Borsada Manipülasyon Nedeniyle Zarar Eden Yatırımcı Tazminat Davası Açabilir mi?
Borsada yatırım yapan kişiler, satın aldıkları hisse senetlerinin değer kazanmasını beklerken çeşitli nedenlerle zarar edebilirler. Hisse senedi fiyatlarının düşmesi, sermaye piyasalarının doğal risklerinden biridir. Ancak bazı durumlarda fiyat hareketlerinin olağan piyasa koşullarından değil, yatırımcıları yanıltmaya yönelik hukuka aykırı işlemlerden kaynaklandığı iddia edilmektedir.
Özellikle kısa sürede yüksek oranda değer kazanan bir hisse senedinin ardından sert biçimde düşmesi, yatırımcıların manipülasyon şüphesi duymasına neden olabilmektedir. Bu durumda ortaya çıkan temel soru, borsada manipülasyon nedeniyle zarar eden yatırımcının uğradığı zararı tazminat davasıyla geri alıp alamayacağıdır.
Bu sorunun cevabı, olayın özelliklerine göre değişmekle birlikte, belirli hukuki şartların gerçekleşmesi hâlinde yatırımcının tazminat talep etmesi mümkündür.
Borsada Manipülasyon Nedir?
Borsada manipülasyon, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, arz ve talepleri veya yatırımcıların kararları üzerinde yanlış ya da yanıltıcı bir izlenim oluşturulmasına yönelik hukuka aykırı davranışları ifade eder.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinde bu fiiller, piyasa dolandırıcılığı suçu kapsamında düzenlenmiştir.
Kanunda işlem bazlı ve bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığı olmak üzere iki temel düzenleme bulunmaktadır.
İşlem bazlı piyasa dolandırıcılığında, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına veya arz ve taleplerine ilişkin yanıltıcı izlenim oluşturmak amacıyla alım satım yapılması, emir verilmesi, emirlerin değiştirilmesi ya da iptal edilmesi gibi işlemler söz konusu olabilir.
Bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığında ise sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla gerçeğe aykırı ya da yanıltıcı bilgilerin yayılması ve kanunda aranan diğer şartların gerçekleşmesi gündeme gelir.
Örneğin bir hisse senedinin fiyatını etkilemek amacıyla gerçeğe aykırı şirket haberleri yayılması veya yatırımcılarda yapay bir alım talebi bulunduğu izleniminin oluşturulması, somut olayın özelliklerine göre piyasa dolandırıcılığı kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak her yüksek fiyat artışı, her sert düşüş veya her yoğun alım satım işlemi manipülasyon anlamına gelmez. Bir işlemin piyasa dolandırıcılığı oluşturup oluşturmadığı, kanundaki unsurlar çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Borsada Manipülasyon Nedeniyle Zarar Eden Yatırımcı Parasını Geri Alabilir mi?
Manipülasyon nedeniyle zarar gördüğünü ileri süren yatırımcı, hukuki şartların gerçekleşmesi hâlinde sorumlu kişilerden zararının giderilmesini talep edebilir.
Bu talebin genel hukuki dayanaklarından biri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğudur.
Haksız fiil nedeniyle tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için kural olarak hukuka aykırı bir fiilin, kusurun, zararın ve fiille zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerekir.
Dolayısıyla bir yatırımcının yalnızca hisse senedinde zarar etmiş olması, tazminat davasının kabul edilmesi için yeterli değildir.
Yatırımcı, uğradığı zararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülen işlemlerle bağlantısını ortaya koymalıdır.
Örneğin bir yatırımcı, gerçeğe aykırı bilgiler nedeniyle belirli bir hisse senedini yüksek bedelle satın aldığını ve bu bilgiler gerçeği yansıtmadığı için zarara uğradığını ileri sürebilir. Böyle bir durumda açıklamaların niteliği, yatırımcının işlem tarihleri, alım satım fiyatları ve zarar ile fiil arasındaki bağlantı önem kazanır.
Manipülasyonun Tespit Edilmesi Tazminat Almak İçin Yeterli midir?
Sermaye Piyasası Kurulu tarafından belirli işlemler hakkında inceleme yapılması veya yaptırım uygulanması, yatırımcıların tazminat talepleri bakımından önemli olabilir.
Bununla birlikte SPK tarafından piyasa dolandırıcılığına ilişkin bir tespit yapılması, zarar ettiğini belirten her yatırımcıya otomatik olarak tazminat ödeneceği anlamına gelmez.
Çünkü piyasa dolandırıcılığına ilişkin cezai veya idari süreç ile yatırımcının özel hukuk hükümlerine dayanan tazminat talebi farklı hukuki amaçlara sahiptir.
Piyasa dolandırıcılığı suçuna ilişkin incelemelerde, sermaye piyasasının güvenilir ve sağlıklı işleyişinin korunması amaçlanır. Tazminat davasında ise belirli bir kişinin uğradığı zararın sorumlular tarafından giderilip giderilmeyeceği değerlendirilir.
Bu nedenle yatırımcının kendi zararını ve bu zararın ileri sürdüğü hukuka aykırı davranışla bağlantısını somutlaştırması gerekir.
SPK'ya Şikâyette Bulunmak ile Tazminat Davası Açmak Aynı Şey midir?
Sermaye Piyasası Kurulu, sermaye piyasalarının düzenlenmesi ve denetlenmesinden sorumlu kamu otoritesidir. Yatırımcılar, sermaye piyasası mevzuatına aykırı olduğunu düşündükleri işlemleri Kurula bildirebilirler.
SPK'ya yapılacak başvuruda, şüpheli işlemlerin gerçekleştiği tarihler, ilgili hisse senedi, yatırım kuruluşu ve iddiayı destekleyen bilgi ve belgelerin belirtilmesi önemlidir.
Ancak SPK'ya şikâyette bulunmak, doğrudan tazminat davası açmak anlamına gelmez.
Kurul, kendisine yapılan başvurular kapsamında mevzuata uygunluk yönünden inceleme yapabilir. Buna karşılık yatırımcının özel hukuk kapsamında uğradığı zararın tazminine karar verilmesi, SPK'nın şikâyet incelemesinin doğrudan sonucu değildir.
Bu nedenle manipülasyon nedeniyle zarar gördüğünü düşünen kişinin, düzenleyici kuruma başvuru ile tazminat talebini birbirinden ayırması gerekir.
Manipülasyon Nedeniyle Açılacak Tazminat Davasında Zarar Nasıl Belirlenir?
Borsada manipülasyon iddiasına dayanan tazminat davalarında karşılaşılabilecek en önemli sorunlardan biri zararın hesaplanmasıdır.
Örneğin bir yatırımcının hisse senedini 100 TL'den satın alıp 60 TL'den satması, işlem başına 40 TL fiyat farkı bulunduğunu gösterir. Ancak bu farkın tamamının manipülasyondan kaynaklandığı kendiliğinden kabul edilemez.
Hisse senedinin değerindeki değişim; şirketin mali durumu, genel ekonomik gelişmeler, sektörel koşullar ve piyasa hareketleri gibi birçok etkenden kaynaklanabilir.
Bu nedenle tazminat hesabında, hukuka aykırı olduğu ileri sürülen davranışın yatırımcı üzerindeki etkisinin diğer piyasa risklerinden ayrıştırılması gerekebilir.
Somut olayın özelliklerine göre yatırımcının alım satım kayıtları, işlem tarihleri, fiyat hareketleri, kamuya yapılan açıklamalar ve ilgili inceleme sonuçları değerlendirilir. Teknik ve mali konularda bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulabilir.
Tazminat talebinin kapsamı da ortaya çıkan zararın niteliğine ve uygulanacak sorumluluk hükümlerine göre belirlenir.
Manipülasyon Nedeniyle Kimlere Karşı Tazminat Davası Açılabilir?
Tazminat talebinin kime yöneltileceği, hukuka aykırı davranışı gerçekleştiren kişilerin ve olayda sorumluluğu bulunan diğer kişilerin belirlenmesine bağlıdır.
Piyasa dolandırıcılığı niteliğinde işlem gerçekleştirdiği ileri sürülen kişiler, somut olayın koşullarına göre tazminat sorumluluğuyla karşılaşabilir.
Ancak bir kişinin manipülasyon iddiasıyla anılması veya hakkında inceleme yürütülmesi, o kişinin her yatırımcının zararından mutlaka sorumlu olduğu anlamına gelmez.
Her davada sorumluluğun hukuki dayanağı, kişinin fiille bağlantısı, kusuru ve meydana gelen zararla arasındaki nedensellik ilişkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
Aracı kurumların veya başka sermaye piyasası kuruluşlarının sorumluluğu da kendiliğinden doğmaz. Bu kuruluşların sorumluluğundan söz edilebilmesi için ilgili mevzuat, sözleşme hükümleri ve somut olay bakımından gerekli hukuki şartların bulunması gerekir.
Yatırımcı Hangi Belgeleri Saklamalıdır?
Manipülasyon nedeniyle zarar gördüğünü düşünen yatırımcının, işlemlerine ilişkin kayıtları koruması önemlidir.
Hisse senedi alım satım tarihleri, emir kayıtları, işlem fiyatları, hesap hareketleri ve aracı kurum ekstreleri, zararın belirlenmesinde kullanılabilecek başlıca belgelerdir.
Bunların yanında yatırım kararını etkilediği düşünülen açıklamalar, yatırım tavsiyesi niteliğindeki paylaşımlar, kamuya açık şirket bildirimleri ve ilgili SPK kararları da olayın özelliklerine göre önem taşıyabilir.
Özellikle sosyal medya üzerinden yapılan yönlendirmeler nedeniyle işlem gerçekleştirdiğini ileri süren yatırımcıların, söz konusu içeriklerin tarihlerini ve ulaşılabilen kayıtlarını muhafaza etmeleri yararlı olabilir.
Bununla birlikte bir sosyal medya paylaşımının bulunması, tek başına hukuka aykırı bir manipülasyon yapıldığını veya tazminat sorumluluğu doğduğunu göstermez.
Manipülasyon Nedeniyle Tazminat Davası Açmak İçin Süre Var mıdır?
Tazminat taleplerinde zamanaşımı önemli bir konudur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesine göre haksız fiilden doğan tazminat istemleri, kural olarak zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Ancak tazminat talebinin cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmesi hâlinde bu sürenin uygulanması gündeme gelebilir.
Ayrıca somut olayda uygulanabilecek özel düzenlemeler de değerlendirilmelidir.
Bu nedenle yatırımcının yalnızca SPK incelemesinin veya ceza soruşturmasının sonuçlanmasını bekleyerek tazminat talebine ilişkin süreleri göz ardı etmesi hak kaybına yol açabilir.
Borsada Zarar Eden Her Yatırımcı Tazminat Davası Açabilir mi?
Borsa yatırımları doğası gereği ekonomik risk içerir. Hisse senedinin beklenen değere ulaşmaması, fiyatının düşmesi veya yatırımcının yanlış zamanda alım satım yapması tek başına hukuka aykırı bir davranışın bulunduğunu göstermez.
Bu nedenle her yatırım zararının tazmin edilmesi mümkün değildir.
Buna karşılık zarar, hukuka aykırı bir piyasa dolandırıcılığı fiilinden kaynaklanmışsa ve tazminat sorumluluğunun diğer şartları da gerçekleşmişse, yatırımcı bakımından hukuki talep hakkı doğabilir.
Burada belirleyici olan yalnızca zararın miktarı değil, zararın hangi nedenle meydana geldiği ve kimlerin bu zarardan hukuken sorumlu tutulabileceğidir.
Sonuç olarak borsada manipülasyon nedeniyle zarar eden yatırımcının tazminat davası açması hukuken mümkündür. Ancak davanın başarılı olabilmesi için manipülasyon iddiasının, uğranılan zararın ve aralarındaki nedensellik ilişkisinin somut olay çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
SPK'ya yapılan şikâyetler, ceza soruşturmaları ve özel hukuk kapsamında açılabilecek tazminat davaları farklı süreçlerdir. Yatırımcının haklarını değerlendirebilmesi için bu süreçlerin birbirinden ayrılması ve mevcut belgeler üzerinden hukuki durumun belirlenmesi önem taşır.