Egemen Hukuk Bürosu
İflas eden şirketten ücret, kıdem, ihbar ve diğer işçilik alacaklarının tahsili

İflas Eden Şirketten İşçilik Alacağı Nasıl Tahsil Edilir?

Çalıştığı şirketin iflas ettiğini öğrenen bir işçi açısından en önemli mesele, ücret, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin veya diğer işçilik alacaklarının artık kimden ve hangi yolla tahsil edileceğidir. İflas kararıyla işçinin alacağı ortadan kalkmaz; fakat tahsil yöntemi önemli ölçüde değişir.

İflasın açılmasından sonra temel hareket noktası iflas masasıdır.

İşçi daha önce işverene ihtar göndermiş, dava açmış veya icra takibi başlatmış olabilir. Bunların her biri alacağın tespiti ve ispatı bakımından önem taşıyabilir. Fakat şirket hakkında iflas açıldıktan sonra bireysel icra takibinin mantığı yerini toplu tasfiyeye bırakır.

İşçinin alacağını iflas masasına bildirmesi gerekir.

Bu aşamada yalnız “şirketten alacağım var” demek yeterli değildir. Talep edilen miktarın hangi kalemlerden oluştuğu açık biçimde ortaya konulmalıdır.

Örneğin işçinin 120.000 TL ödenmeyen ücret, 300.000 TL kıdem tazminatı, 80.000 TL kullanılmayan yıllık izin ücreti ve 60.000 TL fazla çalışma alacağı bulunduğu ileri sürülüyorsa, bu kalemlerin ayrı ayrı dayanaklandırılması gerekir.

İş sözleşmesi, ücret bordroları, banka hesap hareketleri, SGK hizmet dökümü, işe giriş ve çıkış kayıtları, fesih bildirimi, puantaj kayıtları, yazışmalar, arabuluculuk son tutanağı ve varsa mahkeme ilamı alacağın incelenmesinde kullanılabilecek belgeler arasındadır.

İşçinin elinde kesinleşmiş mahkeme kararı bulunması alacağın ispatını önemli ölçüde güçlendirebilir. Ancak mahkeme kararının bulunması, iflas masasındaki kayıt ve dağıtım sürecini gereksiz hâle getirmez.

İşçi iflas tasfiyesini yine takip etmelidir.

Alacak bildirildikten sonra iflas idaresi talebi inceler. Alacağın kabul edilip edilmediği ve hangi sıraya kaydedildiği daha sonra hazırlanacak sıra cetvelinde görünür hâle gelir.

İşçilik alacakları bakımından sıra cetveli özellikle önemlidir; çünkü İcra ve İflas Kanunu belirli işçi alacaklarına diğer birçok alacaktan farklı olarak imtiyaz tanır.

Kanundaki şartları taşıyan işçilerin iş ilişkisine dayanan ücret ve para ile ölçülebilen hakları ile belirli kıdem ve ihbar tazminatı alacakları birinci sıra imtiyazlı alacaklar arasında değerlendirilebilir.

Fakat burada iki yanlış beklentiden kaçınmak gerekir.

Birincisi, işçinin işverenden talep ettiği her kalemin otomatik olarak birinci sıraya yazılacağı düşüncesidir.

İmtiyaz için alacağın niteliği ve kanunun öngördüğü zaman şartları incelenir. İşçinin yıllar öncesinden kalan bütün taleplerinin yalnız işçilik alacağı olduğu için sınırsız biçimde aynı imtiyaza sahip olduğu söylenemez.

İkincisi ise birinci sırada bulunmanın alacağın tamamının kesin olarak ödeneceği anlamına geldiği düşüncesidir.

İmtiyaz, dağıtımda öncelik sağlar; fakat iflas masasındaki malvarlığı bütün borçları karşılamıyorsa tahsilatın miktarı masanın ekonomik gücüne bağlıdır.

Örneğin şirketin tasfiye sonunda dağıtıma uygun 5 milyon TL malvarlığı kalmış, buna karşılık daha öncelikli veya aynı sırada toplam 8 milyon TL alacak bulunmuş olabilir. Böyle bir tabloda kanuni öncelik önemli olsa da malvarlığının yetersizliği gerçeğini ortadan kaldırmaz.

İşçinin alacağı iflas idaresi tarafından reddedilirse veya talep edilenden daha düşük miktarda ya da farklı sırada kabul edilirse, sıra cetveline karşı kanunun öngördüğü hukuki yollar gündeme gelir.

Burada süreler son derece önemlidir.

Sıra cetvelinin ilanı takip edilmeli; uyuşmazlığın alacağın esasıyla mı yoksa sıraya ilişkin bir işlemle mi ilgili olduğuna göre başvurulacak yol belirlenmelidir.

İşçinin “Nasıl olsa alacağım mahkeme kararıyla sabit, bekleyebilirim” düşüncesiyle sıra cetvelini takip etmemesi hak kaybına yol açabilir.

İflastan önce başlamış bir işçilik davasının bulunması hâlinde de davanın iflastan nasıl etkileneceği ayrıca değerlendirilmelidir. Davanın bulunduğu aşama, talebin niteliği ve iflas hukukunun devam eden davalara ilişkin hükümleri dikkate alınmalıdır.

Aynı şekilde iflastan önce başlatılmış icra takibinde haciz yapılmış olması, işçinin artık iflas masasından bağımsız olarak tahsilat yapabileceği anlamına gelmez.

İflas, bireysel takiplerin hukuki konumunu değiştirir.

İşçiler açısından bir başka önemli imkân Ücret Garanti Fonudur.

İşverenin iflası, konkordato ilan etmesi veya mevzuatta öngörülen diğer ödeme güçlüğü hâllerinde, gerekli koşulların bulunması durumunda işçinin belirli ücret alacaklarının Ücret Garanti Fonundan karşılanması mümkün olabilir.

Ancak fonun kapsamı sınırsız değildir.

Ücret Garanti Fonu, işçinin bütün kıdem tazminatını, ihbar tazminatını, yıllık izin ücretini ve diğer tüm taleplerini tek seferde ödeyen alternatif bir iflas masası değildir.

Fon esas olarak mevzuatta belirlenen koşullar çerçevesinde ödenmeyen belirli ücret alacakları için güvence sağlar.

Bu nedenle işçinin hem iflas masasındaki alacak kaydını hem de şartları varsa Ücret Garanti Fonu başvurusunu ayrı ayrı değerlendirmesi gerekir.

İşverenin iflasından sonra işletmenin başka bir şirkete devredilmesi hâlinde ise farklı bir hukuki inceleme gerekebilir.

Yalnız şirket mallarının iflas tasfiyesinde satılması ile işyerinin ekonomik bütünlüğünün ve faaliyetin devamını sağlayacak biçimde devredilmesi aynı şey değildir.

İş Kanunu kapsamında bir işyeri devri bulunup bulunmadığı, eski ve yeni işverenin işçilik alacakları bakımından sorumluluğunu etkileyebilir.

İşçinin tahsil sürecinde dikkat etmesi gereken bir başka konu da şirket ortaklarının ve yöneticilerinin sorumluluğudur.

Bir sermaye şirketinin iflas etmesi, şirketin bütün işçilik borçlarının otomatik olarak ortakların veya şirket yöneticilerinin kişisel borcu hâline geldiği anlamına gelmez.

Limited veya anonim şirketin tüzel kişiliği ile ortakların malvarlığı kural olarak ayrıdır. Yöneticilerin veya ortakların kişisel sorumluluğunun doğduğu özel bir hukuki sebep varsa bunun ayrıca ortaya konulması gerekir.

İşçi açısından en sağlıklı tahsil yaklaşımı, alacağın bütün kalemlerini tek bir toplam rakam olarak görmek yerine hukuki niteliğine göre ayırmaktır.

Hangi alacak iflastan önce doğdu? Hangisi imtiyazlı? İş sözleşmesi ne zaman ve hangi nedenle sona erdi? Alacak mahkeme kararıyla belirlenmiş mi? İflas masasına kayıt yapıldı mı? Sıra cetvelinde hangi miktar ve sırada kabul edildi? Ücret Garanti Fonu şartları mevcut mu?

Bu soruların her biri tahsil edilecek miktarı ve izlenecek yolu değiştirebilir.

İflas eden bir şirketten işçilik alacağı tahsil etmek, çoğu zaman eski işverene yeniden ödeme talebi göndermekten ibaret değildir. İşçinin hakkı, alacağın doğru hesaplanması, iflas masasına zamanında taşınması, sıra cetvelinin takip edilmesi ve kanunun işçiye tanıdığı imtiyazların doğru kullanılmasıyla korunur.

Şirketin kasası kapanmış olabilir; işçinin emeğinden doğan alacak ise kapanmaz. İflas hukuku bu alacağı ortadan kaldırmak yerine, hangi sırada ve hangi malvarlığından karşılanacağını belirleyen yeni bir tahsil düzenine taşır.