Egemen Hukuk Bürosu
İflas sıra cetvelinde alacağın reddine, miktarına veya sırasına karşı başvuru yolları

İflas Sıra Cetveline Nasıl İtiraz Edilir?

İflas masasına alacak kaydı yaptırmak, alacaklı açısından sürecin sonu değildir. İflas idaresi bildirilen alacakları inceleyerek hangilerinin kabul edildiğini, hangilerinin reddedildiğini ve kabul edilen alacakların hangi sırada yer aldığını gösteren sıra cetvelini hazırlar. Alacaklının gerçek hukuki konumu çoğu zaman bu cetvel yayımlandığında görünür hâle gelir.

Bir alacaklı 2 milyon TL talep etmişken sıra cetveline yalnız 800.000 TL yazılmış olabilir. Alacağın tamamı reddedilebilir. Alacak kabul edildiği hâlde alacaklının ileri sürdüğü imtiyazlı sıra yerine adi alacak olarak kaydedilebilir. Ya da başka bir kişinin gerçekte bulunmadığı düşünülen alacağı masaya kabul edilerek dağıtımdan alınacak pay azaltılmış olabilir.

Bu ihtimallerin hepsine günlük dilde “sıra cetveline itiraz” denilse de başvurulacak hukuki yol aynı değildir.

İlk ayrım, uyuşmazlığın alacağın esasına mı yoksa iflas idaresinin sıra cetvelini düzenlerken yaptığı işleme mi ilişkin olduğudur.

İcra ve İflas Kanunu'nun 235. maddesi uyarınca sıra cetveline itiraz etmek isteyen alacaklı, kural olarak cetvelin ilanından itibaren on beş gün içinde dava açmalıdır.

Bu süre iflas hukukunun en kritik sürelerinden biridir.

Alacaklının sıra cetvelini aylar sonra inceleyip “Benim alacağım eksik yazılmış” demesi çoğu durumda hakkını korumasına yetmez. İlanın ve bildirimlerin düzenli biçimde takip edilmesi gerekir.

Alacaklı kendi alacağının reddedilmesine karşı dava açabilir.

Örneğin şirketten 1,5 milyon TL mal bedeli alacağı bulunan bir tedarikçi, sözleşme ve faturalarıyla masaya başvurmuş; iflas idaresi ise alacağın tamamını reddetmiş olabilir.

Burada alacaklı, alacağının iflas masasına kabul edilmesini sağlamak amacıyla sıra cetveline itiraz davası açabilir.

Aynı durum kısmi ret hâlinde de geçerlidir.

1,5 milyon TL talebin yalnız 600.000 TL'si kabul edilmişse uyuşmazlık kalan 900.000 TL bakımından sürdürülebilir.

Ancak sıra cetveline itiraz yalnız kişinin kendi alacağı hakkında kullanılmaz.

Alacaklı, başka bir alacaklının masaya kabul edilen alacağının gerçekte bulunmadığını veya kabul edilen miktarın doğru olmadığını da ileri sürebilir.

Örneğin iflas eden şirketin ortağı, şirkete 10 milyon TL borç verdiğini iddia etmiş ve bu alacak sıra cetveline kabul edilmiş olabilir. Başka bir alacaklı bu borcun gerçekte bulunmadığını, işlemin muvazaalı olduğunu veya borcun daha önce ödendiğini düşünüyorsa söz konusu kaydın kendi dağıtım payını azaltacağını dikkate alarak itiraz yoluna başvurabilir.

Bu tür davalarda kimin davalı olacağı da uyuşmazlığın niteliğine göre değişir.

Kendi alacağının kabulünü isteyen alacaklı ile başka bir alacaklının sıra cetvelindeki kaydına itiraz eden kişinin aynı hukuki ilişkiyi dava ettiği düşünülmemelidir.

Özellikle başka bir alacaklının kabul edilen alacağına karşı çıkıldığında uyuşmazlık, alacaklılar arasındaki dağıtım dengesini doğrudan etkiler.

Sıra cetvelindeki her problem ise itiraz davası değildir.

İflas idaresinin alacağın esasını kabul ettiği fakat sıra cetvelinin hazırlanmasında kanuna aykırı hareket ettiği ileri sürülüyorsa şikâyet yolu gündeme gelebilir.

İİK m. 235, itirazın yalnız sıraya ilişkin olması hâlinde şikâyet yolunu ayrıca düzenlemektedir.

Örneğin alacağın varlığı ve miktarı tartışmasız olduğu hâlde kanunun birinci sırada değerlendirilmesini öngördüğü bir alacağın yanlış biçimde başka sıraya yazıldığı iddiası, uyuşmazlığın niteliğine göre şikâyet konusu olabilir.

Burada “itiraz davası mı, şikâyet mi?” ayrımı yalnız isim farkından ibaret değildir.

Görevli merci, yargılama biçimi ve hukuki talep değişir.

Alacağın gerçekten mevcut olup olmadığının belirlenmesi gereken bir uyuşmazlık ile iflas idaresinin sıra uygulamasının kanuna uygun olup olmadığının denetlenmesi aynı yargısal iş değildir.

Yanlış hukuki yola başvurmak özellikle kısa sürelerin bulunduğu iflas tasfiyesinde ciddi risk yaratabilir.

Sıra cetveline itiraz davasında yetkili mahkeme bakımından da İİK m. 235 özel düzenleme getirir. Dava, iflas kararını veren yerdeki ticaret mahkemesinde görülür.

Bu davalar basit yargılama usulüne tabidir.

İtiraz eden alacaklının yalnız sıra cetvelindeki sonuca karşı çıkması yeterli değildir. Alacağının dayanağını veya başka alacaklının kaydının neden hatalı olduğunu delilleriyle ortaya koyması gerekir.

Sözleşmeler, faturalar, banka hareketleri, ticari defterler, mahkeme kararları, teslim belgeleri, ödeme kayıtları ve uyuşmazlığın niteliğine göre diğer deliller önem kazanabilir.

İşçi alacaklarında ücret bordroları ve SGK kayıtları; rehinli alacaklarda rehin veya ipotek belgeleri; nafaka alacaklarında mahkeme ilamı ve ödeme kayıtları belirleyici olabilir.

Sıra cetvelindeki sıranın yanlış belirlenmesi özellikle masadaki para bütün alacakları karşılamıyorsa büyük ekonomik sonuç doğurur.

Örneğin 3 milyon TL'lik alacağın varlığı tamamen kabul edilmiş olabilir. Ancak alacaklının birinci sırada bulunması gerektiği hâlde adi alacaklılar arasında değerlendirilmesi, tasfiye sonunda tahsil edeceği miktarı ciddi biçimde azaltabilir.

Bu sebeple alacaklı sıra cetvelini kontrol ederken yalnız “alacağım kabul edilmiş mi?” sorusuna bakmamalıdır.

Miktar, sıra, teminat durumu ve varsa imtiyaz birlikte incelenmelidir.

Sıra cetveline karşı açılan davanın amacı da alacağın borçludan yeniden tahsil edilmesi değildir. Mahkemenin vereceği karar, alacağın iflas tasfiyesine hangi miktar veya statüyle katılacağını belirler.

Para daha sonra iflas masasındaki malvarlığı ve dağıtım kuralları çerçevesinde ödenir.

Başka bir ifadeyle sıra cetvelini düzeltmek, kasada olmayan parayı yaratmaz; fakat masada bulunan paranın yanlış kişiye veya yanlış sıraya göre dağıtılmasını önleyebilir.

İflas tasfiyesinde alacak kaydı kadar sıra cetvelinin ilanından sonraki dönem de önemlidir. Alacaklı dosyaya başvurusunu yapıp yıllarca hiçbir işlem takip etmezse, tasfiyenin en kritik aşamasını kaçırabilir.

Sıra cetveli, iflas masasının “kime ne kadar borç var?” sorusuna verdiği hukuki cevaptır. O cevap yanlışsa düzeltme imkânı vardır; fakat on beş günlük süre, bu imkânın kullanılabileceği zamanı oldukça dar tutar.

Bu yüzden sıra cetveli ilan edildiğinde yapılması gereken yalnız alacaklı adını aramak değildir. Alacağın miktarı, sırası, dayanağı ve diğer alacaklıların kayıtlarının dağıtım üzerindeki etkisi birlikte okunmalıdır. İflasta bazen tahsilatın kaderini borcun varlığından çok, sıra cetvelindeki tek bir satır belirler.