Egemen Hukuk Bürosu
İcra ödeme emrinin borçlu yerine başka bir kişiye teslim edilmesi ve itiraz süresinin başlangıcı

İcra Tebligatını Başkası Alırsa İtiraz Süresi Başlar mı?

İcra dairesinden gönderilen ödeme emrini her zaman borçlunun kendisi teslim almaz. Postacı geldiğinde kişi işte olabilir; evde eşi, çocuğu veya başka bir yakını bulunabilir. Tebligat bu kişiye bırakıldıktan birkaç gün sonra borçlu evrakı gördüğünde ise önemli bir sorun ortaya çıkar: İtiraz süresi evrakı bizzat gördüğü gün mü, yoksa başka bir kişinin teslim aldığı gün mü başlamıştır?

Tebligatın borçlunun kendisine verilmemiş olması, tek başına tebligatı geçersiz hâle getirmez. Tebligat mevzuatı, belirli şartlarda evrakın muhatap dışında başka kişilere teslim edilmesine izin verir.

Muhatap adresinde bulunmuyorsa tebligatın kime teslim edildiği önem kazanır.

Tebligat Kanunu uyarınca kendisine tebliğ yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisiyle aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılabilir. Ancak tebligatı teslim alan kişinin kanunda aranan nitelikleri taşıması gerekir.

Burada yalnız akrabalık ilişkisine bakılmaz.

Örneğin muhatabın kardeşinin tebligatı almış olması, kardeş olduğu için tebliği otomatik olarak geçerli kılmaz. Kardeşin aynı konutta oturup oturmadığı önemlidir. Buna karşılık aynı konutta yaşayan eşe yapılan tebligat, şartları mevcutsa muhatabın bizzat imza atmamış olmasına rağmen geçerli olabilir.

Tebligatı alan kişinin yaşı ve görünürdeki ehliyeti de dikkate alınır. Tebligat Kanunu, muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kişinin görünüşüne göre on sekiz yaşından aşağı olmamasını ve açıkça ehliyetsiz bulunmamasını arar.

Bu ayrıntı özellikle evde bulunan çocuklara teslim edilen tebligatlarda önem taşır.

Postacının evrakı muhatabın küçük yaştaki çocuğuna vermesi ile aynı konutta yaşayan yetişkin çocuğuna teslim etmesi aynı hukuki değerlendirmeye tabi değildir.

İşyerlerinde ise farklı kurallar devreye girebilir.

Tebligat bir şirkete, işletmeye veya belirli bir mesleki adrese gönderilmişse tüzel kişilere ve ticari işletmelere ilişkin tebligat hükümlerinin ayrıca incelenmesi gerekir. “Sekreter aldı”, “çalışan imzaladı” veya “güvenliğe bırakıldı” şeklindeki ifadeler tek başına tebligatın geçerli ya da geçersiz olduğunu göstermeye yetmez.

İcra dosyasındaki tebliğ mazbatası, bu sebeple en önemli belgelerden biridir.

Mazbatada evrakın kime teslim edildiği, teslim alan kişinin muhatapla ilişkisi ve tebliğin hangi usule göre gerçekleştirildiği görülebilir. İtiraz süresinin başlangıcını değerlendirirken borçlunun yalnız “Ben o gün evde değildim” demesi yerine tebliğ belgesinin içeriği incelenmelidir.

Tebligat usulüne uygun şekilde muhatap yerine tebligatı almaya yetkili bir kişiye teslim edilmişse, borçlunun evrakı daha sonra fiilen görmüş olması kural olarak süreyi yeniden başlatmaz.

Örneğin ödeme emri kanuna uygun biçimde aynı konutta yaşayan yetişkin eşe pazartesi günü tebliğ edilmiş, borçlu iş seyahatinden cuma günü dönerek evrakı ancak o gün görmüş olabilir. Tebligat geçerliyse süre hesabı borçlunun cuma günü evrakı okumasına göre değil, hukuken gerçekleşen tebliğ tarihine göre yapılır.

Bu durum icra takiplerinde son derece önemlidir.

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borca itiraz süresi kural olarak ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür. Borçlu, tebligatı kendisi görmediğini düşünerek günlerce beklediğinde itiraz süresini kaçırabilir.

Buna karşılık evrakın herhangi bir kişiye bırakılmış olması da yeterli değildir.

Tebligat komşuya teslim edilmiş olabilir. Muhatapla aynı konutta yaşamayan bir yakına verilmiş olabilir. Kanunun aradığı şartları taşımayan kişiye bırakılmış veya tebliğ mazbatasındaki kayıtlar usule uygun düzenlenmemiş olabilir.

Bu hâllerde tebligatın usulsüz olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.

Usulsüz tebligatta kişinin evrakı ne zaman öğrendiği özel önem taşır. Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebliğ usule aykırı yapılmış olsa bile muhatap tebliği öğrenmişse tebligat geçerli sayılır ve muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilir.

Ancak öğrenme tarihi konusunda gelişigüzel beyanda bulunulmamalıdır.

Kişinin daha önce icra dosyasında işlem yapmış olması, ödeme gerçekleştirmesi, alacaklıyla dosya hakkında yazışması veya başka bir şekilde takipten haberdar olduğunu gösteren kayıtların bulunması, ileri sürdüğü öğrenme tarihinin değerlendirilmesinde etkili olabilir.

Özellikle haciz uygulandıktan sonra dosyadan haberdar olan kişinin önce tebligat evrakını incelemesi gerekir.

“Ben almadım” savunması tek başına yeterli değildir. Tebligatı alan kişinin kim olduğu, aynı konutta yaşayıp yaşamadığı, yaşı, tebliğ mazbatasındaki sıfatı ve tebliğ işleminin mevzuata uygunluğu belirlenmelidir.

İcra tebligatını başka bir kişinin teslim alması bazen tamamen geçerli bir tebligat oluşturur, bazen de itiraz süresinin başlangıcını değiştirebilecek ciddi bir usulsüzlüğe işaret eder.

Aradaki fark, evrakı kimin eline aldığı kadar o kişinin tebligatı sizin adınıza almaya hukuken yetkili olup olmadığıdır.

İcra dosyasında süre hesabı yapılırken “Tebligatı ben almadım” cümlesiyle yetinmek yerine tebliğ mazbatasındaki birkaç satırı dikkatle okumak gerekir. Çünkü ödeme emrini zarfından ilk çıkaran kişi siz olmayabilirsiniz; fakat tebligat hukuken geçerliyse itiraz süresi siz zarfı gördüğünüz günü beklemeyebilir.