İflasta İşçi Alacaklarının Önceliği Var mıdır?
İflas eden bir şirketin malvarlığı bütün borçlarını karşılamaya yetiyorsa alacakların sırası çoğu zaman tahsilat miktarını değiştirmez. Asıl sorun, şirketin 100 milyon TL borcuna karşılık dağıtılabilecek 30 milyon TL'sinin bulunduğu dosyalarda ortaya çıkar. Böyle bir tabloda alacağın sıra cetvelinde nerede bulunduğu, alacağın tahsil edilip edilemeyeceğini doğrudan etkileyebilir.
İşçi alacaklarına tanınan imtiyaz tam olarak bu noktada önem kazanır.
İcra ve İflas Kanunu, belirli şartları taşıyan işçi alacaklarını adi ticari alacaklarla aynı sıraya koymaz. Kanunda sayılan bazı işçilik alacakları, rehinle temin edilmemiş diğer alacaklar arasında birinci sırada yer alır.
Ancak “işçiden doğan her alacak birinci sıradadır” demek doğru değildir.
Kanun, işçi alacaklarının imtiyazını hem alacağın türü hem de doğduğu dönem bakımından sınırlandırmıştır.
İİK m. 206 kapsamında işçilerin iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları birinci sıradaki imtiyazlı alacaklar arasında yer alır.
Aynı düzenleme, iflas nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak edilmiş ihbar ve kıdem tazminatlarını da koruma kapsamına alır.
Bu bir yıllık sürenin hesabında kanunun ayrıca dikkate alınmamasını öngördüğü dönemler bulunabilir. İşçi alacağının imtiyazı belirlenirken yalnız bordrodaki tarihleri sıralamak yeterli olmayabilir; kanundaki süre hesabı da uygulanmalıdır.
Örneğin işçinin iflastan önceki son dört aya ait ödenmemiş ücretleri bulunuyorsa, bunların birinci sıra imtiyaz kapsamında değerlendirilmesi gündeme gelebilir.
Buna karşılık çok daha eski bir döneme ait ücret alacağının yalnız “ücret” niteliğinde olması, onu süresiz biçimde birinci sırada tutmaz.
Bu ayrım işçi açısından son derece önemlidir.
İşçinin şirketten toplam 600.000 TL alacağı bulunabilir; fakat bu toplamın tamamı aynı hukuki sıraya sahip olmayabilir. Alacağın bir bölümü imtiyazlı, başka bir bölümü ise şartlarına göre farklı sırada değerlendirilebilir.
Kıdem tazminatı bakımından da alacağın nasıl doğduğu incelenmelidir.
Şirketin iflası nedeniyle iş ilişkisi sona ermiş ve işçi kıdem tazminatına hak kazanmışsa kanunun özel koruması gündeme gelir. İflastan önce doğmuş kıdem tazminatı alacaklarında ise tahakkuk tarihi ve İİK m. 206'daki süre sistemi dikkate alınır.
İhbar tazminatı da kanunda açıkça korunan işçilik alacakları arasındadır; fakat önce işçinin somut olayda ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı belirlenmelidir.
İmtiyaz, mevcut olmayan bir alacağı yaratmaz.
Örneğin iş sözleşmesinin niteliği veya sona erme biçimi nedeniyle işçinin ihbar tazminatı hakkı doğmamışsa, İİK'daki sıra hükmü işçiye ayrıca bir ihbar tazminatı hakkı kazandırmaz.
İşçinin alacağının mahkeme kararıyla kesinleşmiş olması ile imtiyazlı olması da iki ayrı meseledir.
Mahkeme, işçinin 400.000 TL alacağı bulunduğuna karar vermiş olabilir. Bu ilam alacağın varlığı ve miktarı bakımından belirleyicidir. Ancak iflas tasfiyesinde 400.000 TL'nin hangi sıraya yazılacağı İcra ve İflas Kanunu'nun sıra hükümlerine göre ayrıca değerlendirilir.
Mahkeme kararına bağlanmış olmak, alacağı kendiliğinden birinci sıraya taşımaz.
Aynı şekilde işçinin iflastan önce icra takibi başlatmış ve işverenin aracına haciz koydurmuş olması da işçilik alacağının iflas içindeki statüsünü tek başına belirlemez.
İflasın açılmasıyla bireysel haciz yarışından toplu tasfiyeye geçilir. İşçinin iflas masasındaki hukuki konumu, yalnız haciz tarihine değil alacağın niteliğine ve kanuni sıra sistemine göre belirlenir.
İşçi alacaklarının birinci sırada bulunması, rehinli alacakların tamamen gerisine veya tamamen önüne geçtiği şeklinde basit bir karşılaştırmayla da açıklanamaz.
Rehinli malın satış bedeli üzerinde rehinli alacaklının özel hakkı vardır. İİK m. 206'daki işçi alacağı imtiyazı ise esas itibarıyla rehinle temin edilmemiş alacakların sıra düzeninde anlam kazanır.
Örneğin şirketin tek önemli malvarlığı bankaya ipotekli bir fabrika ise, işçinin “Ben birinci sıradayım, ipotekli bankadan önce fabrikanın bütün satış bedelini alırım” şeklindeki düşüncesi doğru değildir.
Rehinli malın satış bedelinin dağıtımı ile genel iflas masasındaki imtiyaz sırası ayrı hukuki kurallara tabidir.
İşçi alacağının sıra cetveline yanlış yazılması da mümkündür.
İflas idaresi alacağın bir bölümünü kabul etmeyebilir, miktarı düşük belirleyebilir veya işçinin imtiyazlı olduğunu ileri sürdüğü alacağı başka bir sıraya kaydedebilir.
Sıra cetveli ilan edildiğinde işçinin yalnız adının listede bulunup bulunmadığını kontrol etmesi yeterli değildir. Kabul edilen miktar ile alacağın yazıldığı sıra da incelenmelidir.
Çünkü 500.000 TL'nin tamamının kabul edilmiş olması, tamamının işçinin ileri sürdüğü imtiyazlı sırada kabul edildiği anlamına gelmeyebilir.
Sıra cetvelindeki yanlışlığa karşı kullanılacak hukuki yol, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir ve süreler kısadır. Bu sebeple sıra cetvelinin ilanından sonra dosyanın gecikmeden incelenmesi gerekir.
İşçi alacağının imtiyazlı olması tam tahsil garantisi de değildir.
Birinci sırada birden fazla işçinin yüksek miktarda alacağı bulunabilir. Masada bu sıradaki bütün alacakları karşılamaya yetecek para yoksa aynı sıradaki alacaklıların tahsilat oranı da masadaki varlığa göre şekillenir.
İmtiyaz işçiye kanuni öncelik sağlar; iflas masasının sahip olmadığı parayı yaratmaz.
İflasta işçi alacaklarının korunmasının temelinde emeğin ekonomik ve sosyal niteliği vardır. Ücret, çoğu işçi için sıradan bir ticari alacak değil, geçimini sağladığı temel gelir kaynağıdır. Kanunun sıra cetvelinde tanıdığı öncelik bu farklılığı dikkate alır.
Fakat bu korumanın doğru kullanılabilmesi için “işçi alacağı” başlığının altındaki her kalem ayrı okunmalıdır: Alacak hangi işçilik hakkından doğuyor, ne zaman tahakkuk etti, iflas ne zaman açıldı ve İİK m. 206'daki imtiyaz koşullarını taşıyor mu?
İflasta işçinin güçlü konumu yalnız çalışan olmasından değil, kanunun belirli işçilik alacaklarına açıkça tanıdığı sıra imtiyazından kaynaklanır. O imtiyazın gerçek değeri de alacağın doğru hesaplanıp doğru sıraya yazdırılmasıyla ortaya çıkar.