Egemen Hukuk Bürosu
Kredili hisse senedi işleminde teminat tamamlama çağrısı ve aracı kurumun zorunlu hisse satışı

Kredili Hisse Senedi İşleminde Teminat Tamamlama Çağrısı Nedir? Hisselerim Zorla Satılabilir mi?

Borsada hisse senedi satın almak isteyen yatırımcılar, yalnızca kendi paralarını kullanmak zorunda değildir. Belirli koşulların bulunması hâlinde bankalar veya aracı kurumlar tarafından sağlanan krediyle de hisse senedi işlemleri gerçekleştirilebilir.

Kredili işlemler, yatırımcının sahip olduğu sermayeden daha yüksek tutarda yatırım yapmasına imkân tanıyabilir. Ancak bu işlemler, yatırımcının zararının büyümesine ve hesabındaki hisse senetlerinin kendi tercih ettiği tarihten önce satılmasına da neden olabilir.

Özellikle hisse senedi fiyatlarının hızlı düştüğü dönemlerde yatırımcılar, aracı kurumlarından teminat tamamlama çağrısı alabilir.

Peki, teminat tamamlama çağrısı nedir? Aracı kurum yatırımcının izni olmadan hisse senetlerini satabilir mi? Zorunlu satış nedeniyle zarar eden yatırımcı tazminat isteyebilir mi?

Kredili işlemlerde teminat yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi hâlinde aracı kurumun belirli koşullarla teminattaki hisse senetlerini satması mümkündür. Ancak her satışın hukuka uygun olduğu veya aracı kurumun sınırsız satış yetkisi bulunduğu söylenemez.

Kredili Hisse Senedi İşlemi Nedir?

Kredili hisse senedi işlemi, yatırımcının bir yatırım kuruluşundan kredi kullanarak sermaye piyasasında pay satın almasıdır.

Normal bir hisse senedi işleminde yatırımcı, hesabında bulunan nakit para karşılığında pay satın alır.

Kredili işlemde ise yatırımcı, kendi kaynaklarının yanında yatırım kuruluşundan sağlanan krediyi de kullanabilir.

Örneğin hesabında 100.000 TL bulunan bir yatırımcı, ilgili mevzuat ve yatırım kuruluşunun koşulları çerçevesinde kredi kullanarak daha yüksek tutarda hisse senedi alabilir.

Bu durumda yatırımcının elde edebileceği kazanç artabileceği gibi uğrayabileceği zarar da büyüyebilir.

Üstelik kullanılan krediye ilişkin faiz ve diğer sözleşmesel yükümlülükler, yatırımın sonucundan bağımsız olarak devam edebilir.

Teminat Tamamlama Çağrısı Nedir?

Teminat tamamlama çağrısı, kredili işlem yapan yatırımcının hesabındaki teminatların gerekli seviyenin altına düşmesi nedeniyle yatırım kuruluşunun ek teminat talep etmesidir.

Finans piyasalarında bu durum margin call olarak da adlandırılmaktadır.

Kredili işlemlerde yatırımcının satın aldığı hisse senetleri veya hesabındaki diğer uygun varlıklar krediye karşılık teminat oluşturabilir.

Ancak bu varlıkların piyasa değerinin düşmesi hâlinde kredi borcuna karşılık gösterilen teminatın yeterliliği azalabilir.

Örneğin kredili olarak satın alınan hisse senetlerinin fiyatı önemli ölçüde düşerse yatırım kuruluşu, ilgili teminat oranının yeniden sağlanmasını isteyebilir.

Bu durumda yatırımcıdan hesabına nakit para yatırması, uygun başka teminat sunması veya teminat açığının giderilmesini sağlayacak işlem yapması talep edilebilir.

Kredili İşlemlerde Teminat Oranı Neden Önemlidir?

Kredili hisse senedi işlemlerinde teminat oranı, yatırımcının kullandığı kredi karşısında mevcut teminatlarının yeterli olup olmadığının değerlendirilmesinde kullanılan önemli ölçütlerden biridir.

Teminat oranına ilişkin esaslar, sermaye piyasası mevzuatı ve ilgili yatırım kuruluşuyla yapılan sözleşme çerçevesinde belirlenir.

Bu nedenle yatırımcının hesabındaki hisse senetlerinin toplam piyasa değerinin yüksek olması, her durumda teminat yükümlülüğünün karşılandığı anlamına gelmez.

Örneğin yatırımcının sahip olduğu payların bir kısmı teminata uygun olmayabilir veya ilgili kıymetlere farklı değerleme esasları uygulanabilir.

Ayrıca yatırım kuruluşunun sözleşmeye ve mevzuata uygun risk yönetimi uygulamaları bulunabilir.

Bu nedenle teminat açığı iddiasında yalnızca toplam portföy değerine bakılması yeterli değildir. Kredi borcu, teminata kabul edilen varlıklar ve uygulanan hesaplama yöntemi birlikte incelenmelidir.

Hisse Senedi Fiyatı Düşerse Neden Teminat Açığı Oluşur?

Kredili işlemlerde teminat olarak gösterilen hisse senetlerinin değeri piyasa koşullarına bağlı olarak değişebilir.

Örneğin yatırımcının teminat olarak gösterdiği payların piyasa değeri 200.000 TL iken, fiyat düşüşü sonucunda 140.000 TL'ye gerileyebilir.

Bu durumda kredi borcu aynı seviyede kalırken teminatın değeri azalmış olur.

Teminat değerindeki azalma, ilgili mevzuat ve sözleşme kapsamında korunması gereken teminat seviyesinin altına düşülmesine neden olabilir.

Ancak hisse senedi fiyatındaki her düşüşün mutlaka teminat tamamlama çağrısı yapılmasını gerektirdiği söylenemez.

Teminat açığının bulunup bulunmadığı, yatırımcının toplam teminat durumu ve uygulanacak hesaplama esaslarına göre belirlenir.

Aracı Kurum Teminat Tamamlama Çağrısını Nasıl Yapar?

Kredili işlemlerde teminat tamamlama çağrısının hangi yöntemle yapılacağı, ilgili mevzuat ve yatırımcıyla imzalanan sözleşme çerçevesinde değerlendirilir.

Yatırım kuruluşları, sözleşmede belirlenen iletişim kanallarını kullanarak yatırımcıya bildirimde bulunabilir.

Ancak her iletişim yönteminin her durumda geçerli olduğu veya yalnızca telefonla yapılan bildirimin yeterli sayılacağı söylenemez.

Özellikle uyuşmazlık hâlinde bildirimin hangi tarihte yapıldığı, hangi kanaldan gönderildiği, içeriği ve ilgili sözleşmede bu konuda nasıl bir düzenleme bulunduğu önem taşır.

Yatırımcının teminat tamamlama çağrısından haberdar olmadığını ileri sürmesi durumunda, bildirim kayıtları ve sözleşme hükümleri birlikte incelenmelidir.

Teminat Tamamlama Çağrısına Uyulmazsa Ne Olur?

Yatırımcı, teminat tamamlama çağrısına rağmen gerekli teminatı sağlamazsa yatırım kuruluşunun ilgili mevzuat ve sözleşmeden kaynaklanan hakları gündeme gelebilir.

Bu haklar arasında teminat açığını gidermek amacıyla belirli sermaye piyasası araçlarının satılması da bulunabilir.

Örneğin yatırımcının kredi borcuna karşılık gösterdiği hisse senetlerinin bir kısmının satılması ve satış bedelinin borcun azaltılmasında kullanılması söz konusu olabilir.

Ancak satışın hangi şartlarda gerçekleştirilebileceği, ne kadar teminat açığı bulunduğu ve hangi işlemlerin yapılabileceği somut olay bakımından değerlendirilmelidir.

Bu nedenle teminat tamamlama çağrısına uyulmamasının yatırım kuruluşuna her durumda sınırsız bir satış yetkisi verdiği düşünülmemelidir.

Aracı Kurum Hisse Senetlerimi İznim Olmadan Satabilir mi?

Kredili işlemlerde yatırım kuruluşunun teminatların satılmasına ilişkin sözleşmesel ve mevzuattan kaynaklanan yetkileri bulunabilir.

Bu nedenle yatırımcının her satış için ayrıca ve işlem anında yeni bir talimat vermemiş olması, satışın mutlaka hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez.

Örneğin yatırımcı, kredili işlem sözleşmesi kapsamında belirli koşullarda teminatların paraya çevrilmesini kabul etmiş olabilir.

Ancak böyle bir yetkinin bulunması, yatırım kuruluşunun sözleşmede ve mevzuatta öngörülen koşullara aykırı biçimde işlem yapabileceği anlamına gelmez.

Satışın hukuka uygunluğu değerlendirilirken teminat açığının gerçekten oluşup oluşmadığı, bildirim yükümlülükleri, sözleşmenin kapsamı ve gerçekleştirilen işlemin niteliği incelenmelidir.

Aracı Kurum Teminat Tamamlama Çağrısı Yapmadan Hisse Satabilir mi?

Yatırımcıların en çok merak ettiği konulardan biri, önceden bildirim yapılmaksızın hisse senetlerinin satılıp satılamayacağıdır.

Bu soruya bütün kredili işlemler için tek bir cevap verilmesi doğru değildir.

İlgili mevzuatın öngördüğü yükümlülükler, yatırım kuruluşuyla yapılan sözleşme ve somut olayın koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle hızlı fiyat hareketlerinin yaşandığı dönemlerde teminatların değerinde ani değişiklikler meydana gelebilir.

Ancak piyasanın hızlı hareket etmesi, yatırım kuruluşunun mevzuattan doğan bütün yükümlülüklerinin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Bildirimsiz satışın hukuka uygun olup olmadığı, uygulanacak düzenlemeler ve taraflar arasındaki sözleşme incelenerek belirlenmelidir.

Aracı Kurum Hangi Hisse Senetlerimi Satabilir?

Kredili işlemlerde yatırım kuruluşunun satış yetkisi, teminat ilişkisinin kapsamına bağlıdır.

Yatırımcının krediye karşılık teminat olarak gösterdiği varlıklar ile kredi ilişkisi dışında kalan varlıkların hukuki durumu aynı olmayabilir.

Örneğin belirli hisse senetleri kredi sözleşmesi kapsamında teminat olarak gösterilmiş olabilir.

Ancak bu durum, yatırım kuruluşunun yatırımcının bütün hesaplarındaki bütün varlıklar üzerinde sınırsız tasarruf yetkisine sahip olduğu anlamına gelmez.

Hangi varlıkların teminata dahil olduğu, sözleşmede verilen yetkiler ve ilgili mevzuat hükümleri incelenmelidir.

Ayrıca yatırım kuruluşunun satış sırasında uyguladığı yöntem ve işlem miktarı da hukuki değerlendirmede önem taşıyabilir.

Zorunlu Hisse Satışı Nedeniyle Zarar Edersem Tazminat İsteyebilir miyim?

Kredili işlem nedeniyle yapılan zorunlu satış sonucunda yatırımcı maddi kayba uğrayabilir.

Ancak bu zararın ortaya çıkması, aracı kurumun otomatik olarak tazminat ödemesini gerektirmez.

Örneğin yatırımcının teminat yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmeye ve mevzuata uygun biçimde satış yapılmışsa, sırf satıştan sonra hisse senedi fiyatının yükselmiş olması tazminat hakkı doğurmayabilir.

Buna karşılık teminat açığı bulunmadığı hâlde satış yapılması veya satışın ilgili hukuki yükümlülüklere aykırı gerçekleştirilmesi durumunda yatırım kuruluşunun sorumluluğu gündeme gelebilir.

Bu tür uyuşmazlıklarda hukuka aykırılık, zarar ve aralarındaki bağlantı değerlendirilmelidir.

Hisse Senetlerim Satıldıktan Sonra Fiyat Yükselirse Aracı Kurum Sorumlu Olur mu?

Zorunlu satıştan sonra hisse senedi fiyatlarının yükselmesi, yatırımcıların sıklıkla karşılaştığı sorunlardan biridir.

Örneğin teminat açığı nedeniyle hisse senetleri satılan yatırımcı, birkaç gün sonra aynı payların fiyatının önemli ölçüde yükseldiğini görebilir.

Ancak sonraki fiyat artışı, önceki satışın kendiliğinden hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez.

Öncelikle satışın gerçekleştirildiği tarihteki koşullar incelenmelidir.

Satış hukuka uygunsa yatırımcının daha sonra ortaya çıkan fiyat artışından yararlanamamış olması, tek başına tazminat sorumluluğu doğurmayabilir.

Buna karşılık satışın hukuka aykırı olduğu belirlenirse zararın hesaplanmasında fiyat hareketleri ve diğer ilgili koşullar önem taşıyabilir.

Teminat Açığı Yanlış Hesaplandıysa Ne Yapmalıyım?

Yatırımcı, aracı kurumun teminat açığını yanlış hesapladığını düşünüyorsa öncelikle hesaplamanın dayandığı kayıtları talep etmelidir.

Bu kapsamda kredi borcu, faiz ve diğer yükümlülükler, teminata dahil edilen varlıklar, kullanılan fiyatlar ve teminat değerleme esasları önemlidir.

Örneğin yatırımcı, hesabındaki belirli hisse senetlerinin teminat hesabına dahil edilmediğini veya yanlış fiyat üzerinden değerlendirildiğini ileri sürebilir.

Böyle bir durumda hesaplamanın ilgili mevzuata ve sözleşmeye uygun olup olmadığı incelenmelidir.

Teminat açığının gerçekte bulunmadığının belirlenmesi, bu gerekçeyle gerçekleştirilen zorunlu satışın hukuki değerlendirmesini etkileyebilir.

Ancak yalnızca yatırımcının kendi hesaplamasıyla aracı kurumun hesaplamasının farklı olması, işlemin mutlaka hukuka aykırı olduğunu göstermez.

Kredili İşlem Sözleşmesi Neden Önemlidir?

Kredili işlemlerde yatırımcı ile yatırım kuruluşu arasında kurulan sözleşme, tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinde önemli bir yere sahiptir.

Sözleşmede kredi koşulları, teminat yükümlülükleri, bildirim yöntemleri ve teminatların satılmasına ilişkin düzenlemeler bulunabilir.

Ancak sözleşmede bir hüküm bulunması, bu hükmün her durumda geçerli ve uygulanabilir olduğu anlamına gelmez.

Sözleşme hükümlerinin emredici mevzuata uygunluğu ve somut olaya uygulanıp uygulanamayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle zorunlu satış nedeniyle uyuşmazlık yaşayan yatırımcının yalnızca hesap ekstresini değil, kredili işlem sözleşmesini ve varsa eklerini de incelemesi önemlidir.

Aracı Kurumun Zorunlu Satış İşlemi SPK'ya Şikâyet Edilebilir mi?

Yatırımcı, aracı kurumun kredili işlemlere ilişkin sermaye piyasası mevzuatına aykırı davrandığını düşünüyorsa Sermaye Piyasası Kuruluna başvurabilir.

Örneğin teminat yükümlülüklerinin yanlış uygulandığı veya yatırımcıya ait varlıkların mevzuata aykırı biçimde satıldığı iddiası SPK'ya bildirilebilir.

SPK, görev ve yetkileri kapsamında ilgili kuruluşun faaliyetlerini inceleyebilir.

Ancak SPK'ya şikâyet edilmesi, yatırımcının uğradığı zararın doğrudan Kurul tarafından ödeneceği anlamına gelmez.

İdari denetim süreci ile yatırımcının özel hukuk kapsamında ileri sürebileceği tazminat talebi birbirinden farklıdır.

Ayrıca SPK'ya yapılan şikâyetin dava zamanaşımı sürelerini kendiliğinden durdurduğu varsayılmamalıdır.

Kredili İşlem Uyuşmazlığında Borsa İstanbul'a veya TSPB'ye Başvurulabilir mi?

Kredili işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda başvurulabilecek merci, uyuşmazlığın hangi işlem veya hizmetten kaynaklandığına göre değişebilir.

Örneğin borsaya iletilen bir satış emrinin gerçekleştirilmesine ilişkin uyuşmazlık ile kredi sözleşmesinden kaynaklanan teminat hesaplaması uyuşmazlığı aynı hukuki nitelikte olmayabilir.

Borsa işlemlerinden kaynaklanan belirli uyuşmazlıklar bakımından Borsa İstanbul'un uyuşmazlık çözüm mekanizması gündeme gelebilir.

Borsa işlemleri dışındaki sermaye piyasası faaliyetlerinden kaynaklanan ve gerekli şartları taşıyan maddi zarar taleplerinde ise Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) Müşteri Uyuşmazlıkları Hakem Heyetine başvuru imkânı değerlendirilebilir.

Ancak her kredili işlem uyuşmazlığının otomatik olarak bu mercilerden birinin görev alanına girdiği söylenemez.

Bu nedenle başvuru yapılmadan önce uyuşmazlığın kaynağı belirlenmelidir.

Kredili İşlem Nedeniyle Tazminat Davası Açılabilir mi?

Kredili işlem sözleşmesinden veya ilgili mevzuattan doğan yükümlülüklerin ihlal edildiğini düşünen yatırımcı, gerekli hukuki şartların bulunması hâlinde tazminat davası açabilir.

Örneğin teminat açığı bulunmadığı hâlde yatırımcının hisse senetlerinin satıldığı veya sözleşmede öngörülen koşullara aykırı işlem gerçekleştirildiği iddiası tazminat talebine konu olabilir.

Ancak davanın kabulü için yatırımcının yalnızca zarar ettiğini belirtmesi yeterli değildir.

İlgili yükümlülüğün ihlal edildiği, zarar doğduğu ve bu zarar ile ileri sürülen aykırılık arasındaki bağlantı somut olay çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Davanın hukuki niteliğine göre görevli mahkeme, dava şartı arabuluculuk ve zamanaşımı konuları da önem taşıyabilir.

Aracı Kurum Hisselerimi Zorla Sattıysa Hangi Belgeleri Saklamalıyım?

Zorunlu satış nedeniyle uyuşmazlık yaşayan yatırımcının öncelikle kredili işlem sözleşmesini ve ilgili eklerini saklaması önemlidir.

Bunun yanında kredi hesap ekstreleri, teminat hesaplamaları, teminat tamamlama çağrıları ve satış işlemine ilişkin kayıtlar incelenmelidir.

Yatırım kuruluşunun bildirimleri hangi kanaldan ve ne zaman gönderdiğini gösteren belgeler de önem taşıyabilir.

Örneğin e-posta, kısa mesaj, uygulama bildirimi veya diğer iletişim kayıtları, bildirimin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesinde kullanılabilir.

Ayrıca satışın gerçekleştiği tarih, saat, miktar ve fiyat bilgileri de korunmalıdır.

Yatırımcı aracı kuruma itiraz etmişse başvurusunu ve verilen cevabı saklamalıdır.

Sonuç: Teminat Tamamlama Çağrısı Sonrasında Hisse Senetlerinin Satılması Hukuka Uygun mudur?

Kredili hisse senedi işlemleri, yatırımcının daha yüksek tutarda yatırım yapmasına imkân tanırken önemli mali riskler de doğurmaktadır.

Hisse senedi fiyatlarının düşmesi nedeniyle teminat açığı oluşabilir ve yatırım kuruluşu yatırımcıdan ek teminat talep edebilir.

Teminat yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi hâlinde ise ilgili mevzuat ve sözleşme koşulları çerçevesinde hisse senetlerinin satılması mümkün olabilir.

Ancak aracı kurumun zorunlu satış yetkisi sınırsız değildir. Teminat açığının varlığı, bildirim yükümlülükleri, sözleşmenin kapsamı ve satış işleminin hukuka uygunluğu birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle kredili işlem sonucunda hisse senetleri satılan yatırımcıların yalnızca fiyat kaybına değil, satışın hangi hukuki gerekçeyle ve hangi koşullarda gerçekleştirildiğine odaklanmaları gerekir.

Hukuka aykırı bir işlem nedeniyle zarar doğduğunun belirlenmesi hâlinde, somut olayın özelliklerine göre tazminat talebi ve diğer hukuki başvuru yolları gündeme gelebilir.