Konkordato İlan Eden Şirketten Alacağı Olan Kişi Ne Yapmalıdır?
Bir müşterinizden, ticari ortağınızdan veya mal verdiğiniz şirketten alacağınız varken şirketin konkordato ilan ettiğini öğrendiğinizde ilk tepki çoğu zaman icra takibine yönelmek olur. Oysa konkordato mühleti verilmişse alacaklının hareket alanı normal tahsil sürecinden farklılaşır. Bu aşamada hızlı davranmak kadar doğru yerde ve doğru işlemle hareket etmek önemlidir.
İlk yapılması gereken, şirket hakkında yalnızca “konkordato ilan edildiği” bilgisini duymakla yetinmemektir. Konkordato dosyasının hangi aşamada bulunduğu belirlenmelidir.
Şirket yalnız başvuru yapmış olabilir, geçici mühlet verilmiş olabilir, kesin mühlete geçilmiş olabilir veya konkordato projesi tasdik aşamasına ulaşmış olabilir. Alacaklının kullanacağı haklar bakımından bu aşamalar aynı değildir.
Mahkemenin verdiği kararlar ve yapılan ilanlar incelenerek geçici mühletin başlangıç tarihi, görevlendirilen konkordato komiseri veya komiser heyeti ve dosyanın güncel durumu tespit edilmelidir.
İkinci önemli konu alacağın miktarını ve dayanağını netleştirmektir.
Alacak yalnız bir fatura rakamından ibaret olmayabilir. Ana para, mühlet tarihine kadar işlemiş faiz, yapılan kısmi ödemeler, iade faturaları, mahsuplar, teminatlar ve varsa çek veya senetler birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin şirket kayıtlarında alacağınız 800 bin TL görünürken sizin ticari defterlerinizde 1 milyon TL bulunabilir. Aradaki farkın hangi faturadan, ödemeden veya mahsup işleminden kaynaklandığı konkordato sürecine girilmeden önce belirlenmelidir.
Çünkü konkordato oylamasında ve ödeme projesinde dikkate alınacak alacak miktarı yalnız tahsil edilecek parayı değil, alacaklının süreçteki ağırlığını da etkileyebilir.
Alacaklı açısından en kritik aşamalardan biri alacağın komiserliğe bildirilmesidir.
Konkordato komiseri, kanuni süreç içinde alacaklıları alacaklarını bildirmeye davet eder. Bu ilan takip edilmeli ve alacak gerekli belgelerle birlikte süresinde bildirilmelidir.
Fatura, sözleşme, cari hesap ekstresi, banka hareketleri, teslim belgeleri, çek, bono, mahkeme kararı veya daha önce başlatılmış icra dosyası alacağın dayanağını gösterebilecek belgeler arasında yer alabilir.
Alacağın şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olması, alacaklının konkordato dosyasını hiç takip etmemesi gerektiği anlamına gelmez.
Aynı şekilde daha önce icra takibi başlatılmış olması da konkordato sürecindeki alacak bildiriminin gereksiz olduğu düşüncesine yol açmamalıdır. İcra dosyası ile konkordato dosyası farklı işlevlere sahiptir.
Mühlet nedeniyle icra takibinin ilerleyememesi, alacaklının konkordato içindeki haklarının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Tam tersine bireysel tahsil yolu sınırlandığı için alacaklının konkordato sürecini daha yakından takip etmesi gerekir.
Borçlu şirket alacağın tamamını kabul etmeyebilir. Örneğin 3 milyon TL talep eden alacaklının yalnız 1,8 milyon TL'lik kısmını kabul ettiğini bildirebilir. Böyle bir uyuşmazlıkta alacağın hangi miktarla konkordato hesabına katılacağı önem kazanır.
Mahkeme, çekişmeli alacakların konkordato nisabında hangi miktarla dikkate alınacağı konusunda karar verebilir. Bu karar alacağın maddi hukuk bakımından kesin olarak varlığını veya yokluğunu belirleyen nihai bir alacak hükmüyle aynı işlevi görmez.
Alacaklının yalnız “borçlu beni kabul etmedi” diyerek sürecin dışında kaldığını düşünmesi bu nedenle doğru değildir.
Alacağın teminatlı olup olmadığı da başlangıçta belirlenmelidir.
Şirket taşınmazı üzerinde ipoteğiniz, taşınır rehni veya başka bir ayni teminatınız bulunuyorsa konkordato içindeki hukuki konumunuz teminatsız bir alacaklıdan farklı olabilir. Rehinli alacakların takip ve faiz rejimi de adi alacaklardan ayrılır.
Bunun yanında şirket borcu için üçüncü bir kişinin kefaleti, avalı veya başka bir kişisel teminatı bulunabilir.
Konkordato borçlusu şirket hakkında verilen mühlet, kefil veya avalist gibi üçüncü kişileri kural olarak kendiliğinden aynı korumanın içine almaz. Bu nedenle alacaklı yalnız şirketin konkordato dosyasına odaklanmadan diğer borçlu ve teminatları da incelemelidir.
Örneğin şirketten 5 milyon TL bono alacağı bulunan kişinin senette şirket ortağının avalinin bulunması, tahsil seçenekleri bakımından önemli olabilir. Şirket konkordato mühleti altındayken avalistin hukuki durumu ayrıca değerlendirilir.
Alacaklının incelemesi gereken bir diğer belge konkordato projesidir.
Projede alacağın ne kadarının ödeneceği, ödeme yapılacak tarihler, varsa tenzilat oranı, vade yapısı ve finansman kaynağı yer alabilir. “Borcun yüzde 70'i ödenecek” ifadesi tek başına yeterli değildir; bu ödemenin hangi kaynakla ve hangi tarihlerde yapılacağı da önemlidir.
Şirketin faaliyetlerinden yaratacağı nakit, malvarlığı satışı, ortak finansmanı veya başka bir kaynak öngörülmüş olabilir. Alacaklı, teklif edilen ödemenin yalnız kâğıt üzerindeki oranına değil uygulanabilirliğine de bakmalıdır.
Konkordato komiserinin raporları bu noktada önemli bilgi sağlayabilir. Şirketin mali durumu, projenin uygulanabilirliği, faaliyet sonuçları ve alacaklılara sunulan teklif komiser tarafından incelenir.
Alacaklılar toplantısı ise sürecin yalnız formalite niteliğinde bir bölümü değildir. Konkordato projesinin kabul edilip edilmemesinde kanunun öngördüğü alacaklı ve alacak miktarı çoğunlukları önem taşır.
Alacaklının toplantıya katılması, projeyi incelemesi ve oy hakkını bilinçli biçimde kullanması kendi ekonomik menfaatinin bir parçasıdır.
Bir alacaklının projeye olumlu veya olumsuz yaklaşması yalnız teklif edilen indirim oranına bağlı olmayabilir. Borçlunun iflas etmesi hâlinde muhtemel tahsilat miktarı, konkordato kapsamında önerilen ödeme takvimi, şirketin faaliyet kabiliyeti ve teminatların durumu birlikte değerlendirilebilir.
Örneğin konkordato projesi alacağın yüzde 80'ini iki yılda ödemeyi teklif ederken şirketin iflası hâlinde tahmini tahsilat çok daha düşük olabilir. Başka bir dosyada ise şirketin güçlü malvarlığı bulunmasına rağmen konkordato projesi alacaklıya ekonomik açıdan tartışmalı bir teklif sunabilir.
Bu değerlendirme her alacaklı ve her dosya bakımından farklıdır.
Alacaklı açısından dikkat edilmesi gereken başka bir nokta da konkordato sürecinde şirketle yapılan yeni ticari işlemlerdir.
Konkordato ilan eden şirkete mühlet sonrasında yeni mal satılması veya hizmet verilmesi, eski alacağın tahsilinden ayrı bir ticari karardır. Yeni borçların hukuki konumu ve ödeme riski ayrıca değerlendirilmelidir.
“Eski alacağımı ödemeleri için yeni mal vermeye devam edeyim” yaklaşımı, yeni ve eski borçların birbirine karışmasına yol açabilir. Her siparişin ödeme şartı ve teminat yapısı ayrı kurulmalıdır.
Konkordatonun tasdik edilmesi hâlinde alacaklı için süreç bitmiş sayılmaz. Bu defa tasdik edilen projenin ödeme takviminin izlenmesi gerekir. Borçlunun projede öngörülen vadelerde ödeme yapmaması hâlinde alacaklının kullanabileceği hukuki yollar gündeme gelebilir.
Konkordato talebinin reddedilmesi veya mühletin kaldırılması hâlinde ise daha önce duran takiplerin ve yeni takip imkânlarının durumu yeniden değerlendirilir. Borçlunun iflasa tabi kişilerden olması hâlinde bazı durumlarda iflas kararı da sürecin sonucu olabilir.
Konkordato ilan eden şirketten alacağı bulunan kişinin dosyasını yönetirken üç ayrı klasör düşünmesi faydalıdır: alacağın ispatı, teminatların durumu ve konkordato sürecindeki işlemler. Fatura ve sözleşmeler ilkini, ipotek-kefalet-aval gibi güvenceler ikincisini, komiser ilanları ve proje belgeleri ise üçüncüsünü oluşturur.
Konkordato alacaklı için yalnız “bekleme dönemi” değildir. İcra yoluyla bireysel tahsilin sınırlanması, alacaklıyı pasif hâle getirmez; tam tersine alacağın miktarını, teminatını ve konkordato teklifinin ekonomik karşılığını daha dikkatli takip etmeyi gerektirir. İcra dosyasında yapılabilecek işlemler azalırken konkordato dosyasında verilmesi gereken kararların önemi artar.