Egemen Hukuk Bürosu
Yurt dışında yaşayan borçluya icra ödeme emrinin tebliğ edilmesi ve yurt dışı tebligat süreci

Yurt Dışında Yaşayan Kişiye İcra Takibi Nasıl Tebliğ Edilir?

Türkiye'de hakkında icra takibi başlatılan kişinin Almanya'da, Fransa'da, Hollanda'da veya başka bir ülkede yaşaması, ödeme emrinin tebliği bakımından özel bir süreci gündeme getirir. Borçlunun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması da şart değildir. İcra takibi Türkiye'de yürütülürken muhatabın bilinen adresinin yurt dışında bulunması hâlinde tebligatın, yurt dışı tebligat kurallarına uygun biçimde gerçekleştirilmesi gerekir.

Burada ilk ayrım, borçlunun gerçekte yurt dışında yaşaması ile icra dosyasında hangi adresinin bilindiği arasındadır.

Alacaklı borçlunun yurt dışındaki güncel adresini biliyorsa ödeme emrinin bu adrese tebliği gündeme gelir. Yabancı ülkeye yapılacak tebligatta Tebligat Kanunu'nun yanında Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmeler ve tebligat yapılacak ülkenin tabi olduğu usul de önem taşır.

Bu sebeple yurt dışı tebligatı, yalnız Türk hukukundaki tek bir maddeden hareketle değerlendirilemez.

Türkiye, 1965 tarihli Hukuki veya Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'ne taraftır. Tebligat yapılacak ülkenin de sözleşmeye taraf olması hâlinde sözleşmedeki merkezi makam sistemi ve ülkenin sözleşme kapsamında yaptığı beyanlar dikkate alınabilir.

Bunun yanında Türkiye ile ilgili ülke arasında ikili adli yardımlaşma veya tebligat anlaşması bulunması da mümkündür.

Dolayısıyla Almanya'ya yapılacak tebligat ile sözleşmesel ilişkilerin farklı olduğu başka bir ülkeye yapılacak tebligatın aynı yöntemle sonuçlanacağı varsayılmamalıdır.

Türk vatandaşları bakımından Tebligat Kanunu'nun 25/a maddesinde ayrıca özel bir yöntem bulunmaktadır.

Yabancı ülkede kendisine tebliğ yapılacak kişi Türk vatandaşıysa tebligat, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu aracılığıyla da yapılabilir. Bu yöntemde tebliğin konusu ve çıkaran merciin bilgilerini içeren bildirim, muhataba o ülkenin mevzuatının izin verdiği yöntemle gönderilir.

Bildirimde, tebliğ evrakının belirli bir süre içinde başvurulmadığı takdirde tebliğ edilmiş sayılacağına ilişkin ihtar da yer alır.

Bu düzenleme yurt dışındaki Türk vatandaşlarına yönelik tebligatta son derece önemlidir. Ancak kişinin Türk vatandaşı olup olmadığı, adresin doğru olup olmadığı ve kullanılan yöntemin kanuni şartları taşıyıp taşımadığı ayrıca kontrol edilmelidir.

Yurt dışına tebligatta adresin doğruluğu, Türkiye içindeki tebligatlardan dahi daha belirleyici olabilir.

Borçlu yıllar önce Fransa'da bir adreste yaşamış ancak daha sonra Belçika'ya taşınmış olabilir. Alacaklının elinde yalnız eski Fransız adresi bulunabilir. Tebligatın bu adrese gönderilmesi ve evrakın iade edilmesi hâlinde dosyada yeni adres araştırmaları gündeme gelebilir.

Kişinin Türkiye'deki adres kayıt sisteminde bir adresinin bulunması ise her olayda doğrudan aynı sonuca götürmez. Muhatabın bilinen adresi, yurt dışındaki yerleşim durumu ve tebligat evrakının hangi yöntemle çıkarıldığı birlikte değerlendirilmelidir.

Yurt dışında yaşayan kişinin Türkiye'de annesinin, babasının veya başka bir yakınının bulunması da ödeme emrinin her durumda bu kişilere bırakılabileceği anlamına gelmez.

Tebligatın geçerliliği açısından muhatabın adresi ve kanunda öngörülen teslim şartları esas alınır. “Ailesi Türkiye'de yaşıyor” gerekçesiyle herhangi bir yakına teslim edilen evrakın geçerli olduğu varsayılamaz.

Yurt dışı tebligatının icra hukukundaki en önemli sonuçlarından biri itiraz süresinin başlangıcıdır.

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borca itiraz için öngörülen süre ödeme emrinin usulüne uygun tebliğine bağlı olarak işlemeye başlar. Yurt dışına gönderilen evrakın Türkiye'deki icra dairesinden çıktığı tarih, tek başına itiraz süresinin başlangıcı değildir.

Tebliğin hangi tarihte tamamlandığı tespit edilmelidir.

Konsolosluk aracılığıyla yapılan tebligat, merkezi makam üzerinden yürütülen işlem veya ilgili milletlerarası sözleşme kapsamında gerçekleştirilen tebliğ farklı işlem aşamalarına sahip olabilir. Dosyadaki tebliğ belgesi bu yüzden dikkatle incelenmelidir.

Yurt dışındaki borçlunun Türkiye'deki icra takibini E-Devlet veya UYAP üzerinden daha önce görmüş olması da ayrı bir tartışma yaratabilir. Dosyayı elektronik ortamda görmek ile kanunun aradığı tebligatın yapılmış olması her durumda aynı kavram değildir. Bununla birlikte usulsüz tebligat iddiasında kişinin takipten fiilen ne zaman haberdar olduğu ayrıca önem kazanabilir.

Bu nedenle yurt dışında yaşayan kişi icra dosyasını öğrendiğinde yalnız “Bana yurt dışında tebligat gelmedi” düşüncesiyle hareket etmemelidir.

Dosyada hangi adresin kullanıldığı, tebligatın hangi ülkeye gönderildiği, hangi uluslararası veya ulusal yöntemin uygulandığı, tebliğin tamamlandığına ilişkin hangi belgenin bulunduğu ve takibin hangi aşamaya ulaştığı birlikte incelenmelidir.

Yurt dışına yapılan tebligatın usulsüz olduğu düşünülüyorsa kullanılabilecek hukuki yollar da dosyanın niteliğine göre değerlendirilir. Tebliğ tarihinin düzeltilmesine yönelik şikâyet, borca veya imzaya ilişkin itirazlar ve takip türüne özgü diğer başvurular birbirinin yerine geçmez.

Ayrıca yurt dışında bulunmak, Türkiye'deki malvarlığını icra takibinden kendiliğinden korumaz.

Borçlunun Türkiye'de banka hesabı, taşınmazı, aracı, şirket payı veya başka haczedilebilir malvarlığı bulunuyorsa takip kesinleştikten sonra bunlar hakkında cebri icra işlemleri gündeme gelebilir. Kişinin fiziksel olarak başka ülkede yaşaması ile Türkiye'deki icra takibinin hukuki sonuçları farklı meselelerdir.

Yurt dışı tebligatında zarfın iki ülke arasında yaptığı yolculuktan daha önemli olan, hangi hukuki yol üzerinden muhataba ulaştırıldığı ve tebliğin hangi tarihte tamamlanmış sayıldığıdır. İcra dosyasında itiraz hakkının başlayacağı gün de çoğu zaman bu iki sorunun doğru cevaplanmasına bağlıdır.