Egemen Hukuk Bürosu
Konkordato projesine karşı çıkan alacaklının itiraz ve dava hakları

Konkordatoya Karşı Çıkan Alacaklı Ne Yapabilir?

Konkordato, alacaklıların tamamının kabul etmek zorunda olduğu bir teklif değildir. Borçlunun sunduğu ödeme planını ekonomik veya hukuki açıdan yeterli bulmayan alacaklı projeye karşı çıkabilir. Ancak “Konkordatoyu kabul etmiyorum” demekle konkordatonun engelleneceğini düşünmek de doğru değildir. Konkordato bireysel değil, kanunda öngörülen çoğunluklara dayanan kolektif bir yeniden yapılandırma sistemidir.

Alacaklının projeye karşı çıkmasının ilk ve en doğal yolu kabul oyu vermemektir.

Alacaklılar toplantısında proje görüşülürken alacaklı teklif edilen ödeme oranını, vadeyi, borçlunun mali durumunu ve projenin finansman kaynaklarını değerlendirerek iradesini ortaya koyabilir.

Örneğin şirket borcun yüzde 60'ını dört yıl içinde ödemeyi teklif ediyorsa bir alacaklı bu koşulları yetersiz bulabilir. Başka bir alacaklı ise şirketin projede gösterdiği gelir tahminlerinin gerçekçi olmadığını düşünebilir.

Her iki durumda da alacaklı projeyi desteklemek zorunda değildir.

Ancak tek bir alacaklının ret oyu, kural olarak konkordato projesini durdurmaz. Projenin kabul edilip edilmediği İcra ve İflas Kanunu'nda öngörülen alacaklı ve alacak miktarı çoğunluklarına göre belirlenir.

Bu durum özellikle küçük alacaklılar açısından önemlidir. Alacaklı projeye karşı çıkmış olsa bile gerekli kanuni çoğunluk sağlanır ve konkordato mahkemece tasdik edilirse, tasdik edilen proje kanunun belirlediği kapsam içinde karşı oy veren alacaklı bakımından da bağlayıcı olabilir.

Dolayısıyla “Ben hayır oyu verdim, konkordato beni bağlamaz” düşüncesi doğru değildir.

Alacaklının karşı çıkışı yalnız oylama aşamasıyla da sınırlı değildir.

Konkordato projesi gerekli çoğunluğu sağladıktan sonra dosya mahkemenin tasdik incelemesine gelir. Mahkeme, konkordatonun kanuni şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirir.

Tasdik yargılaması sırasında alacaklı, konkordatonun neden tasdik edilmemesi gerektiğine ilişkin hukuki ve ekonomik itirazlarını ileri sürebilir.

Örneğin teklif edilen tutarın borçlunun kaynaklarıyla orantılı olmadığını, borçlunun malvarlığının eksik gösterildiğini veya projenin gerçekte uygulanabilir bir finansman kaynağına dayanmadığını düşünen alacaklı bu hususları mahkemenin değerlendirmesine sunabilir.

Borçlunun iflası hâlinde alacaklıların elde edebileceği muhtemel miktarla konkordato teklifinin karşılaştırılması da tasdik incelemesinin önemli parçalarındandır.

Borçlunun 100 milyon TL dağıtılabilir malvarlığı bulunmasına rağmen konkordato kapsamında alacaklılara ekonomik olarak bundan daha düşük bir karşılık önerildiği iddia ediliyorsa, mesele yalnız alacaklıların çoğunluğunun projeye “evet” demiş olmasıyla kapanmaz.

Mahkeme kanundaki tasdik şartlarını bağımsız olarak incelemek zorundadır.

Alacaklı ayrıca konkordato sürecinde eşitlik ilkesini zedeleyen işlemlere ilişkin itirazlarını da gündeme getirebilir.

Borçlunun belirli bir alacaklıyı diğerlerinden farklı biçimde kayırdığı, gerçekte mevcut olmayan alacakların oylamaya dahil edildiği veya ilişkili kişiler üzerinden konkordato çoğunluğunun etkilenmeye çalışıldığı iddia ediliyorsa bunlar tasdik süreci bakımından önem taşıyabilir.

Benzer şekilde gerçek bir alacağın haksız biçimde çekişmeli hâle getirilmesi ve oylamadaki ağırlığının azaltılması da alacaklının hukuki menfaatini etkileyebilir.

Alacaklının kendi alacağının hangi miktarla nisaba dahil edildiğini kontrol etmesi bu nedenle önemlidir.

Örneğin 8 milyon TL alacağı bulunduğunu ileri süren kişi oylamada yalnız 2 milyon TL üzerinden hesaba katılmışsa, konkordato çoğunluğunun oluşumunda kendi oyunun ağırlığı ciddi biçimde değişmiş olabilir.

Alacaklı yalnız borçlunun ödeme teklifine değil, oylama matematiğinin doğru kurulup kurulmadığına da bakmalıdır.

Tasdik duruşması bu itirazların mahkeme önüne taşınabileceği önemli aşamalardan biridir. Konkordatonun tasdik edilmesini istemeyen alacaklının ilan edilen duruşmayı ve kanuni süreleri takip etmesi gerekir.

Tasdik kararı verilmiş olması da her durumda hukuki denetimin sona erdiği anlamına gelmez.

Kanun, konkordatonun tasdikine ilişkin kararlara karşı belirli şartlar altında kanun yoluna başvurma imkânı tanır. Alacaklının başvuru hakkı, süre ve usul şartları bakımından tasdik kararının niteliği ve alacaklının süreçteki konumu birlikte değerlendirilmelidir.

Burada sürelerin özellikle dikkatle takip edilmesi gerekir. Konkordato gibi hızlı ilerlemesi amaçlanan bir yargılama alanında kanun yolu sürelerinin kaçırılması, kararın esasına ilişkin güçlü itirazların dahi incelenmesini engelleyebilir.

Konkordatoya karşı çıkan alacaklının bir başka önemli seçeneği, kendi alacağına ilişkin uyuşmazlığı ayrıca takip etmektir.

Borçlu alacağın tamamını veya bir kısmını kabul etmiyorsa çekişmeli alacağın konkordato oylamasındaki durumu ile alacağın gerçek miktarının mahkemece belirlenmesi birbirinden farklı konulardır.

Alacaklı gerekli şartlarda alacağının varlığını ve miktarını dava yoluyla ileri sürebilir. Konkordato mahkemesinin oylama amacıyla yaptığı geçici değerlendirme, alacağın maddi hukuk bakımından kesin miktarını her zaman belirlemez.

Tasdik edilen konkordatonun sonradan gereği gibi yerine getirilmemesi de alacaklı bakımından yeni haklar doğurabilir.

Borçlu projede üstlendiği ödemeleri yapmıyorsa mesele artık yalnız başlangıçtaki tasdik kararına karşı çıkmak değildir. Konkordatonun alacaklı bakımından feshi veya şartları oluşmuşsa konkordatonun tamamen feshi gibi farklı hukuki yollar gündeme gelebilir.

Bu aşama, konkordatonun tasdikine itirazdan farklıdır. Birinde alacaklı henüz projenin bağlayıcı hâle gelmemesi gerektiğini savunurken diğerinde tasdik edilmiş projenin sonradan ihlal edilmesinin sonuçları tartışılır.

Alacaklı açısından en sağlıklı yaklaşım, konkordatoya karşı çıkmayı tek bir dilekçe veya tek bir ret oyundan ibaret görmemektir.

Süreç boyunca alacağın doğru miktarla kaydedilip kaydedilmediği, çekişmeli hâle getirilip getirilmediği, oylama çoğunluklarının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, tasdik şartlarının bulunup bulunmadığı ve tasdik sonrasında projenin uygulanıp uygulanmadığı ayrı ayrı izlenmelidir.

Konkordato hukukunda alacaklının muhalefeti “Ben kabul etmiyorum” cümlesinden daha geniştir. Ret oyu ekonomik iradeyi, tasdik aşamasındaki itiraz hukuki denetimi, kanun yolu ise mahkeme kararının üst derece incelemesini ifade eder. Etkili bir karşı çıkış, bu üç aşamanın birbirinden ayrılarak zamanında kullanılmasına bağlıdır.