Konkordato Sürecinde Rehinli Alacaklıların Hakları Nelerdir?
Konkordato, alacaklıların bireysel tahsil girişimlerini önemli ölçüde sınırlayan toplu bir yeniden yapılandırma yöntemidir. Fakat elinde ipotek, taşınır rehni veya kanunen rehin sayılan başka bir teminat bulunan alacaklının konumu adi alacaklıdan farklıdır. Rehinli alacaklı, alacağını belirli bir malın ekonomik değeriyle güvence altına almıştır ve konkordato bu güvenceyi kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
İlk ayrım, rehin hakkının varlığı ile rehnin konkordato sırasında paraya çevrilebilmesinin aynı şey olmadığıdır.
Borçlu hakkında geçici veya kesin mühlet verilmesi ipoteği tapudan silmez, araç rehnini ortadan kaldırmaz ve geçerli bir taşınır rehni hükümsüz hâle getirmez. Alacaklının ayni teminatı hukuken varlığını sürdürür.
Buna karşılık teminatın hemen satılarak paraya çevrilmesi konkordato sürecinin koruma amacı nedeniyle sınırlanabilir.
İcra ve İflas Kanunu rehinli alacaklılar bakımından genel takip yasağından farklı bir sistem kurmuştur. Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya daha önce başlatılmış takip devam ettirilebilir.
Ancak bu takip kapsamında muhafaza tedbiri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez.
Bu ayrım uygulamada önemlidir.
Örneğin banka, şirketin kredi borcu nedeniyle fabrika binası üzerinde ipotek sahibi olabilir. Konkordato mühleti verilmiş olması bankanın ipoteğini ortadan kaldırmaz. Banka rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip bakımından kanunun tanıdığı hakları kullanabilir; fakat mühlet devam ederken ipotekli fabrikanın derhâl satılarak işletmenin elinden çıkarılması kural olarak mümkün değildir.
Bu düzenleme iki menfaat arasında denge kurar.
Rehinli alacaklının teminat hakkı korunurken, borçlunun faaliyetini sürdürmesi için gerekli malvarlığının konkordato daha değerlendirilmeden tasfiye edilmesi önlenir.
Özellikle üretim tesisi, makine parkı, ticari araç filosu veya işletmenin kullandığı taşınmaz üzerinde rehin bulunması hâlinde bu koruma konkordatonun başarı ihtimali açısından belirleyici olabilir.
Rehinli alacaklı açısından ikinci önemli konu rehinin değeri ile alacağın miktarı arasındaki ilişkidir.
Bir alacağın ipotekle teminat altına alınmış olması, alacağın tamamının her durumda rehinle karşılandığı anlamına gelmez.
Örneğin bankanın 15 milyon TL alacağı bulunurken ipotekli taşınmazın karşılayabileceği değer 10 milyon TL ise alacağın tamamı aynı ekonomik güvenceye sahip değildir.
Rehinle karşılanamayan bölüm konkordato bakımından adi alacak niteliği taşıyabilir ve bu bölümün konkordato oylamasındaki durumu ayrıca değerlendirilir.
Tersi durumda, 5 milyon TL'lik borç için 10 milyon TL değerinde ipotek bulunması da alacaklıya borç miktarından fazla tahsil hakkı vermez.
Rehin yalnız alacağın teminatıdır; bağımsız bir zenginleşme aracı değildir.
Rehinli alacakların konkordato içindeki konumu oylama bakımından da özellik gösterir.
Rehinle karşılanan kısım adi alacaklıların konkordato çoğunluğu hesabına aynı biçimde dahil edilmez. Rehin açığı bulunduğunda teminatsız kalan bölümün hangi miktarla dikkate alınacağı önem kazanabilir.
Rehin değerinin belirlenmesi bu nedenle yalnız ileride yapılacak satış için değil, konkordato çoğunluklarının doğru hesaplanması bakımından da önem taşır.
Konkordato sistemi rehinli alacaklılarla borçlu arasında ayrıca bir yapılandırma görüşmesi yapılmasına da imkân verir.
Borçlu, rehinli alacaklılarla borcun faizinde indirim, vadenin uzatılması veya başka ödeme koşulları konusunda anlaşmaya çalışabilir. Rehinli alacakların yapılandırılması, adi alacaklılara sunulan konkordato projesinden farklı özel hükümlere tabidir.
Bu yapılandırma rehin hakkının otomatik olarak kaldırıldığı anlamına gelmez.
Tarafların anlaşmasının içeriği, rehnin devam edip etmeyeceği ve ödeme planının nasıl uygulanacağı ayrıca belirlenir.
Birden fazla rehinli alacaklının bulunduğu durumlarda rehinlerin derecesi ve sırası da önemini korur.
Aynı taşınmaz üzerinde birinci ve ikinci derece ipotek bulunabilir. Taşınmazın değeri bütün alacakları karşılamıyorsa satış bedelinin paylaşılmasında rehin sırası belirleyici olabilir.
Konkordato, daha sonra ortaya çıkabilecek bu öncelik düzenini sırf mühlet kararı verilmiş olması nedeniyle ortadan kaldırmaz.
Rehinli malın borçluya değil üçüncü bir kişiye ait olduğu dosyalarda da ayrıca dikkatli olunmalıdır.
Şirket borcu için ortağın kişisel taşınmazı üzerinde ipotek verilmiş olabilir. Burada konkordato borçlusu şirket ile rehinli malın sahibi aynı kişi değildir.
Şirket hakkında verilen konkordato mühletinin üçüncü kişinin hukuki durumuna etkisi, rehin ilişkisi ve takibin tarafları dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir.
Aynı şekilde kefalet veya aval, tek başına rehin değildir.
Alacaklının bir avaliste veya kefile sahip olması, alacağını “rehinli alacak” hâline getirmez. Şahsi teminat ile belirli bir mal üzerinde kurulan ayni teminat birbirinden ayrılmalıdır.
Konkordato sürecinde rehinli alacaklının yalnız icra dosyasını takip etmesi de yeterli olmayabilir.
Rehnin güncel ekonomik değeri, borcun ulaştığı miktar, varsa rehin açığı, konkordato projesinin ödeme koşulları ve borçlunun rehinli alacaklar için önerdiği özel yapılandırma birlikte incelenmelidir.
Özellikle taşınmaz değerlerinin değiştiği uzun konkordato süreçlerinde teminatın başlangıçtaki değeri ile sonraki ekonomik değeri aynı olmayabilir.
Tasdik aşamasına gelindiğinde rehinli alacaklı bakımından şu ekonomik gerçek belirginleşir: Rehin güçlü bir teminattır, fakat teminatın gerçek gücü tapu kaydında “ipotek vardır” yazmasından değil, rehin konusu malın alacağı ne ölçüde karşılayabildiğinden kaynaklanır.
Konkordato rehinli alacaklıyı adi alacaklıyla aynı konuma getirmez; rehin hakkını da ortadan kaldırmaz. Buna karşılık yeniden yapılandırmanın yaşayabilmesi için rehnin paraya çevrilmesini belirli bir süre kontrol altında tutar. Böylece sistem, bir yandan alacaklının teminatını korurken diğer yandan işletmenin henüz konkordato süreci devam ederken ekonomik temelinin parçalanmasını önlemeye çalışır.
Rehinli alacaklı açısından konkordato dosyasının gerçek hesabı bu nedenle iki rakamla başlar: alacağın toplam tutarı ve rehnin gerçek değeri. Bu iki rakam arasındaki fark, alacaklının konkordato içindeki hukuki ve ekonomik konumunu büyük ölçüde belirler.