Tanımadığım Bir Borç İçin İcra Takibi Geldi, Ne Yapmalıyım?
Hiç tanımadığınız bir şirketten, yıllardır ilişki kurmadığınız bir kişiden veya size tamamen yabancı görünen bir sözleşmeden kaynaklanan borç için icra takibiyle karşılaşabilirsiniz. Bazen isim veya kimlik bilgilerindeki bir karışıklık, bazen eski bir abonelik, bazen devredilmiş bir alacak, bazen de kişinin kendisine ait olmadığını düşündüğü bir belge takibin kaynağı olabilir.
Böyle bir durumda ilk tepkinin “Benim böyle bir borcum yok, o hâlde hiçbir şey yapmama gerek yok” olması ciddi sonuç doğurabilir. İcra takibinde borcun gerçekte bulunmadığını düşünmek ile buna karşı süresinde hukuki işlem yapmak farklı konulardır.
Önce size ulaşan belgenin ne olduğu belirlenmelidir.
Belge gerçekten icra dairesinden gönderilmiş bir ödeme emri mi? Hangi icra dairesinin hangi esas numaralı dosyasına ait? Alacaklı kim? Ne kadar para isteniyor? Alacağın dayanağı olarak ne gösterilmiş? Takip genel haciz yoluyla mı, kambiyo senedine mi, mahkeme kararına mı veya başka bir takip türüne mi dayanıyor?
Bu ayrım önemlidir; çünkü her icra takibine aynı şekilde ve aynı sürede itiraz edilmez.
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren kural olarak yedi gün içinde icra dairesine itiraz edebilir. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur.
“Bu kişiyi tanımıyorum”, “Böyle bir sözleşme yapmadım” veya “Bu borç bana ait değil” şeklindeki iddiaların hangi hukuki çerçevede ileri sürüleceği ise dosyanın dayanağına göre belirlenir.
Burada tebligat tarihi kritik önemdedir.
Kişinin icra dosyasını E-Devlet'te gördüğü tarih ile ödeme emrinin hukuken tebliğ edildiği tarih aynı olmayabilir. Tebligat daha önce yapılmış, kişinin adresinde başka bir kişiye teslim edilmiş veya ilgili mevzuat uyarınca farklı bir usulle tamamlanmış olabilir.
Bu yüzden yalnız “Dosyayı bugün gördüm” denilerek sürenin bugün başladığı varsayılmamalıdır.
Takip bir belgeye dayanıyorsa belgenin de incelenmesi gerekir.
Örneğin alacaklı bir sözleşmeye dayanıyorsa sözleşmede sizin adınızın neden bulunduğu araştırılmalıdır. Takip bir senede dayanıyorsa senetteki imzanın size ait olup olmadığı ayrıca önem kazanır.
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte takip dayanağı senetteki imza borçluya ait değilse, imzaya itirazın ayrıca ve açıkça belirtilmesi gerekir. Yalnız genel bir borca itiraz beyanının imza yönünden aynı sonucu doğuracağı düşünülmemelidir.
Kambiyo senetlerine özgü takipte ise borca ve imzaya ilişkin başvuruların mercii, süresi ve sonuçları farklıdır. Bu nedenle üzerinde “ödeme emri” yazan her belge için internetten bulunan standart bir itiraz metninin kullanılması doğru değildir.
Tanımadığınız borcun arkasından bazen tanıdık bir hukuki ilişki de çıkabilir.
Eski bir telefon veya internet aboneliği, kredi kartı, üyelik, kefalet, araç kiralama, sağlık hizmeti ya da yıllar önce kurulmuş ticari ilişki nedeniyle doğduğu ileri sürülen alacak başka bir şirkete devredilmiş olabilir. Takipte alacaklı olarak daha önce hiç duymadığınız bir şirketin görünmesi, borcun mutlaka sahte olduğu anlamına gelmez.
Tam tersine alacaklıyı tanıyor olmanız da borcun doğru olduğu anlamına gelmez.
Talep edilen ana para, faiz başlangıç tarihi, faiz oranı veya diğer fer'iler hatalı olabilir. Borcun bir kısmı daha önce ödenmiş olabilir. Borç zamanaşımına uğramış olabilir veya aynı alacak daha önce başka şekilde tahsil edilmiş olabilir.
İcra takibine konu edilen borç gerçekten size ait değilse süreyi kaçırmamak özellikle önemlidir.
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte süresinde itiraz edilmemesi, alacaklının takip hukukuna göre cebri icra işlemlerine devam edebilmesinin önünü açabilir. Borcun maddi hukuk bakımından gerçekte mevcut olup olmadığı ile icra takibinin kesinleşmiş olması birbirinden farklı meselelerdir.
Bu sebeple tanımadığınız bir borcu sırf “saçma” veya “yanlış” bulduğunuz için görmezden gelmek yerine, dosyanın dayanağı ve tebligat kayıtları hızla incelenmelidir.
Takip kesinleşmişse de her durumda hukuki imkânların tamamen sona erdiği söylenemez. Usulsüz tebligat, gecikmiş itiraz şartları, borçlu olunmadığının tespitine yönelik davalar veya takip türüne özgü diğer hukuki yollar gündeme gelebilir. Fakat hangi yolun kullanılabileceği, takibin niteliğine ve dosyanın geldiği aşamaya bağlıdır.
Bir başka ihtimal kimlik veya kişisel bilgilerin hukuka aykırı kullanılmasıdır.
Kişi hiç imzalamadığı bir belge, hiç kurmadığı bir abonelik veya gerçekleştirmediği bir işlem nedeniyle borçlu gösterilmişse mesele yalnız icra hukukuyla sınırlı kalmayabilir. Belgenin sahte düzenlenmesi veya kişisel bilgilerin kötüye kullanılması iddiasının niteliğine göre ceza hukuku ve kişisel verilerin korunması bakımından da değerlendirme gerekebilir.
Ancak bu tür başvuruların yapılması, icra dosyasındaki sürelerin kendiliğinden durduğu anlamına gelmez. İcra takibine karşı yapılması gereken işlem ayrıca takip edilmelidir.
Tanımadığınız bir borç için ödeme emri aldığınızda en değerli şey, çoğu zaman ilk birkaç gündür. Belgenin gerçek olup olmadığını tartışmak yerine dosya numarasını, takip türünü, alacağın dayanağını, tebligat tarihini ve kullanılabilecek itiraz yolunu belirlemek gerekir.
İcra takibinde hiç tanımadığınız bir borçla karşılaşmanız mümkün olabilir. Fakat hukuken asıl belirleyici olan borcu tanıyıp tanımamanız değil, size yöneltilen talebe karşı hakkınızı doğru sürede ve doğru yolla kullanmanızdır.