İhbar ile Şikâyet Arasındaki Fark Nedir? Herkes Suç İhbarında Bulunabilir mi?
Günlük hayatta “şikâyet ettim”, “ihbar ettim” ve “suç duyurusunda bulundum” ifadeleri çoğu zaman aynı anlamda kullanılıyor. Ceza hukuku bakımından ise ihbar ile şikâyet aynı şey değildir. En temel fark, şikâyetin belirli suçlarda soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için suçtan zarar gören kişiye tanınmış bir hak olması; ihbarın ise bir suç işlendiği bilgisinin yetkili makamlara bildirilmesidir. Bu nedenle bir suçtan doğrudan zarar görmeyen kişi de işlenen bir suç hakkında ihbarda bulunabilir.
Örneğin sokakta hiç tanımadığınız bir kişinin darp edildiğini gördüğünüzü düşünelim. Olayın mağduru siz olmadığınız için mağdur adına şikâyet hakkını kullanamazsınız. Ancak gördüğünüz olayı polise, jandarmaya veya Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar edebilirsiniz. Yetkili makamlar da yapılan bildirimi değerlendirerek suç şüphesi bulunması hâlinde soruşturma işlemlerine başlayabilir.
Şikâyet hakkı ise herkese ait değildir. Kural olarak suçtan zarar gören kişi tarafından kullanılır. Şikâyete bağlı bir suç söz konusu olduğunda, yetkili makamların suçun işlendiğini öğrenmiş olması tek başına her zaman yeterli olmaz; kanunda aranan şikâyetin de süresi içerisinde yapılması gerekir. Bu yönüyle şikâyet, yalnızca yetkili makama bilgi verilmesinden ibaret değildir ve ceza muhakemesi bakımından hukuki sonuç doğuran bir irade açıklamasıdır.
İhbar bakımından ise temel mesele, yetkili makama suç işlendiğine ilişkin bir bilginin ulaştırılmasıdır. İhbarda bulunan kişinin suçun mağduru olması gerekmez. Bir komşu, olayın tanığı, işyerindeki başka bir çalışan veya olaydan herhangi bir şekilde haberdar olan üçüncü kişi suç işlendiğini yetkili makamlara bildirebilir. İhbarın yapılması, ihbarda bulunan kişiyi kendiliğinden davanın tarafı hâline getirmez.
İhbar veya şikâyet; Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluk makamlarına yapılabilir. Kanunda belirtilen diğer mercilere yapılan başvurular da ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Burada kullanılan başlığın “ihbar”, “şikâyet” veya günlük dilde sıkça kullanılan şekliyle “suç duyurusu” olması tek başına belirleyici değildir. Başvurunun içeriği, başvuruyu yapan kişinin olayla ilişkisi ve ortaya koyduğu irade birlikte değerlendirilir.
Bir başka önemli fark şikâyetten vazgeçmenin hukuki sonuçlarında ortaya çıkar. Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet hakkının kullanılması ve sonrasında şikâyetten vazgeçilmesi ceza soruşturmasının veya davasının devamı bakımından sonuç doğurabilir. Buna karşılık kamu adına resen soruşturulan bir suçun ihbar edilmiş olması, ihbarda bulunan kişinin daha sonra “ihbarımı geri çekiyorum” demesiyle soruşturmayı kendiliğinden sona erdirmez. Çünkü bu suçlarda soruşturmanın devam edip etmeyeceğine ihbar eden kişi değil, kanunun öngördüğü esaslar çerçevesinde Cumhuriyet savcısı karar verir.
Bu ayrım özellikle uygulamada “şikâyetimi geri çekersem dosya kapanır mı?” sorusunda önem kazanır. Öncelikle isnat edilen suçun şikâyete bağlı olup olmadığına bakılması gerekir. Şikâyete bağlı olmayan bir suçta mağdurun artık şikâyetçi olmadığını söylemesi dahi kamu davasının veya soruşturmanın kendiliğinden sona ermesi sonucunu doğurmaz. Bu durumda mağdurun sonraki beyanı delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınabilse de soruşturmanın hukuki dayanağını ortadan kaldırmaz.
İhbarın yapılabilmesi için ihbarda bulunan kişinin elinde suçu kesin biçimde kanıtlayan bütün delillerin bulunması da gerekmez. Ceza soruşturmasının amacı zaten suç şüphesinin araştırılması ve delillerin toplanmasıdır. Bununla birlikte gerçeğe aykırı olduğunu bilerek bir kişiye suç isnat etmek ayrı hukuki ve cezai sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle kişinin gördüğü veya bildiği olguları aktarması ile işlemediğini bildiği bir suçu belirli bir kişiye yüklemesi birbirinden tamamen farklıdır.
İhbar üzerine Cumhuriyet savcısı, kendisine ulaşan bilginin bir suçun işlendiği izlenimini verip vermediğini değerlendirir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısı, bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmaya başlar. Dolayısıyla ihbar, ceza soruşturmasını harekete geçiren bilgi kaynaklarından biri olabilir; ancak yapılan her ihbarın mutlaka iddianame düzenlenmesi veya kamu davası açılmasıyla sonuçlanacağı söylenemez.
Şikâyet ise özellikle kanunun soruşturmayı mağdurun iradesine bağladığı suçlarda farklı bir işleve sahiptir. Bu suçlarda mağdurun kanunda öngörülen süre içerisinde şikâyet hakkını kullanmaması, fiilin işlendiğine ilişkin deliller bulunsa dahi soruşturma ve kovuşturma yapılmasına engel olabilir. Bu nedenle “ihbarı herkes yapabilir; şikâyet hakkını ise hak sahibi kullanır” ayrımı, iki kavram arasındaki en temel farkı ortaya koymaktadır.