Egemen Hukuk Bürosu
İflas eden şirketin faaliyetinin devamı ve iflas kaldırıldıktan sonra yeniden ticari faaliyete geçmesi

İflas Eden Şirket Yeniden Faaliyete Geçebilir mi?

Bir şirket hakkında iflas kararı verilmesi çoğu zaman şirketin kapısına aynı gün kilit vurulduğu, bütün faaliyetlerinin derhâl sona erdiği ve şirketin artık hiçbir ticari işlem yapamayacağı şeklinde düşünülür. Oysa iflasın açılması ile şirketin ticari faaliyetinin fiilen sona ermesi aynı anda gerçekleşmek zorunda değildir.

İflas kararıyla birlikte şirketin malvarlığı iflas masası kapsamında toplu tasfiyeye tabi hâle gelir. Şirket yönetimi de masaya giren mal ve haklar üzerinde eskisi gibi serbestçe tasarrufta bulunamaz.

İcra ve İflas Kanunu'nun 191. maddesi uyarınca borçlunun iflasın açılmasından sonra masaya ait mallar üzerindeki tasarrufları iflas alacaklılarına karşı hükümsüzdür.

Bu kural, şirket yöneticilerinin iflas kararından sonra şirket mallarını satmaya, devretmeye veya alacaklılardan bazılarına ödeme yapmaya eskisi gibi devam edemeyeceğini gösterir.

Fakat tasarruf yetkisinin sınırlandırılması, işletmenin her durumda aynı gün faaliyetini durdurması anlamına gelmez.

Bazı işletmelerin bir süre daha çalıştırılması, faaliyetlerinin aniden kesilmesinden ekonomik olarak daha yararlı olabilir.

Örneğin faaliyet hâlindeki bir otelin, üretim tesisinin veya devam eden siparişleri bulunan fabrikanın bütün faaliyetinin bir gecede durdurulması işletmenin değerini önemli ölçüde azaltabilir. Müşteri portföyü kaybolabilir, yarım kalan üretim değersiz hâle gelebilir veya işletmenin bütün olarak satılması ihtimali ortadan kalkabilir.

İflas hukukunda temel amaç yalnız malları mümkün olduğunca hızlı satmak değildir. Tasfiyenin alacaklılar bakımından mümkün olan en verimli sonucu vermesi de önem taşır.

İcra ve İflas Kanunu'nun iflas tasfiyesine ilişkin hükümleri çerçevesinde işletmenin faaliyetinin belirli ölçüde devam ettirilmesi mümkün olabilir. Ancak bu faaliyet artık şirket yönetiminin iflas öncesindeki serbest ticari kararlarıyla aynı hukuki zeminde yürütülmez.

İflas idaresinin ve tasfiye organlarının yetkileri belirleyici hâle gelir.

Buradaki ayrım özellikle şirket ortakları ve yöneticileri açısından önemlidir.

“Şirket hâlâ açık görünüyor, o hâlde yönetim kurulu veya müdürler eski yetkileriyle çalışmaya devam edebilir” düşüncesi doğru değildir.

Şirket organlarının varlığı ile iflas masasındaki malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisi aynı şey değildir.

Şirket yöneticileri bazı kurumsal veya hukuki görevlerini sürdürse dahi, iflas masasının kapsamındaki mal ve haklar bakımından tasfiye rejimi dikkate alınmalıdır.

Peki şirket iflastan tamamen çıkıp yeniden normal ticari faaliyetine dönebilir mi?

Bu sorunun cevabı, iflasın nasıl sona erdiğine bağlıdır.

İflas tasfiyesi tamamlanıp şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesine kadar ilerleyen klasik senaryo ile iflasın kaldırılması aynı sonucu doğurmaz.

İcra ve İflas Kanunu'nun 182. maddesi kapsamında bütün alacaklıların taleplerini geri alması, bütün alacakların itfa edildiğinin ispatlanması veya konkordatonun tasdik edilmesi gibi şartlardan biri gerçekleşirse iflasın kaldırılması gündeme gelebilir.

Mahkemenin iflasın kaldırılmasına karar vermesi hâlinde şirket üzerindeki iflas rejimi sona erer.

Bu durum, faaliyetine devam etme ekonomik ve hukuki imkânı bulunan bir şirket açısından yeniden normal ticari hayata dönüşün önünü açabilir.

Örneğin mali sıkıntı nedeniyle hakkında iflas kararı verilen bir şirketin borçları sonradan tamamen ödenmiş olabilir. Şirketin fabrikası, çalışanları, müşteri ilişkileri ve ticari organizasyonu hâlen korunuyorsa iflasın kaldırılmasından sonra şirketin faaliyetini sürdürmesi hukuken mümkün olabilir.

Ancak mahkemenin iflası kaldırması ile şirketin ekonomik olarak sağlıklı hâle gelmesi aynı şey değildir.

Şirketin banka ilişkileri, vergi ve SGK yükümlülükleri, ruhsatları, sözleşmeleri, çalışanları, ticaret sicili kayıtları ve faaliyet için gerekli diğer koşullar ayrıca değerlendirilmelidir.

İflasın kaldırılması şirketi iflas rejiminden çıkarır; fakat işletmenin ticari hayatını tek başına yeniden inşa etmez.

Buna karşılık iflas tasfiye edilerek kapanmış ve şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesiyle ilgili sicil işlemleri tamamlanmışsa, artık aynı şirketin sıradan bir yönetim kurulu veya ortaklar kurulu kararıyla “yeniden açılması” farklı bir meseledir.

Tasfiyesi tamamlanmış ve tüzel kişiliği sona ermiş bir şirket ile iflası kaldırılmış ve hukuki varlığını sürdüren şirket aynı durumda değildir.

Burada bazen ek tasfiye kurumu da yanlış anlaşılır.

Tasfiye bittikten ve şirket sicilden silindikten sonra unutulan bir mal, alacak veya tamamlanması gereken hukuki işlem ortaya çıkarsa Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde ek tasfiye gündeme gelebilir.

Ek tasfiyenin amacı şirketi yeniden ticari faaliyete başlatmak değildir.

Amaç, eksik kalan zorunlu tasfiye işlemlerinin tamamlanması için şirketin sınırlı biçimde yeniden sicile kaydedilmesidir.

Dolayısıyla “şirket yeniden sicile döndü” ifadesi her zaman “şirket yeniden ticaret yapmaya başladı” anlamına gelmez.

İflas sürecinde şirket adına yeni sözleşme yapılması, mal satılması, üretime devam edilmesi veya çalışanların istihdam edilmesi gibi konularda da işlemin kim tarafından ve hangi yetkiyle gerçekleştirildiği kontrol edilmelidir.

İflas öncesindeki yönetim düzeninin otomatik olarak devam ettiği varsayımı, yapılan işlemlerin geçerliliği ve sorumluluk bakımından ciddi sorunlara yol açabilir.

Şirketin yeniden faaliyete geçip geçemeyeceğini değerlendirirken bu yüzden önce iflas dosyasının hangi aşamada olduğu belirlenmelidir.

İflas yeni mi açıldı? Tasfiye devam mı ediyor? İşletme tasfiye organlarının kararıyla çalıştırılıyor mu? İflas kaldırıldı mı? Yoksa tasfiye tamamlanarak şirket sicilden terkin mi edildi?

Bu soruların cevapları değiştikçe “yeniden faaliyet” kavramının hukuki anlamı da değişir.

İflas bir şirketin ticari hayatında çok ağır bir kırılmadır; ancak her iflas kararı aynı şekilde şirketin ekonomik varlığının o anda sona ermesiyle sonuçlanmaz.

Bazı işletmeler tasfiye amacıyla faaliyetini belirli ölçüde sürdürebilir, bazı şirketler iflasın kaldırılmasıyla yeniden olağan ticari düzene dönebilir, tasfiyesi tamamlanıp tüzel kişiliği sona ermiş şirketlerde ise mesele artık bambaşka bir hukuki zemine taşınır.

Bu nedenle “İflas eden şirket yeniden açılır mı?” sorusunun cevabını şirket tabelasının durup durmadığı değil, iflasın hangi aşamada ve hangi hukuki sonuçla sona erdiği belirler.