Konkordato Tasdik Edilirse İcra Dosyaları Ne Olur?
Konkordato tasdik edildiğinde borçlu hakkında daha önce açılmış icra dosyalarının ne olacağı, alacaklı açısından doğrudan tahsil kabiliyetini ilgilendirir. Mühlet süresince ilerleyemeyen bir takip dosyasının tasdik kararından sonra kaldığı yerden devam edeceği düşünülebilir. Oysa tasdik, borç ilişkisinin hukuki çerçevesini değiştirdiği için mevcut icra takiplerinin durumu da yeni koşullara göre değerlendirilir.
Tasdik edilen konkordato, kapsamına giren alacaklar bakımından borçlunun ne kadar, ne zaman ve hangi koşullarda ödeme yapacağını belirleyen bağlayıcı bir düzen oluşturur.
Bu noktadan sonra konkordatoya tabi bir alacak için eski icra takibinin hiçbir şey değişmemiş gibi sürdürülmesi mümkün değildir.
Örneğin alacaklı konkordato başvurusundan önce 1 milyon TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatmış olsun. Mühlet kararıyla takip durmuş, daha sonra tasdik edilen projede alacağın yüzde 80'inin üç yıl içinde taksitlerle ödenmesi kabul edilmişse alacaklı eski dosyada 1 milyon TL'nin tamamını derhâl tahsil etmeye devam edemez.
Tasdik edilen ödeme düzeni artık borçlu ile alacaklı arasındaki tahsil ilişkisinin merkezindedir.
Burada icra dosyasının hukuken varlığını sürdürmesi ile dosyada cebri icra işlemlerine devam edilebilmesi birbirinden ayrılmalıdır.
Dosyanın UYAP'ta veya icra dairesi kayıtlarında bulunması, alacaklının haciz ve satış işlemlerine serbestçe devam edebileceği anlamına gelmez.
Konkordato öncesinde konulmuş hacizlerin durumu da bu nedenle ayrıca önem taşır.
Bir mala mühlet kararından önce haciz konulmuş olması, tasdikten sonra alacaklıya konkordato hükümlerini aşarak o malı sattırma ve alacağın tamamını tahsil etme hakkını kendiliğinden vermez.
İcra ve İflas Kanunu, konkordatonun tasdikiyle birlikte mevcut hacizlerin hukuki akıbetine ilişkin özel sonuçlar öngörür. Konkordato kapsamındaki alacaklara ilişkin hacizlerin, tasdik kararının sonuçları ve kanundaki istisnalar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle mühlet kararından önce haczedilmiş fakat henüz satılmamış malvarlığı bakımından “haciz vardı, artık konkordato beni ilgilendirmez” yaklaşımı doğru değildir.
Aynı ayrım banka hesabı hacizlerinde de karşımıza çıkar.
Konkordato öncesinde banka hesabına haciz konulmuş olabilir. Ancak paranın yalnız bankada bloke edilmesiyle icra dosyasına aktarılmış olması veya alacaklıya ödenmiş bulunması aynı hukuki aşama değildir.
Tasdik tarihine gelindiğinde paranın nerede bulunduğu ve tahsil işleminin tamamlanıp tamamlanmadığı önem taşır.
Maaş haczi bulunan dosyalarda ise önce konkordato borçlusunun kim olduğuna bakılmalıdır. Konkordato ilan eden şirket yalnızca işveren konumundaysa, çalışanının şahsi borcu nedeniyle uygulanan maaş haczi sırf şirket konkordato tasdik ettirdi diye ortadan kalkmaz.
Buna karşılık maaşı haczedilen gerçek kişinin kendisi konkordato borçlusuysa farklı bir hukuki değerlendirme yapılır.
Tasdik kararından sonra eski icra dosyasının durumu incelenirken alacağın konkordato kapsamında olup olmadığı ilk sorulardan biri olmalıdır.
Her alacak aynı rejime tabi değildir.
Rehinle teminat altına alınmış alacaklar bakımından rehnin sağladığı güvence ve konkordatonun rehinli alacaklara ilişkin özel hükümleri dikkate alınır. Rehinle karşılanmayan bölüm ise farklı şekilde değerlendirilebilir.
Kanunun özel koruma sağladığı bazı imtiyazlı alacaklar ve mühlet döneminde belirli şartlarla doğmuş yeni borçlar bakımından da adi konkordato alacaklarından farklı sonuçlar ortaya çıkabilir.
Dolayısıyla bir icra dosyasının yalnız açılış tarihine bakarak “bu dosya kapanır” veya “bu dosya devam eder” şeklinde genel bir sonuca ulaşmak isabetli değildir.
Dosyanın dayandığı alacağın hukuki niteliği belirleyicidir.
Kambiyo senetlerine dayalı takiplerde de aynı temel yaklaşım geçerlidir. Konkordato tasdiki, çek veya bonoyu fiziksel olarak ortadan kaldırmaz; fakat asıl borçluya karşı tahsil imkânının tasdik edilen konkordato çerçevesinde değerlendirilmesine yol açar.
Senette avalist veya başka kambiyo borçluları bulunuyorsa onların sorumluluğu ayrıca incelenmelidir.
Asıl borçlu şirketin konkordato tasdik ettirmesi, avalistin kendiliğinden aynı ödeme planından yararlanacağı anlamına gelmez.
Kefalet ilişkilerinde de asıl borçlunun konkordatosuyla üçüncü kişinin sorumluluğu birbirine karıştırılmamalıdır.
Alacaklının eski icra dosyasında hem konkordato borçlusu hem de konkordato korumasından yararlanmayan başka sorumlular bulunuyorsa takip işlemlerinin kime karşı yürütülebileceği borçlu bazında değerlendirilmelidir.
Tasdik kararının verilmesi, konkordato kapsamındaki borcun ödendiği anlamına da gelmez.
Tasdik ile ödeme farklı aşamalardır.
Borçlu, projede kararlaştırılan taksitleri ilerleyen tarihlerde yerine getirecektir. Alacaklı ise bu süre boyunca tasdik edilen konkordatonun şartlarına tabidir.
Örneğin ilk taksit tasdikten altı ay sonra ödenecekse alacaklının “Henüz para gelmedi, eski icra dosyasından hacze devam ediyorum” demesi konkordatonun bağlayıcılığıyla bağdaşmaz.
Asıl mesele, borçlunun ödeme tarihi geldiğinde konkordato yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğidir.
Borçlu tasdik edilen projeye uygun ödeme yapmazsa hukuki tablo yeniden değişebilir. Bu durumda alacaklının konkordatonun kendisine ilişkin olarak feshi veya şartları mevcutsa konkordatonun tamamen feshi gibi hukuki imkânları gündeme gelebilir.
Bu aşamada eski icra dosyasının kullanılabilirliği de konkordatonun akıbetiyle birlikte değerlendirilir.
İcra dosyasının haricen tahsil, kapatma veya infaz işlemleri bakımından da konkordato projesindeki gerçek ödeme miktarı dikkate alınmalıdır. Borçlunun konkordato kapsamında yaptığı ödemelerin dosya hesabına nasıl yansıtılacağı, alacağın ne kadarının sona erdiği ve varsa bakiye bakımından hangi hakkın bulunduğu doğru hesaplanmalıdır.
Tasdik kararı sonrasında alacaklı için en önemli belgelerden biri artık yalnız ödeme emri veya takip talebi değildir; tasdik kararı ve tasdik edilen konkordato projesidir.
İcra dosyasında bundan sonra hangi işlemin yapılabileceği bu belgeler okunmadan sağlıklı biçimde belirlenemez.
Konkordato tasdiki mevcut icra dosyalarını geçmişten silmez; fakat onların cebri icra gücünü tasdik edilen yeni borç düzenine tabi kılar. Bir dosyanın ekranda “açık” görünmesiyle hukuken haciz yapılabilir durumda olması aynı şey değildir. Tasdikten sonra icra dosyasının kaderini dosyanın eski statüsü değil, alacağın konkordato içindeki yeni hukuki statüsü belirler.