Egemen Hukuk Bürosu
Kimlik bilgileri izinsiz kullanılarak oluşturulan borç nedeniyle icra takibine itiraz edilmesi

Kimlik Bilgilerim Kullanılarak Borçlandırılmışsam İcra Takibine Nasıl İtiraz Ederim?

Adınız, T.C. kimlik numaranız, adresiniz veya diğer kişisel bilgileriniz kullanılarak hiç yapmadığınız bir işlem üzerinden borçlu gösterilebilirsiniz. Bilginiz dışında telefon hattı açılması, ürün satın alınması, abonelik kurulması, sözleşme düzenlenmesi veya imzanız taklit edilerek belge oluşturulması sonunda hakkınızda icra takibi başlatılması mümkündür.

Böyle bir durumda “Kimlik bilgilerim kullanılmış, bu borç zaten beni bağlamaz” düşüncesiyle ödeme emrini cevapsız bırakmak doğru değildir. Borç size ait değilse bunun icra takibinde hangi usulle ve hangi süre içinde ileri sürüleceği belirlenmelidir.

İlk adım ödeme emrinin ve icra dosyasının incelenmesidir.

Takibi kim başlatmıştır? Alacağın sebebi olarak ne gösterilmektedir? Bir sözleşmeye mi, faturaya mı, senede mi yoksa başka bir belgeye mi dayanılmaktadır? Takip hangi icra yoluyla yürütülmektedir? Ödeme emri hangi tarihte ve hangi adrese tebliğ edilmiştir?

İtirazın nasıl yapılacağı bu bilgilerden bağımsız düşünülemez.

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte ödeme emrini alan borçlu, kural olarak tebliğden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz edebilir. Borcun tamamına itiraz edilebileceği gibi yalnız belirli bir kısmına yönelik itiraz da söz konusu olabilir.

Kimlik bilgilerinin kullanıldığı olaylarda çoğu zaman borcun tamamının kişiye ait olmadığı ileri sürülür.

Ancak takip bir imzaya dayanıyorsa yalnız “borcum yoktur” denilmesi yeterli görülmemelidir.

Takip dayanağı adi senette bulunan imzanın size ait olmadığını düşünüyorsanız, genel haciz yoluyla takip bakımından imzaya itirazın ayrıca ve açıkça bildirilmesi önemlidir. İcra hukukunda borca itiraz ile imzaya itiraz aynı kavram değildir.

Örneğin sizin kimlik bilgileriniz kullanılarak bir sözleşme hazırlanmış ve altına size ait olmayan bir imza atılmış olabilir. Böyle bir durumda hem borç ilişkisini reddetmeniz hem de imzanın size ait olmadığını açık biçimde ortaya koymanız gerekebilir.

Takip çek, bono veya poliçe gibi bir kambiyo senedine dayanıyorsa daha farklı bir sistem söz konusudur.

Kambiyo senetlerine özgü haciz yolunda borca veya imzaya itirazın süresi ve yapılacağı merci genel ilamsız takipten farklıdır. Bu nedenle “İcra takibine itiraz süresi her zaman yedi gündür” şeklinde genel bir kabul hatalıdır.

Kimlik bilgilerinin kötüye kullanıldığı dosyalarda ikinci önemli mesele tebligatın gerçekten size usulüne uygun yapılıp yapılmadığıdır.

Sahte işlemi yapan kişi sizin gerçek adresinizi kullanmamış olabilir. İcra takibinde hiç bilmediğiniz bir adres yer alabilir. Dosyadan ancak banka hesabınız bloke edildiğinde veya maaşınıza haciz geldiğinde haberdar olmuş olabilirsiniz.

Bu ihtimalde ödeme emrinin hangi adrese gönderildiği, kime teslim edildiği ve tebliğ işleminin hangi tarihte tamamlandığı incelenmelidir.

Tebligat usulsüzse bunun hukuki sonucu ayrıca değerlendirilir. Kişinin dosyayı fiilen öğrendiği tarih ile dosyada görünen tebliğ tarihinin farklı olması, kullanılabilecek başvuru yolunu etkileyebilir.

İtiraz yapılırken yalnız hukuki sürelerin korunması değil, kimlik bilgilerinin size ait olmasına rağmen işlemin size ait olmadığını gösterebilecek delillerin toplanması da önemlidir.

Kimlik numarasının doğru olması, sözleşmeyi sizin yaptığınızı tek başına göstermez.

Sözleşmede kullanılan telefon numarası, e-posta adresi, teslimat adresi, banka hesabı, IP veya elektronik işlem kayıtları, ürünün teslim edildiği kişi, işlem sırasında kullanılan iletişim bilgileri ve varsa kamera kayıtları olayın niteliğine göre önem kazanabilir.

Örneğin sizin adınıza internet üzerinden telefon satın alınmışsa ürünün sizin adresinize değil başka bir şehirdeki adrese teslim edilmiş olması güçlü bir araştırma noktasıdır. Adınıza telefon hattı açılmışsa hattın hangi bayiden çıkarıldığı, hangi cihazlarda kullanıldığı veya başvuruda hangi belgelerin sunulduğu incelenebilir.

İmzanın sahte olduğu ileri sürülüyorsa takip dayanağı belgenin aslı özellikle önemlidir.

İmzanın aidiyeti konusunda uyuşmazlık çıktığında teknik inceleme gerekebilir. Kişinin farklı tarihlerdeki mukayeseye elverişli gerçek imza örnekleri de incelemede kullanılabilir.

Kimlik bilgilerinin izinsiz kullanılması aynı zamanda ceza hukuku bakımından da sonuç doğurabilir.

Olayın özelliklerine göre dolandırıcılık, belgede sahtecilik veya başka suçların oluşup oluşmadığının araştırılması için savcılığa başvuru gündeme gelebilir. Ancak savcılığa suç duyurusunda bulunmak icra takibine yapılması gereken itirazın yerine geçmez.

Bu ayrım çok önemlidir.

Kişi savcılığa başvurmuş fakat icra dosyasındaki ödeme emrine süresinde itiraz etmemişse ceza soruşturması devam ederken icra takibi de kendi kuralları çerçevesinde ilerleyebilir.

Aynı şekilde icra takibine itiraz edilmesi de ceza soruşturmasının kendiliğinden başlamasını sağlamaz.

İcra takibi henüz kesinleşmemişse sürelerin doğru kullanılması borçlunun durumunu önemli ölçüde koruyabilir. Takip kesinleşmişse ise seçenekler dosyanın aşamasına göre değişir. Usulsüz tebligat iddiası, borçlu olunmadığının tespitine yönelik hukuki yollar veya takip türüne özgü diğer başvuruların koşulları ayrıca incelenmelidir.

Kimlik bilgilerinin kötüye kullanıldığı bir olayda mücadele yalnız “Bu borç benim değil” cümlesi üzerinden yürütülmez. Borcu doğuran işlemin size ait olmadığını, varsa imzanın size ait bulunmadığını ve icra takibinin hangi aşamada olduğunu birbirinden ayırarak ortaya koymak gerekir.

Kimlik bilgileriniz size ait olabilir; fakat bu bilgiler kullanılarak gerçekleştirilen her işlem sizin iradenizin ürünü değildir. İcra hukukunda korunması gereken temel nokta da tam burada ortaya çıkar: kişinin kimliği ile kişinin hukuki iradesi aynı şey değildir.