Egemen Hukuk Bürosu
Konkordato sürecinde alacaklılar toplantısı ve konkordato projesinin oylanması

Konkordatoda Alacaklılar Toplantısı Nedir?

Konkordato sürecinin en önemli aşamalarından biri alacaklıların konkordato projesi hakkında iradelerini açıkladıkları alacaklılar toplantısıdır. Borçlu tarafından hazırlanan proje, mahkemeye sunulmuş olmasıyla tek başına bağlayıcı hâle gelmez. Alacaklıların projeyi değerlendirmesi, müzakere etmesi ve kanunda öngörülen sistem içinde kabul veya ret yönünde irade ortaya koyması gerekir.

Alacaklılar toplantısı bu yönüyle yalnızca şekli bir toplantı değildir. Borçlunun teklif ettiği yeniden yapılandırmanın alacaklılar tarafından değerlendirildiği temel karar aşamasıdır.

Toplantı, konkordato komiserinin gözetiminde gerçekleştirilir. Kesin mühlet içinde alacakların bildirilmesi ve incelenmesi tamamlandıktan sonra komiser konkordato projesinin şekillenmesini ve alacaklıların proje hakkında karar verebilecek duruma gelmesini sağlar.

Alacaklılar toplantıya ilan yoluyla davet edilir. Toplantının yeri, günü ve saati belirtilir; alacaklıların dosyadaki belgeleri hangi süre içinde inceleyebilecekleri de süreç içinde duyurulur.

Bu hazırlık dönemi önemlidir. Çünkü alacaklının toplantıya gidip ilk kez o gün “Şirket bana ne teklif ediyor?” diye öğrenmesi sağlıklı bir değerlendirme yöntemi değildir.

Konkordato projesinde alacağın hangi oranının ödeneceği, ödeme vadeleri, varsa tenzilat, ödeme kaynakları ve şirketin yeniden yapılanma planı incelenmelidir.

Örneğin borçlu şirket adi alacakların yüzde 70'ini üç yıl içinde ödemeyi teklif ediyor olabilir. Başka bir projede borcun tamamının ödenmesi, fakat iki yıllık vade tanınması önerilebilir.

Bu iki proje ekonomik olarak aynı değildir.

Alacaklı bakımından yalnız “Ne kadar ödeme alacağım?” sorusu değil, “Bu para ne zaman ve hangi kaynaktan ödenecek?” sorusu da önemlidir.

Şirketin faaliyet kârından ödeme yapması öngörülüyorsa gelecek dönem nakit akışı değerlendirilmelidir. Taşınmaz satışı planlanıyorsa bu malvarlığının gerçek ekonomik değeri ve satış kabiliyeti önem kazanır. Ortakların şirkete kaynak koyması öngörülüyorsa bunun ne kadar somut olduğu incelenmelidir.

Toplantıda konkordato projesi hakkında görüşme yapılabilir. Alacaklılar proje hakkında açıklama isteyebilir ve ekonomik sonuçlarını değerlendirebilir.

Konkordato komiseri ise toplantının usulüne uygun yürütülmesinde merkezi bir role sahiptir. Komiser, borçlunun veya belirli bir alacaklı grubunun temsilcisi değildir; süreci kanuni çerçevede gözeten bağımsız görevlidir.

Toplantıda oy hakkının nasıl kullanılacağı konkordatonun en teknik konularından biridir.

Her alacaklının “bir kişi, bir oy” mantığıyla eşit ağırlığa sahip olduğu basit bir sistem bulunmamaktadır. Konkordatonun kabulü için kanun hem alacaklı sayısını hem de alacak miktarını dikkate alan çoğunluklar öngörür.

Bu nedenle 100 bin TL alacağı bulunan kişiyle 20 milyon TL alacağı bulunan kişinin ekonomik ağırlığı aynı değildir.

Bununla birlikte yalnız en büyük alacaklının iradesi de her durumda tek başına sonucu belirlemez. Kanunun oluşturduğu çoğunluk sistemi, alacaklı sayısı ile alacak miktarı arasında bir denge kurmaya çalışır.

Konkordato projesinin kabul edilmiş sayılması için kanunda alternatif çoğunluklar düzenlenmiştir. Proje, kaydedilmiş alacaklıların ve alacakların yarısını aşan bir çoğunlukla veya kaydedilmiş alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan bir çoğunlukla kabul edilebilir.

Bu matematik, çekişmeli alacakların neden önemli olduğunu da açıklar.

Örneğin 15 milyon TL'lik bir alacağın borçlu tarafından reddedilmesi ve bu alacağın oylamada hangi miktarla dikkate alınacağının tartışmalı olması, konkordato çoğunluğunun oluşup oluşmadığını değiştirebilir.

Mahkemenin çekişmeli alacakların nisaba hangi miktarla katılacağı konusunda yapacağı değerlendirme bu nedenle doğrudan oylama sonucuna etki edebilir.

Her alacak da konkordato nisabında aynı biçimde hesaba katılmaz. Rehinli alacakların teminatlı kısmı, imtiyazlı alacaklar ve borçluyla belirli yakınlık ilişkisi bulunan kişilerin oylarının konkordato çoğunluğundaki yeri kanunun özel hükümlerine göre değerlendirilir.

Örneğin borçlunun eşi veya çocuğu gibi kanunda belirtilen yakınların alacaklı olması hâlinde, bunların oyunun konkordato çoğunluğunu yapay biçimde oluşturmasına izin verilmemesi amaçlanır.

Alacaklının toplantıya bizzat katılması zorunlu değildir; usulüne uygun temsil de mümkündür. Özellikle tüzel kişi alacaklıların toplantıya yetkili temsilcileri veya vekilleri aracılığıyla katılması söz konusu olabilir.

Temsil yetkisinin toplantı öncesinde düzgün biçimde hazırlanması önemlidir. Şirket adına oy kullanacak kişinin gerçekten yetkili olup olmadığı konusunda toplantı günü sorun yaşanması, alacaklının iradesinin oylamaya yansımamasına neden olabilir.

Toplantıya katılamayan alacaklı bakımından da süreç toplantı günü sona ermez.

Kanun, toplantının bitimini takip eden yedi gün içinde alacaklıların konkordato projesine iltihak etmelerine imkân tanır. Bu süre, toplantıya katılamayan veya toplantı sırasında kesin iradesini ortaya koymayan alacaklı açısından önemli olabilir.

Dolayısıyla konkordato oylaması yalnız toplantı salonunda kullanılan oylardan ibaret değildir.

Toplantı ve iltihak süresinin tamamlanmasının ardından komiser, konkordatoya ilişkin bütün belgeleri, toplantı tutanağını ve projenin kabul edilip edilmediğine ilişkin gerekçeli raporunu mahkemeye sunar.

Alacaklı çoğunluğunun projeyi kabul etmesi ise konkordatonun kesinleştiği anlamına gelmez.

Bu ayrım çok önemlidir.

Alacaklıların kabulü ile mahkemenin tasdiki farklı aşamalardır.

Kanuni çoğunluk sağlansa bile mahkeme konkordatonun tasdik şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini ayrıca inceler. Teklif edilen tutarın borçlunun iflası hâlinde alacaklıların elde edebileceği muhtemel miktardan fazla olup olmadığı, teklif edilen ödemenin borçlunun kaynaklarıyla orantılı bulunup bulunmadığı ve diğer kanuni şartlar tasdik aşamasında önem taşır.

Dolayısıyla toplantıda “evet” oylarının çoğunluğu elde edilmiş olması borçluya otomatik bir konkordato hakkı vermez.

Aynı şekilde toplantıda projenin kabulü için gerekli çoğunluğun oluşmaması da sürecin ekonomik önemini gösterir. Konkordato, yalnız borçlunun ödeme teklifinden ibaret değildir; belirli ölçüde alacaklı iradesine dayanan kolektif bir yeniden yapılandırmadır.

Alacaklı açısından toplantı öncesindeki hazırlık, toplantının kendisi kadar değerlidir. Alacağın hangi tutarla hesaba katıldığı, borçlunun kendi alacağını kabul edip etmediği, varsa rehnin değeri ve projenin ödeme şartları önceden incelenmelidir.

Özellikle yüksek tutarlı alacaklarda “katılalım, orada bakarız” yaklaşımı ekonomik açıdan sağlıklı değildir. Konkordato projesinin borçlunun iflas etmesi hâlindeki muhtemel tahsilatla karşılaştırılması, alacaklının kendi kararını oluşturmasında önemli bir ölçüttür.

Alacaklılar toplantısının hukuki anlamı yalnız bir oylama yapılması değildir. Borçlunun geleceğine ilişkin planın, alacaklıların ekonomik gerçekliğiyle ilk kez doğrudan karşılaştığı yer burasıdır. Projenin mahkemeye ulaşmadan önceki en ciddi sınavı da bu toplantıda ve onu izleyen iltihak süresinde verilir.