Egemen Hukuk Bürosu
Cezaevinden Erken Çıkma Yolları ve İnfaz Hukuku Uygulamaları

Cezaevinden Erken Çıkma Yolları Nelerdir? Denetimli Serbestlik, Koşullu Salıverilme ve Özel İnfaz Usulleri

Bir kişinin mahkeme tarafından hapis cezasına mahkûm edilmesi, verilen cezanın tamamını mutlaka kapalı ceza infaz kurumunda geçireceği anlamına gelmez. Türk infaz hukukunda hükümlünün cezaevinde fiilen geçireceği süreyi ve cezanın nerede, nasıl yerine getirileceğini etkileyen farklı kurumlar bulunmaktadır. Bu nedenle “Ceza alan kişi ne kadar yatar?”, “Cezaevinden erken çıkmak mümkün mü?”, “Denetimli serbestlik ne zaman başlar?”, “Şartlı tahliye nasıl hesaplanır?” ve “Cezanın kalan kısmı evde çekilebilir mi?” gibi sorular uygulamada en fazla araştırılan infaz hukuku konuları arasındadır.

Öncelikle mahkemenin verdiği hapis cezası ile cezaevinde fiilen geçirilecek süre aynı kavram değildir. Örneğin hakkında belirli süre hapis cezası verilen kişinin cezaevinde ne kadar kalacağının belirlenebilmesi için yalnızca hükümde yazılı ceza miktarına bakılması yeterli değildir.

Suçun işlendiği tarih, suçun türü, hükümlünün daha önceki mahkûmiyetleri, tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı, koşullu salıverilme oranı, denetimli serbestlik şartları ve hükümlünün iyi hâlli olup olmadığı gibi çok sayıda unsur infaz hesabını değiştirebilir.

Cezaevinden çıkış bakımından en önemli kurumlardan biri koşullu salıverilmedir. Halk arasında “şartlı tahliye” olarak da bilinen koşullu salıverilme, hükümlünün cezasının kanunda belirtilen bölümünü iyi hâlli olarak infaz etmesi hâlinde kalan kısmını cezaevi dışında geçirmesine imkân veren bir sistemdir.

Koşullu salıverilme bir af değildir. Hükümlünün mahkûmiyeti ve cezası devam eder. Ancak cezanın kalan bölümü kanunda öngörülen şartlar altında ceza infaz kurumunun dışında geçirilir.

Bu nedenle “10 yıl ceza alan 10 yıl cezaevinde kalır” şeklinde doğrudan bir hesaplama yapılması çoğu durumda doğru değildir. Öncelikle o hükümlü bakımından uygulanacak koşullu salıverilme oranının belirlenmesi gerekir.

Koşullu salıverilme oranı ise bütün suçlar için aynı değildir. Bazı suçlarda genel oranlar uygulanırken bazı suçlar ve hükümlü grupları bakımından özel infaz hükümleri söz konusu olabilir.

Cezaevinden daha erken ayrılma bakımından ikinci önemli kurum denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazıdır. Denetimli serbestlik, hükümlünün cezasının belirli bölümünü ceza infaz kurumunun dışında, kendisine getirilen yükümlülüklere uyarak geçirmesine imkân sağlar.

Denetimli serbestlik de “cezanın silinmesi” anlamına gelmez. Hükümlünün cezasının infazı devam eder; yalnızca cezanın belirli bölümü toplum içerisinde denetim altında yerine getirilir.

Hükümlünün denetimli serbestlikten yararlanabilmesi için kanunda belirtilen şartları taşıması gerekir. Özellikle iyi hâl, koşullu salıverilmesine kalan süre ve tabi olduğu infaz rejimi önemlidir.

Denetimli serbestliğe ayrılan hükümlü hakkında imza yükümlülüğü, belirli programlara katılma, belirlenen bölgenin dışına çıkmama veya başka yükümlülükler uygulanabilir. Hükümlünün bu kurallara uymaması hâlinde denetimli serbestlik kararının sonuçları değişebilir ve kişinin yeniden ceza infaz kurumuna alınması gündeme gelebilir.

İnfaz sürecindeki bir başka önemli aşama açık ceza infaz kurumuna ayrılmadır. Kapalı cezaevinde bulunan hükümlünün kanundaki ve ilgili mevzuattaki şartları taşıması hâlinde açık cezaevine ayrılması mümkün olabilir.

Açık cezaevinde güvenlik rejimi kapalı cezaevine göre daha farklıdır. Hükümlülerin çalışma ve sosyal faaliyet imkânları daha geniş olabilir. Ayrıca denetimli serbestliğe ayrılma sürecinde açık cezaevine ilişkin şartlar önem taşıyabilir.

Ancak açık cezaevine geçiş de otomatik değildir. Hükümlünün cezası, suç türü, iyi hâli, disiplin durumu ve diğer infaz şartları birlikte değerlendirilir.

Cezaevinde bulunan hükümlünün iyi hâlli olup olmadığı, tahliye sürecinin en kritik unsurlarından biridir. İdare ve gözlem kurulları hükümlünün infaz sürecindeki davranışlarını değerlendirir.

Hükümlünün yalnızca disiplin cezası almamış olması her durumda iyi hâlli kabul edilmesini zorunlu kılmaz. Kurum kurallarına uyumu, yükümlülüklerini yerine getirmesi, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine yaklaşımı ile infaz sürecindeki genel davranışları değerlendirmeye konu olabilir.

İyi hâlli olmadığına karar verilen hükümlünün koşullu salıverilmesi gecikebilir. Bu nedenle müddetnamede bir koşullu salıverilme tarihi bulunması, kişinin hiçbir değerlendirme yapılmadan o gün mutlaka cezaevinden çıkacağı anlamına gelmez.

Hükümlünün cezaevinde geçireceği süreyi etkileyen önemli konulardan biri de tekerrürdür. Daha önceki mahkûmiyetleri nedeniyle hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilen kişinin koşullu salıverilme hesabı farklı olabilir.

Özellikle ikinci kez mükerrirlik bakımından güncel infaz mevzuatının incelenmesi son derece önemlidir. İnfaz hukukunda yapılan kanun değişiklikleri nedeniyle internette bulunan eski hesaplamalar güncel hukuki durumu yansıtmayabilir.

Bu nedenle sabıkası bulunan bir kişinin yalnızca toplam cezasına bakılarak yatar hesabı yapılmamalıdır. Önceki mahkûmiyetlerin tarihleri ve TCK'nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmadığı incelenmelidir.

Cezaevinde fiilen bulunma süresini etkileyebilecek bir başka imkân özel infaz usulleridir. Kanunda belirlenen şartların bulunması hâlinde bazı hapis cezalarının geceleri, hafta sonları veya konutta infaz edilmesi mümkün olabilir.

Özellikle kısa süreli hapis cezaları, kadın hükümlüler, ileri yaştaki kişiler ve belirli sağlık veya engellilik durumları bakımından özel hükümler bulunmaktadır. Ancak bu imkânlardan yararlanabilmek için kanunda aranan koşulların ayrı ayrı gerçekleşmesi gerekir.

Konutta infaz, günlük kullanımda “cezayı evde çekmek” olarak ifade edilmektedir. Konutta infaza karar verilmesi hâlinde ceza ortadan kalkmaz; hükümlü cezasını belirlenen kurallar altında konutunda infaz eder.

Konutta infazın denetimli serbestlikle karıştırılmaması gerekir. Her iki sistemde de kişi cezaevi dışında bulunabilse de hukuki dayanakları, şartları ve uygulanma biçimleri farklıdır.

Benzer şekilde gece veya hafta sonu infazında hükümlü belirlenen zaman dilimlerinde ceza infaz kurumuna girerek cezasını yerine getirir. Bu özel infaz yöntemi özellikle kişinin çalışma ve aile hayatıyla cezanın infazı arasında belirli bir denge kurulmasını sağlayabilir.

Ancak özel infaz usulünün uygulanmasına karar verilmesi, hükümlünün kuralları kendi ihtiyaçlarına göre değiştirebileceği anlamına gelmez. Belirlenen gün ve saatlere uyulmaması özel infaz usulünün sona ermesine yol açabilir.

Cezaevine henüz girmemiş hükümlüler açısından infazın ertelenmesi de önemli bir hukuki imkândır. Kanunda belirtilen koşullar altında kesinleşmiş hapis cezasının infazına başlanması belirli bir süre ertelenebilir.

İnfaz erteleme ile koşullu salıverilme veya denetimli serbestlik birbirinden tamamen farklıdır. Ertelemede cezanın infazına henüz başlanmamakta veya başlanması ileri bir tarihe bırakılmaktadır.

Hükümlünün ciddi bir hastalığının bulunması durumunda ise sağlık nedeniyle infazın geri bırakılması gündeme gelebilir. Cezaevinde bulunmasının hayatı bakımından ciddi tehlike oluşturduğu veya kanunda öngörülen ağır hastalık ve engellilik koşullarının bulunduğu durumlarda sağlık raporları üzerinden özel değerlendirme yapılır.

Her hastalık cezaevinden çıkma nedeni değildir. Hastalığın niteliği, cezaevi koşullarında tedavi imkânı, hükümlünün yaşamını tek başına sürdürebilme durumu ve yetkili sağlık kuruluşlarının raporları önem taşır.

Hamile veya yakın zamanda doğum yapmış kadın hükümlüler bakımından da infazın geri bırakılmasına ilişkin özel hükümler bulunmaktadır. Bunun yanında küçük çocuğu bulunan kadın hükümlüler açısından kanundaki şartların oluşması hâlinde özel infaz yöntemleri ayrıca gündeme gelebilir.

Bütün bu kurumlar değerlendirilirken mahsup konusu da unutulmamalıdır. Hükümlünün aynı dosya nedeniyle daha önce gözaltında veya tutuklu olarak geçirdiği sürelerin şartları varsa hapis cezasından mahsup edilmesi gerekir. Bu sürelerin hesaba katılmaması tahliye tarihinin hatalı belirlenmesine yol açabilir.

Hükümlünün cezaevinden ne zaman çıkacağını gösteren en önemli belgelerden biri müddetnamedir. Müddetnamede hükümlünün cezası, infaz hesabı, koşullu salıverilme tarihi ve hak ederek tahliye tarihi gibi bilgiler bulunur.

Ancak müddetnamede hata yapılamayacağı düşünülmemelidir. Suç tarihinin, mahsup sürelerinin, tekerrür durumunun veya uygulanacak infaz oranının yanlış değerlendirilmesi tahliye hesabını etkileyebilir.

Bu nedenle hükümlünün beklediğinden daha uzun bir tahliye tarihiyle karşılaşması hâlinde öncelikle infaz hesabının hangi verilere dayanılarak yapıldığı kontrol edilmelidir.

Ceza infaz kurumu veya infaz makamlarının bazı kararlarının hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa infaz hâkimliğine başvuru gündeme gelebilir. Özellikle disiplin cezaları, iyi hâl değerlendirmeleri ve infaz sürecindeki belirli işlemler bakımından yargısal denetim mümkündür.

İnfaz hâkimliği kararlarına karşı da kanunda belirtilen şartlar altında itiraz yolu bulunmaktadır. Bu başvurularda kanuni sürelerin kaçırılmaması son derece önemlidir.

Sonuç olarak cezaevinden erken çıkma tek bir yönteme bağlı değildir. Koşullu salıverilme, denetimli serbestlik, açık cezaevine ayrılma, konutta infaz, gece veya hafta sonu infazı, sağlık ya da gebelik nedeniyle infazın geri bırakılması gibi farklı hukuki kurumlar bulunmaktadır. Ancak bunların hiçbiri bütün hükümlülere otomatik olarak uygulanmaz. Bir kişinin cezaevinde ne kadar kalacağını belirlemek için mahkûmiyet süresinin yanında suç tarihi, suç türü, mahsup süreleri, tekerrür durumu, iyi hâl ve tabi olduğu güncel infaz mevzuatı birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle “Kaç yıl ceza aldım, ne kadar yatarım?” sorusunun doğru cevabı ancak kişinin infaz dosyasının bütünü incelenerek verilebilir.