Egemen Hukuk Bürosu
Konkordato süresinde alacağını bildirmeyen alacaklının hukuki durumu

Alacağını Konkordatoya Bildirmeyen Alacaklı Ne Olur?

Konkordato komiserinin alacaklılara yaptığı çağrıyı görmeyen veya süresini kaçıran bir alacaklının ilk endişesi genellikle aynıdır: “Alacağımı bildirmedim, artık paramı alamayacak mıyım?” Konkordato hukukunda bu sorunun cevabı yalnız bildirimin yapılıp yapılmadığına bakılarak verilemez. Alacağın borçlunun kayıtlarında bulunup bulunmadığı ve konkordatonun hangi aşamada olduğu da önem taşır.

İcra ve İflas Kanunu uyarınca konkordato komiseri, alacaklıları ilan tarihinden itibaren on beş gün içinde alacaklarını bildirmeye davet eder. Adresi belli olan alacaklılara ilanın bir örneği ayrıca posta ile gönderilir.

Bu çağrı, konkordato sürecindeki alacakların belirlenebilmesi için yapılır. Borçlunun kimlere ne kadar borcu bulunduğunun ortaya çıkması, hem konkordato projesinin gerçekçi biçimde değerlendirilmesi hem de alacaklıların proje üzerindeki iradesinin belirlenmesi açısından gereklidir.

Kanun, süresinde alacağını bildirmeyen alacaklı bakımından önemli bir sonuç öngörmektedir. Borçlunun bilançosunda kayıtlı olmayan alacaklılar, alacaklarını süresinde bildirmemişlerse konkordato projesinin müzakerelerine kabul edilmezler.

Buradaki “bilançoda kayıtlı olma” ayrımı son derece önemlidir.

Örneğin bir şirketin muhasebe kayıtlarında A tedarikçisine 1 milyon TL borcu açıkça görünüyorsa ancak A tedarikçisi komiserin çağrısı üzerine ayrıca alacak bildiriminde bulunmamışsa ortaya çıkan hukuki durumla, şirket kayıtlarında hiç görünmeyen B kişisinin 1 milyon TL'lik alacağını bildirmemesi aynı değildir.

Şirket kayıtlarında yer almayan ve süresinde bildirilmeyen bir alacak, konkordato müzakerelerine katılım bakımından ciddi sonuç doğurabilir.

Ancak alacağın bildirilmemesi, alacağın kendiliğinden yok olması anlamına gelmez.

Alacak hakkının maddi hukuk bakımından varlığı ile konkordato sürecindeki müzakere ve oylamaya katılma imkânı birbirinden ayrılmalıdır. Alacak gerçekten mevcutsa sırf komiserin ilanındaki süre kaçırıldı diye borç hukuku anlamında hiç doğmamış hâle gelmez.

Asıl mesele, bildirilmeyen alacağın konkordato sürecinde nasıl dikkate alınacağı ve tasdik edilen konkordatonun bu alacak üzerindeki etkisidir.

Bu noktada “Ben bildirmedim, o hâlde konkordato beni bağlamaz” düşüncesi de çoğu zaman hatalıdır.

Tasdik edilen konkordatonun hangi alacaklar bakımından bağlayıcı olduğu İcra ve İflas Kanunu tarafından belirlenir. Bir alacaklının konkordato sürecine katılmaması veya oy kullanmaması, tek başına tasdik edilen konkordatonun etkisinden kurtulmasını sağlamaz.

Konkordato, kanunda istisna tutulan alacaklar dışında, bağlayıcılık kapsamına giren alacaklar bakımından sonuç doğurabilir.

Örneğin konkordato projesinde adi alacakların yüzde 75'inin üç yıl içinde ödenmesi kabul edilmiş ve proje mahkemece tasdik edilmişse, sırf alacağını zamanında bildirmediği için bir alacaklının “Ben yüzde 100'ünü hemen isterim” demesi mümkün olmayabilir.

Burada alacağın konkordatonun bağlayıcılık kapsamına girip girmediği ayrıca belirlenmelidir.

Alacağın borçlunun bilançosunda yanlış miktarda kayıtlı olması da ayrı bir sorundur.

Şirket kayıtlarında alacak 500 bin TL görünürken alacaklı gerçekte 1 milyon TL talep ediyor olabilir. Alacaklı bildirim süresini kaçırmışsa yalnız “Ben zaten bilançoda vardım” demek aradaki 500 bin TL'lik uyuşmazlığı çözmez.

Bilanço kaydı, alacağın miktarı konusunda kesin hüküm niteliğinde değildir. Taraflar arasındaki gerçek hukuki ilişki sözleşme, fatura, ödeme kayıtları ve diğer deliller üzerinden ayrıca değerlendirilebilir.

Benzer biçimde şirketin muhasebesinde hiç görünmeyen bir alacak da hukuken mevcut olabilir. Örneğin şirketin kayıtlarına işlenmemiş bir sözleşmeden, tazminat talebinden veya uyuşmazlık konusu bir ticari ilişkiden alacak doğmuş olabilir.

Bu durumda alacak bildiriminin süresinde yapılması daha da önemli hâle gelir.

Alacaklının daha önce aynı borç için icra takibi başlatmış olması, alacak bildirim süresini önemden çıkarmaz. İcra dosyasının bulunması, alacağın konkordato dosyasında otomatik olarak istenen miktarla kabul edildiği anlamına gelmez.

Aynı şekilde devam eden bir alacak davası bulunması da konkordato ilanlarının takip edilmesini gereksiz hâle getirmez. Dava, alacağın varlığını ve miktarını belirlemeye yönelik olabilir; konkordato ise borçlunun alacaklılarına hangi koşullarla ödeme yapacağını düzenleyen farklı bir süreçtir.

Bildirim süresini kaçırdığını fark eden alacaklının hiçbir şey yapmadan konkordatonun sona ermesini beklemesi yerine öncelikle dosyadaki durumunu tespit etmesi gerekir.

Alacağın borçlunun kayıtlarında bulunup bulunmadığı, hangi miktarla kaydedildiği, komiser tarafından hazırlanan listelerde yer alıp almadığı ve konkordato projesinin hangi aşamada olduğu incelenmelidir.

Henüz alacaklılar toplantısı yapılmamış bir dosyayla proje tasdik edilmiş bir dosyada izlenecek hukuki yol aynı olmayabilir.

Özellikle alacaklılar toplantısına katılım ve oy hakkı bakımından süresinde bildirim önemlidir. Konkordato projesinin kabulünde yalnız alacak miktarı değil, kanunda öngörülen alacaklı çoğunlukları da rol oynadığından hangi alacaklıların müzakereye kabul edildiği sonuç üzerinde etkili olabilir.

Bu sistemin amacı son anda ortaya çıkan, kaynağı ve miktarı incelenmemiş alacakların konkordato oylamasını belirsiz hâle getirmesini önlemektir.

Alacak bildiriminin yapılmamış olması ile alacağın çekişmeli olması da birbirinden farklıdır. Süresinde bildirilen bir alacağa borçlu itiraz edebilir. Böyle bir durumda çekişmeli alacağın konkordato nisabında hangi miktarla dikkate alınacağı konusunda mahkemenin değerlendirmesi gündeme gelebilir.

Hiç bildirilmeyen ve borçlu kayıtlarında da bulunmayan bir alacakta ise sorun daha erken aşamada, alacaklının müzakerelere kabul edilip edilmemesinde ortaya çıkar.

Konkordatonun tasdikinden sonra bildirilmeyen alacağın tahsili gündeme geldiğinde, tasdik kararının ve projenin hükümleri dikkatle okunmalıdır. Alacağın konkordatoya tabi olup olmadığı, proje kapsamında hangi oranda ve hangi vadede ödenmesi gerektiği belirlenmelidir.

Alacaklı, alacağını ayrıca dava yoluyla ispat etmek zorunda kalabilir. Ancak alacağın sonradan mahkeme kararıyla belirlenmesi, tasdik edilmiş konkordatonun bağlayıcı hükümlerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Öte yandan konkordatoya tabi olmayan veya kanunun özel olarak farklı düzenlediği alacaklar bakımından aynı sonuçlara otomatik biçimde ulaşılamaz. Alacağın niteliği her zaman başlangıçta tespit edilmelidir.

Konkordato ilanlarını takip etmenin önemi tam da burada ortaya çıkar. Alacak bildirimi yalnız borçluya “Bana borcun var” demek değildir; alacaklının konkordato müzakerelerinde görünür hâle gelmesini ve haklarını zamanında kullanabilmesini sağlar.

Süre kaçırıldığında ilk soru “Alacağım silindi mi?” olmamalıdır. Daha doğru sorular şunlardır: Alacağım borçlunun bilançosunda kayıtlı mı, hangi tutarla kayıtlı, müzakerelere katılabilecek miyim ve tasdik edilen proje bu alacağı hangi şartlarla bağlayacak?

Alacağın kendisi ile konkordato içindeki temsil gücü aynı şey değildir. Bildirim süresinin kaçırılması borcu sihirli biçimde ortadan kaldırmaz; fakat alacaklının konkordato masasında söz söyleme ve alacağını doğru miktarla görünür kılma imkânını ciddi biçimde zayıflatabilir.