya bono düzenlemesi ise geçmişte düzenlenmiş kıymetli evrakın durumundan farklı bir konudur. Ticari faaliyetine devam eden şirket yeni mal veya hizmet alımları için ödeme aracı olarak çek ya da bono kullanmak isteyebilir.
Böyle bir işlem, şirketin mühlet döneminde yeni borçlanması ve komiser gözetimindeki faaliyetleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Şirketin ödeme gücünü aşan biçimde yeni vadeli yükümlülükler oluşturması, konkordato projesinin sürdürülebilirliği bakımından sorun yaratabilir.
Özellikle geçmiş borçların ödenemediği bir dönemde yeni çeklerin sürekli karşılıksız kalması, şirketin konkordato sonrasındaki faaliyet kabiliyeti hakkında ciddi soru işaretleri doğurabilir.
Konkordato ilan eden şirketin çek ve senetleri bakımından doğru inceleme dört ayrı kişiyi birbirinden ayırmayı gerektirir: kambiyo senedini düzenleyen şirket, senedi elinde bulunduran alacaklı, varsa avalist ve diğer kambiyo borçluları. Konkordato bu kişilerin hepsini tek bir hukuki statüye sokmaz.
Şirketin konkordato mühleti çekin veya bononun üzerindeki borcu kâğıttan silmez. Değişen şey, o borcun tahsil güzergâhıdır. Kıymetli evrak yaşamaya devam eder; fakat konkordato borçlusu bakımından senedin icra gücü, mühletin kolektif tahsil düzeniyle birlikte okunmak zorundadır.