Konkordato Talebi Reddedilirse Ne Olur?
Konkordato başvurusu yapan bir şirketin mutlaka konkordato ile borçlarını yapılandıracağı düşünülmemelidir. Başvurudan tasdik aşamasına kadar borçlunun mali durumu, projenin uygulanabilirliği ve kanundaki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği sürekli olarak değerlendirilir. Bu incelemenin sonunda konkordato talebi reddedilebilir.
Ret kararının sonucu yalnız “konkordato olmadı” değildir. Kararla birlikte borçlunun mühlet sayesinde sahip olduğu koruma, icra takiplerinin durumu ve bazı hâllerde şirketin varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği yeniden gündeme gelir.
Öncelikle konkordato talebinin hangi aşamada ve hangi nedenle reddedildiğinin belirlenmesi gerekir.
Başvurunun gerekli belgeler bakımından yetersiz olmasıyla, kesin mühlet sonunda projenin tasdik şartlarını taşımaması veya konkordatonun başarıya ulaşamayacağının süreç içinde anlaşılması aynı hukuki tabloyu ifade etmez.
Konkordato sürecinde geçici ve kesin mühletin en önemli sonuçlarından biri borçluya sağlanan takip korumasıdır. Kanundaki istisnalar dışında yeni icra takipleri başlatılamaz ve daha önce başlamış takipler ilerleyemez.
Konkordato talebinin reddedilmesi ve mühletin sona ermesiyle birlikte bu korumanın hukuki dayanağı da ortadan kalkar.
Bu durum, konkordato öncesinde başlatılmış icra dosyaları bakımından özellikle önemlidir.
Örneğin alacaklı konkordato başvurusundan önce şirkete karşı haciz yoluyla takip başlatmış, fakat mühlet kararı nedeniyle takip ilerleyememiş olabilir. Mühlet sona erdiğinde dosyanın kaldığı aşama, daha önce yapılan işlemler ve varsa hacizlerin durumu incelenerek takip yeniden gündeme gelebilir.
Ancak “konkordato reddedildi, bütün eski hacizler otomatik olarak aynı anda canlandı” şeklinde genel bir kabul de doğru değildir.
Her icra dosyasının hangi aşamada olduğu ayrı ayrı kontrol edilmelidir. Haciz tarihi, satış talebi, mühlet süresince gerçekleşen hukuki etkiler ve varsa sürelerle ilgili özel düzenlemeler dikkate alınmalıdır.
Konkordato nedeniyle yeni takip başlatamayan alacaklılar açısından da ret kararı önemli bir değişiklik yaratır. Mühlet koruması sona erdiğinde alacağın niteliğine göre genel haciz, kambiyo takibi, rehnin paraya çevrilmesi veya diğer uygun takip yolları yeniden değerlendirilebilir.
Alacaklının konkordato komiserine alacağını bildirmiş olması ise icra takibi yerine geçen bir işlem değildir.
Konkordato sürecindeki alacak bildirimi, alacağın konkordato içinde dikkate alınmasını sağlar. Konkordatonun reddedilmesinden sonra tahsilat yapılacaksa alacaklının sahip olduğu ilam, çek, bono, sözleşme veya diğer hukuki dayanaklara göre ayrıca hareket etmesi gerekebilir.
Ret kararının en çok merak edilen sonucu ise iflastır.
Konkordato talebinin reddedilmesi her borçlu bakımından otomatik olarak iflas kararı verilmesi anlamına gelmez.
Burada borçlunun iflasa tabi olup olmadığı ve İcra ve İflas Kanunu'nda iflas için aranan şartların gerçekleşip gerçekleşmediği önem taşır.
Özellikle iflasa tabi bir borçlu hakkında konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması veya tasdik şartlarının oluşmaması hâlinde, kanunun öngördüğü koşullar mevcutsa mahkeme konkordato talebinin reddiyle birlikte borçlunun iflasına karar verebilir.
Bu ihtimal şirketler açısından konkordato sürecinin en ağır sonucudur.
Örneğin borca batık bir sermaye şirketinin konkordato projesinin uygulanabilir olmadığı ortaya çıkmışsa, mesele yalnız şirketin konkordato korumasından çıkmasıyla sınırlı kalmayabilir. Şartların bulunması hâlinde doğrudan iflas sonucu ortaya çıkabilir.
Buna karşılık iflasa tabi olmayan gerçek kişinin konkordato talebinin reddedilmesi aynı şekilde otomatik iflas sonucuna bağlanamaz.
Bu ayrım, konkordato başvurusunun kim tarafından yapıldığını önemli hâle getirir.
Mahkemenin ret kararıyla birlikte konkordato komiserinin görevi de süreç bakımından sona erer. Mühlet döneminde şirket faaliyetlerini gözeten ve mahkemeye rapor sunan komiserlik mekanizması artık konkordato korumasının bir parçası olarak devam etmez.
Mahkemece verilmiş konkordatoya özgü tedbirlerin akıbeti de ret kararına göre değerlendirilir.
Şirket açısından bu aşamada mali sorunların kendiliğinden ortadan kalkmadığı açıktır. Konkordato projesi kabul edilmemiş veya tasdik edilmemiş olsa da şirketin tedarikçilere, bankalara, çalışanlara ve diğer alacaklılara olan borçları varlığını sürdürür.
Hatta mühlet sırasında bireysel takip baskısı sınırlanmış olduğundan, korumanın sona ermesiyle çok sayıda alacaklının aynı dönemde tahsil girişiminde bulunması mümkündür.
Bu nedenle konkordato reddinin ekonomik etkisi bazen hukuki etkisinden daha hızlı hissedilir.
Şirket hesaplarına haciz ihbarnameleri gönderilmesi, taşınır veya taşınmaz mallara haciz konulması, kambiyo takiplerinin başlatılması ve daha önce duran takiplerin ilerlemesi şirketin nakit akışını ciddi biçimde etkileyebilir.
Ret kararının rehinli alacaklılar bakımından etkisi de ayrıca değerlendirilmelidir. Konkordato mühleti içinde rehinli takipler için geçerli olan özel sınırlamalar, mühletin sona ermesiyle farklı bir hukuki zemine geçer.
İpotekli taşınmaz veya rehinli diğer malvarlığı üzerinde alacaklının paraya çevirme imkânı yeniden gündeme gelebilir.
Kefil ve avalistler açısından ise konkordato sürecinin sona ermesi çoğu zaman asıl borçlu şirkete karşı tahsil seçeneklerinin yeniden genişlemesi anlamına gelir. Zaten mühlet sırasında üçüncü kişilere karşı hakların durumu asıl borçlunun korumasından ayrı değerlendirildiğinden, ret sonrasında bütün sorumluların hukuki konumu birlikte gözden geçirilmelidir.
Alacaklı bakımından ret kararının öğrenilmesiyle yapılması gereken şey yalnız hemen yeni bir takip açmak değildir.
Öncelikle mevcut bir icra dosyasının bulunup bulunmadığı, varsa hangi aşamada kaldığı, daha önce konulan hacizler, eldeki teminatlar, borçlunun güncel malvarlığı ve ret kararının kesinleşme veya kanun yolu durumu incelenmelidir.
Aynı borç için gereksiz biçimde yeni takip açılması yerine mevcut dosyanın devam ettirilmesi gereken durumlar olabilir.
Borçlu bakımından da ret kararına karşı kanun yolu imkânı ayrıca değerlendirilir. Konkordato hakkında verilen kararların kanun yoluna tabi olup olmadığı, başvurabilecek kişiler ve süreler İcra ve İflas Kanunu'nun özel hükümlerine göre belirlenir.
Kanun yoluna başvurulmuş olması ile konkordato korumasının otomatik olarak aynen devam ettiği sonucu da birbirinden ayrılmalıdır. Kararın icrai ve hukuki etkileri ayrıca incelenmelidir.
Konkordato talebinin reddi, aylarca süren koruma döneminin ardından dosyanın yeniden bireysel takip hukukuna dönmesi anlamına gelebilir; fakat iflas şartları mevcutsa bu kez bireysel takip yerine toplu tasfiye rejimi başlayabilir.
Tam da bu yüzden ret kararından sonra sorulması gereken ilk soru “Konkordato bitti mi?” değil, “Ret kararı şirketi normal icra düzenine mi döndürdü, yoksa iflas tasfiyesine mi taşıdı?” sorusudur. Bundan sonraki bütün tahsil ve savunma stratejisi bu ayrımın cevabına göre şekillenir.