Egemen Hukuk Bürosu
İflas tasfiyesinin tamamlanması ve mahkeme tarafından iflasın kapanmasına karar verilmesi

İflasın Kapanması Nedir?

İflas kararı verildiğinde başlayan süreç yalnız borçlunun mallarının satılmasından ibaret değildir. Malvarlığının tespiti, alacakların masaya kaydı, sıra cetvelinin hazırlanması, uyuşmazlıkların çözülmesi, malların paraya çevrilmesi ve elde edilen paranın alacaklılara dağıtılması gerekir. Bu tasfiye süreci tamamlandığında ise iflasın kapanması gündeme gelir.

İflasın kapanması, borçlunun artık hiçbir borcunun kalmadığı anlamına gelmez.

Kapanma esas olarak iflas tasfiyesinin tamamlandığını ifade eder.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü bir şirketin 50 milyon TL borcu bulunurken tasfiye sonunda yalnız 15 milyon TL dağıtılmış olabilir. İflasın kapanabilmesi için bütün alacaklıların mutlaka yüzde yüz tahsilat yapmış olması gerekmez.

Masaya giren malvarlığı tasfiye edilmiş, gerekli dağıtımlar gerçekleştirilmiş ve yapılması gereken işlemler tamamlanmışsa elde daha fazla dağıtılabilir para bulunmamasına rağmen iflasın kapanması mümkün olabilir.

İcra ve İflas Kanunu'nun 254. maddesi bu aşamayı düzenler.

Paraların kesin dağıtılmasından sonra iflas idaresi, yaptığı işlemleri ve tasfiyenin sonucunu gösteren son raporu hazırlar ve iflasa karar veren mahkemeye sunar.

Mahkeme tasfiyenin usulüne uygun şekilde tamamlandığını gördüğünde iflasın kapanmasına karar verir.

Dolayısıyla iflas, yalnız iflas idaresinin “işimiz bitti” demesiyle kapanmaz.

Tasfiyenin sona ermesi mahkeme kararıyla hukuki sonuca bağlanır.

Kapanma kararı, iflasın kaldırılmasıyla karıştırılmamalıdır.

İflasın kaldırılmasında tasfiye henüz tamamlanmadan, örneğin bütün alacakların ödenmesi, bütün alacaklıların taleplerini geri alması veya konkordatonun tasdik edilmesi gibi kanunda öngörülen sebepler nedeniyle iflas rejimine son verilir.

İflasın kapanmasında ise tasfiye kendi olağan sürecini tamamlamıştır.

Bir başka ifadeyle kaldırmada “artık tasfiyeye devam etmeye gerek yoktur”; kapanmada ise “tasfiye edilmesi gerekenler tasfiye edilmiştir.”

İflasın kapanması, ödenmemiş alacakların yok olması anlamına da gelmez.

Tasfiye sonunda bir alacaklı alacağının yalnız belirli bir bölümünü tahsil etmiş olabilir.

Örneğin masaya kabul edilen 2 milyon TL'lik alacağından 500.000 TL ödeme alan kişinin kalan 1,5 milyon TL'lik kısmının hukuki durumu, iflasın kapanmasıyla sırf kapanma kararı verildi diye yok sayılmaz.

İflas tasfiyesinde alacağını tamamen alamayan alacaklılar bakımından aciz belgesi önemli hâle gelir.

İflas hukukunda aciz belgesi, alacaklının tasfiye sonunda karşılanmayan alacağını belgelendirir ve kanunun bu belgeye bağladığı sonuçlardan yararlanmasını sağlar.

Bu yüzden kapanma kararından önceki son dağıtım ve alacaklının tahsil edemediği miktar dikkatle takip edilmelidir.

Gerçek kişi borçlu bakımından kapanmadan sonra ortaya çıkabilecek malvarlığı ile şirketlerin hukuki durumu aynı şekilde ele alınmayabilir.

Özellikle sermaye şirketlerinde iflas tasfiyesinin tamamlanmasının ticaret sicili ve tüzel kişiliğin sona ermesi bakımından ayrıca sonuçları bulunur.

Bu sebeple “iflas kapandı, borçlu artık hiçbir şekilde mevcut değildir” şeklinde her olay için geçerli tek bir sonuç kurulamaz.

Tasfiye tamamlandıktan sonra daha önce bilinmeyen bir malın ortaya çıkması da mümkündür.

Örneğin iflas kapandıktan sonra şirket adına kayıtlı olduğu fark edilmeyen bir taşınmaz tespit edilebilir. Daha önce varlığı bilinmeyen önemli bir alacağın tahsil edilebilir olduğu anlaşılabilir veya tasfiye sırasında hesaba katılmayan başka bir malvarlığı değeri ortaya çıkabilir.

İcra ve İflas Kanunu bu ihtimali de göz ardı etmez.

İİK m. 255 uyarınca iflas kapandıktan sonra tasfiyeden hariç kalmış bir mal bulunduğu takdirde iflas dairesi bu mala el koyarak satışını gerçekleştirebilir ve elde edilen bedeli tamamlayıcı dağıtım kapsamında alacaklılara paylaştırabilir.

Bunun için bütün iflas sürecinin baştan tekrar edilmesi gerekmez.

Bu düzenleme kapanma kararının “bundan sonra hiçbir şey bulunamaz ve hiçbir işlem yapılamaz” anlamına gelmediğini gösterir.

Örneğin kapanmış bir iflas dosyasından yıllar sonra borçluya ait 4 milyon TL değerinde bir mal ortaya çıkarsa, daha önce alacağını tamamen alamamış alacaklıların bu yeni değerden yararlanabilmesi gündeme gelebilir.

Kapanmanın ilan edilmesi de önemlidir.

İflasın açılması nasıl yalnız borçlu ile ilk alacaklı arasında kalan özel bir olay değilse, kapanması da ticari ve hukuki çevreyi ilgilendirir. Mahkemenin kapanma kararı kanunun öngördüğü şekilde ilan edilir.

Kapanma aşamasına gelindiğinde alacaklı açısından dosyada kontrol edilmesi gereken konu yalnız “İflas kapandı mı?” değildir.

Son dağıtımın nasıl yapıldığı, sıra cetvelindeki konumun doğru uygulanıp uygulanmadığı, tahsil edilemeyen miktarın ne olduğu ve gerekiyorsa aciz belgesinin durumu önem taşır.

Borçlu açısından ise tasfiyenin gerçekten tamamlanıp tamamlanmadığı, devam eden uyuşmazlıkların hukuki etkisi ve kapanmanın kendi hukuki statüsüne ne sonuç doğurduğu değerlendirilmelidir.

İflasın kapanması borçların mutlaka tamamen ödenmesini değil, toplu tasfiye mekanizmasının yapabileceği işlemleri tamamlamasını ifade eder.

İflas açılırken hukuk borçlunun malvarlığını bütün alacaklılar için ortak bir tasfiye alanına dönüştürür. Kapanma kararı ise o ortak alanın olağan tasfiye görevini tamamladığını gösterir. Fakat tahsil edilemeyen alacakların ve sonradan ortaya çıkabilecek malvarlığının hukuki hikâyesi, kapanma kararından sonra dahi tamamen bitmiş olmayabilir.