Egemen Hukuk Bürosu
Konkordato kararına karşı istinaf ve temyiz başvurusu ile kanun yolu süreleri

Konkordato Kararına Karşı İstinaf ve Temyiz Yoluna Başvurulabilir mi?

Konkordato hakkında verilen mahkeme kararı, borçlu ile alacaklılar arasındaki ekonomik ilişkiyi uzun yıllar etkileyebilir. Borcun belirli bölümünün ödenmesi, vadelerin uzaması veya konkordato talebinin reddedilmesi gibi sonuçlar düşünüldüğünde, ilk derece mahkemesinin verdiği kararın üst mahkeme denetimine açık olup olmadığı önem kazanır.

İcra ve İflas Kanunu'nun 308/a maddesi konkordato kararlarına ilişkin kanun yolunu özel olarak düzenlemektedir. Buna göre konkordato hakkında verilen karara karşı istinaf, bölge adliye mahkemesi kararına karşı ise temyiz yoluna başvurulabilir.

Ancak konkordatoda kanun yolu süresi genel bir “kararı öğrendiğim tarihten itibaren” hesabıyla belirlenmez. Başvuruyu kimin yaptığına göre sürenin başlangıç tarihi değişebilir.

Borçlu veya konkordato talebinde bulunan alacaklı bakımından istinaf süresi kararın tebliğinden itibaren on gündür.

Örneğin konkordato talebi reddedilen şirket kararın kendisine tebliğ edilmesinden sonra, kanundaki on günlük süre içerisinde istinaf başvurusunda bulunabilir.

Alacaklılar bakımından ise önemli bir ayrım vardır.

Konkordato tasdikine itiraz eden diğer alacaklılar, tasdik kararının ilanından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabilir.

Burada “tebliğ” ile “ilan” arasındaki fark son derece önemlidir.

Borçlu açısından sürenin başlangıcı tebliğ tarihi olabilirken, itiraz eden alacaklı bakımından kanun tasdik kararının ilanını esas almaktadır. Alacaklının kararın kendisine ayrıca tebliğ edilmesini beklemesi, kanun yolu süresinin kaçırılmasına yol açabilir.

Örneğin tasdik kararı 1 Ekim tarihinde ilan edilmiş ve alacaklı kararın kendisine ayrıca posta yoluyla ulaşmasını beklemişse, süre hesabının bu beklentiye göre yapılması ciddi hak kaybı yaratabilir.

Konkordato dosyalarında ilanların takip edilmesinin önemi burada açıkça ortaya çıkar.

Her alacaklının tasdik kararına karşı istinaf hakkının aynı koşullarda bulunduğu da düşünülmemelidir. Kanun, itiraz eden diğer alacaklılardan söz etmektedir.

Bu nedenle alacaklının tasdik yargılaması sırasında projeye ve tasdik talebine karşı hukuki tutumunu zamanında ortaya koyması kanun yolu hakkı bakımından önem taşır.

Alacaklı yalnız konkordato toplantısında “hayır” oyu vermiş olmasına güvenmemelidir. Alacaklılar toplantısındaki oy ile mahkemenin tasdik yargılamasında ileri sürülen itiraz, farklı hukuki aşamalardır.

Tasdik duruşmasına ilişkin ilanların izlenmesi, itirazların süresinde ve usulüne uygun biçimde mahkemeye sunulması gerekir.

İstinaf başvurusu bölge adliye mahkemesi tarafından incelenir.

İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır. İlk derece mahkemesinin tasdik şartlarını doğru değerlendirip değerlendirmediği, alacaklı çoğunluklarının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, projedeki ödeme teklifinin kanuni şartları taşıyıp taşımadığı veya yargılama sırasında usule ilişkin bir hukuka aykırılık bulunup bulunmadığı kanun yolu incelemesinin konusu olabilir.

Örneğin alacaklı, çekişmeli bir alacağın oylamada yanlış miktarla hesaba katıldığını ve bu hata giderildiğinde gerekli konkordato çoğunluğunun oluşmadığını ileri sürebilir.

Başka bir dosyada ise şirket, konkordato talebinin reddine ilişkin kararın projenin başarı ihtimali ve mali veriler yanlış değerlendirilerek verildiğini iddia edebilir.

Kanun yolu dilekçesinin yalnız “karara itiraz ediyoruz” şeklinde kurulması yerine, kararın hangi bölümünün hangi hukuki veya maddi sebeple hatalı olduğunun açık biçimde gösterilmesi gerekir.

Bölge adliye mahkemesinin konkordato hakkındaki kararından sonra şartları mevcutsa temyiz aşamasına geçilebilir.

İcra ve İflas Kanunu m. 308/a uyarınca bölge adliye mahkemesi kararına karşı on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

Temyiz incelemesi Yargıtay tarafından gerçekleştirilir ve incelemede Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır.

Konkordato bakımından on günlük sürelerin kısa olması, kararın açıklanmasından sonra dosyanın beklemeye bırakılmasını riskli hâle getirir.

Özellikle çok sayıda alacaklının, farklı alacak türlerinin ve karmaşık mali tabloların bulunduğu büyük konkordato dosyalarında istinaf gerekçelerinin hazırlanması ciddi bir dosya incelemesi gerektirebilir. Buna rağmen kanunun öngördüğü süre uzamaz.

Kanun yoluna başvurulmasıyla tasdik kararının etkilerinin kendiliğinden ortadan kalktığı da kabul edilmemelidir.

İcra ve İflas Kanunu'na göre konkordato kural olarak tasdik kararıyla bağlayıcı hâle gelir. Ancak tasdik edilen projede konkordatonun tasdik kararının kesinleşmesiyle bağlayıcı hâle geleceği de kararlaştırılabilir.

Bu iki ihtimal kanun yolu sürecinin ekonomik etkisini değiştirebilir.

Proje konkordatonun tasdikle birlikte bağlayıcı olacağını öngörüyorsa, kararın istinaf edilmesi tek başına tasdik edilmiş ödeme düzeninin hiç doğmamış sayılması anlamına gelmez.

Buna karşılık projede bağlayıcılık kararın kesinleşmesine bırakılmışsa, kesinleşme anına kadar kanunun mühlet etkilerine ilişkin özel düzenlemesi önem kazanır.

Alacaklı bakımından istinaf başvurusuyla çekişmeli alacak davası da birbirine karıştırılmamalıdır.

Bir alacaklının alacağı borçlu tarafından kabul edilmemiş veya miktarı konusunda uyuşmazlık çıkmış olabilir. Bu durumda İcra ve İflas Kanunu, çekişmeli alacaklar için ayrı bir dava mekanizması öngörür.

Alacağı itiraza uğrayan alacaklı, tasdik kararının ilanından itibaren kanunda belirtilen süre içerisinde alacağının varlığının ve miktarının belirlenmesi için dava açabilir.

Bu dava ile konkordato tasdik kararının istinaf edilmesi aynı hukuki amaca hizmet etmez.

İstinafta tasdik kararının hukuka uygunluğu denetlenirken, çekişmeli alacak davasında belirli bir alacağın varlığı veya miktarı tartışılır.

Benzer biçimde tasdik edilmiş konkordatonun daha sonra gereği gibi uygulanmaması hâlinde gündeme gelen kısmi veya tamamen fesih yolları da istinaf ve temyizden farklıdır.

Kanun yolu, mahkemenin verdiği konkordato kararının hukuka uygunluğunu denetletmeye yöneliktir. Fesih ise tasdik edilmiş konkordatonun uygulanması veya kötü niyetle sakatlanmış olmasıyla ilgili sonradan ortaya çıkan sebeplere dayanabilir.

Konkordato dosyalarında kanun yolu stratejisinin ilk adımı bu nedenle kararın sonucuna bakmak değil, başvuru hakkının kime ait olduğunu ve on günlük sürenin hangi olayla başladığını belirlemektir.

Borçlu için tebliğ tarihi, itiraz eden alacaklı için ilan tarihi aynı dosyada farklı günler olabilir. Konkordato gibi çok taraflı bir yargılamada birkaç günlük bu fark, milyonlarca liralık bir alacağın kanun yolu denetimine taşınıp taşınamayacağını belirleyebilir.

Konkordato kararına karşı istinaf ve temyiz mümkündür; fakat bu hak uzun bir başvuru süresiyle korunmamıştır. Kanunun tanıdığı on günlük süre, konkordato dosyasında kararın içeriği kadar kararın tebliğ ve ilan tarihlerini de hukuki stratejinin merkezine yerleştirir.